Taraflar arasında görülen davada İnegöl 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 17.06.2019 tarih ve 2019/1 E. - 2019/226 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı aleyhine temliknameye dayalı olarak icra takibine geçildiğini, davalı borçlunun temlik eden şirketten alacakları olduğunu, takas def’inde bulunularak icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dışı Nilüfer Tarım Ürn. Meş. Gıd. Mad. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.'den alacaklı olduklarını, takas def’inde bulunduklarını savunarak, davanın reddine ve davacının %20 icra kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı şirket ile dava dışı Nilüfer Tarım ... Şti. arasında akdedilen “2012 yılı mal alımı satın alma firma sözleşmesi” başlıklı sözleşmede aylık 6.000,00 TL olmak üzere toplam 72.000,00 TL katılım bedelinin kararlaştırıldığı, davacı tarafça katılım bedellerine yönelik olarak kesilen iki adet faturanın dava dışı şirket kayıtlarında yer almadığı, dava dışı şirket tarafından katılım bedeli faturalarına yönelik iade faturası tanzim edildiği, taraflar arasında akdedilen sözleşmede katılım bedeli kararlaştırıldığına göre davalı tarafça dava dışı şirket adına kesilen fatura muhteviyatlarının sözleşme ile uyumlu olduğu, dava dışı şirketin iade faturası tanzim etmesinin bu kapsamda yerinde olmadığı, katılım bedeli faturalarının geçerli kabul edilmesine göre davalı şirketin dava dışı şirketten alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine; davacının takibe girişmesinde kötüniyetli olduğu dosya muhteviyatıyla ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
Hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 14.12.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Dava, temliknameye dayalı alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davalı ve dava dışı temlik eden şirketin defter ve kayıtları da incelenmek suretiyle davanın reddine dair hüküm kurulmuştur. Yerel mahkeme kararının davacı tarafından temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 19.Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda mahkemece verilen karar "... Söz konusu faturalardaki katılım bedeline ilişkin alacağın dayanak belgeleri ile ispatı gerekir. Söz konusu faturaların salt davalının ticari defterlerinde kayıtlı olması alacağın varlığını ispata yeterli değildir...." denilmek suretiyle defter ve kayıtların yeniden incelenerek temlik tarihi itibariyle alacak borç durumu belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur. Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyularak yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de, bu incelenecek katılım bedellerine ilişkin faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, dava dışı temlik eden şirketin defterlerinde ise kayıtlı olmadığı, aksine faturaların dava dışı şirket tarafından ihtarname ile iade edildiği belirlenmiştir. Kaldı ki bu tespitler yerel mahkeme kararının bozulmasından önce yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında da yer almaktadır.
Daire bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonrasında da davalının düzenlediği faturalara ilişkin hizmetin verildiğine dair bir belirleme ve tespit yapılamamıştır. İspat yükü üzerinde olan davalının iddiasını ispat etmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı gerekçeyle davanın yeniden reddine karar verilmesi doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun kararına muhalifim.