Taraflar arasındaki 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesi uyarınca tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacı vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava, 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; ... Belediye Başkanlığı'nca yapılan imar uygulaması sırasında davacının payına düşen bölümler nedeniyle hisse verilmeyerek, davacının hissesine isabet eden bölümler karşılığında lehine muhtelif parsellerde ipotek tesis edildiği, bunlardan birisinin de davaya konu 5 parselde tesis edilen 407.000,00 TL'lik ipotek olduğu, bu ipotek kaydının 14.04.1988 tarihinde davacı lehine, tapu maliki ...aleyhine tesis edildiği, taşınmazda 27.11.2011 tarihinde kat irtifakı kurulduğu, yedi adet bağımsız bölüm oluştuğu, yapılan takbis işlemleri sırasında 1,3 ve 4 no'lu bağımsız bölümlere ayrı ayrı 469.800,00 TL'lik ipotek şerhi konulduğu halde, 2,5,6 ve 7 no'lu bağımsız bölümlere ipotek şerhinin aktarılmadığı, davacının bu nedenle zarara uğradığından bahisle işbu davayı açtığı anlaşılmıştır.
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 1007. maddesi, tapu sicilinin aleniliği ve tapu siciline güven ilkelerinin yansımasının sonucu olarak, mülkiyet hakkı ya da başkaca bir aynî hak edinen kişinin, bu sicilin tutulması nedeniyle uğradığı zararın tazminine ilişkin olup, buna göre "Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.”
Türk Medenî Kanunu'nun 1007. maddesi gereğince davalı sıfatı Hazinenin olup tapu müdürlüğünün davalı sıfatı bulunmadığından tapu müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumetten reddi gerekeceği hususu düşünülebilir ise de davacının TMK'nın 1007. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle zararının varlığının kesin olarak ortaya çıkması gerekmektedir. Bozma sonrası alınan bilirkişi kurulu raporunda davacının TMK’nın 1007. maddesinden kaynaklanan zararının oluşmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğru olduğu gibi, davacı bozma ilamı sonrası sunduğu dilekçesinde ipotek bedelinin talep tarihine güncellenmiş olarak tazminini talep ettiğini belirtmiş ise de; bu talebin de mutahabı aleyhine ipotek tesis edilen kişiler olduğu gözetildiğinde, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olmadığından usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, peşin alınan temyiz ve temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 14/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.