Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 13.10.2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz edenlerden gelen olmadı, karşı taraftan davacı vekili ... ... geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı vekili, davalı ile vekil edeninin 778 ada 10 parsel sayılı taşınmazın paylı malikleri olduğunu, dava konusu taşınmazın yurt olarak kullanıldığını, vekil edeninin kendisine isabet eden kısmı üçüncü şahsa kiralamasına rağmen davalının kullanımını engellediğini, buna ilişkin olarak ecrimisil alacağı için ... 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/54 Esas, 2010/661 Karar sayılı dosyasında 88.631,10 TL ecrimisil bedeline hükmedildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak ilk dava tarih olan 31.8.2008 ila 30.6.2011 tarihleri arasındaki 3/8 hisseye isabet eden 50.000,00 TL ecrimisil alacağının doğduğu tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, 25.11.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile 190.587,66 TL üzerinden davasını ıslah etmiştir.
Davalı vekili, ... 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/677 D.iş sayılı dosyası ile tespit yaptırdıklarını, taşınmazda 60 adet bağımsız bölümün bulunduğunu, 22 adedinin davacı ... hissesine tekabül ettiğini, 16.11.2009 tarihli ... 2.Noterliğinden davacıya ihtarname gönderildiğini, 22 bağımsız bölümü teslim etmeye hazır olduğunun bildirildiğini, Maliye Bakanlığı yoklama fişleri ve tespit sonucunda da dairelerin boş olduğunun tespit edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi dikkate alınarak davasının kabulü ile; 190.587,66 TL'nin dönem sonlarından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu taşınmazın dava açıldığı tarihte, 9.915,00 m2 yüzölçümünde arsa niteliğinde olduğu, 6196/9915 payının davalı ..., 3719/9915 payının ise davacı ... adına 11.04.2002 tarihli imar işlemi ile tapuya tescil edilmiş olduğu, taşınmazda 01.12.2017 tarihinde kat mülkiyetine geçilmş olduğu, Mahkemece yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarında, taşınmaz üzerinde zemin+5 katlı bina bulunduğunun, binada 60 adet apart daire bulunduğunun tespit edildiği, son olarak eldeki davacı tarafından eldeki davalı aleyhine, 30.04.2012 tarihinde aynı taşınmaz hakkında ecrimisil talepli dava açıldığı ve yapılan yargılama neticesinde, 01.09.2006 ila 31.01.2008 dönemleri arasında hesap edilen 88.631,10 TL ecrimisil alacağının davalıdan tahsiline karar verildiği ve kararın 21.02.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı veya kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Somut olayda, Mahkemece, davacının 31.08.2008 ila 30.06.2011 tarihleri arasındaki ecrimisil istemenin haklı olduğu gerekçesi ile toplam 190.587,66 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Esasen, davalı taraf gerek yargılama aşamasında gerekse temyiz dilekçesinde, 31.08.2007 ila 16.11.2009 tarihleri arasında hükmedilen ecrimisil alacağına bir itirazları olmadığını belirtmiştir. Şöyle ki, davalı, 16.11.2009 tarihinde, davacıya hitaben, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan binada mevcut 60 apart daireden 22 adedinin davacıya teslimi hususunda bir ihtarname düzenlendiğini ve bu ihtarnamenin davacıya 16.11.2009 tarihinde tebliğ edildiğini, iş bu tarihten itibaren de davacı 22 adet apartı teslim almadığından, davacının bu tarihten sonrası için ecrimisil talebinin kötü niyetli olduğunu savunmuştur. Bu durumda taraflar arasında asıl uyuşmazlığın, 16.11.2009 tarihinden sonra, davacının ecrimisil talebinin haklı olup-olmadığı konusunda toplanmaktadır. Her ne kadar, Mahkemece, tespit dosyasında kiraya verilmeyen odalar tespit edildiği ancak; odaların boş olmasının teslime hazır olduğu anlamı taşımayacağı ve paylaşımın nasıl olduğunun belli olmadığı gerekçesi ile, davalı vekilinin ihtarnamenin gönderilmesinden sonra ecrimisil talep edilemeyeceği yönündeki beyanının kabul görmediği belirtilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, davalı, dava konusu binada boş olan dairelerin olduğunu ispat için vergi yoklama fişleri ve Belediye Zabıta Müdürlüğü'nün çeşitli tarihlerdeki zabıtlarını sunmuş ve Mahkemece tüm belgeler üzerinden inceleme araştırma yapılmış ise de, yapılan incelenmenin dava konusu uyuşmazlığı çözmeye yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, davalı tarafın cevap dilekçesinde tanık deliline dayanarak tanık listesi verdiği, dilekçesinde tanıklarını; 22-25 adet apartın boş olduğu, davalının bu yerleri kullanmadığı konusunda, yine 02.06.2014 tarihli dilekçesi ile de, bahsi geçen yerlerin kiraya verilmediği, diğer yerlerin ise ayrı ayrı kiraya verildiği hususunda dinleteceklerini bildirdiği, ancak Mahkemece vazgeçme de olmamasına rağmen, 26.09.2014 tarihli celse de, dosyanın geçirdiği safahat nedeni ile tanık dinletme talebinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak, uyuşmazlığın çözümü ve az yukarıda belirlenen ilkeler uyanca, davacının taşınmazda kullanabileceği/kullanıma elverişli yer olup olmadığının tespiti açısından, dosyadaki diğer deliller ile birlikte davalı tarafın dayandığı tanıkların da dinlenmesi gerekmektedir. O halde, Mahkemece, yapılması gereken iş, davalı vekilinin isimlerini bildirdiği tanıkların dinlenilerek, dava konusu yerde davacının kullanabileceği/kullanmaya elverişli yerler olup olmadığının tespiti, bu yerlerin tespiti halinde, ne amaçla boş bırakıldığının ve davacının kullanımına hazır vaziyette olup-olmadığının, yine dava konusu yerin tamamen davalının hakimiyetinde olup-olmadığı hususlarının tespit edilmesi, sonrasında ise bu hususların dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi olmalıdır. Tüm bu hususlar düşünülmeden eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi yanlış olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 13.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi