Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Şikayet eden üçüncü kişi vekili, alacaklı tarafından borçlular aleyhine başlatılan takipte müvekkil şirketin adresinde 28.01.2016 tarihinde haciz yapıldığını, haciz işleminin takip talebinde gösterilen ve borçlulara ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste gerçekleşmediğini istihkak iddiasında bulunulduğunu, akabinde takip dosyasında İİK’nin 99. madde gereğince alacaklıya istihkak davası açması için süre verilmesinin talep edildiğini, İcra Müdürlüğünce İİK’nin 99. maddesi gereğince işlem yapılmak yerine dosyanın yetkili İcra Mahkemesine gönderildiğini, İcra Mahkemesince takibin talikine karar verildiğini, kararın tebliği üzerine süresi içinde temyiz başvurusunda bulunulduğunu, istihkak davasının kim tarafından açılacağına ilişkin karar kesinleşmediği halde, alacaklı vekilinin haciz ve muhafazaya ilişkin talebinin, “...istihkak iddia eden tarafından istihkak davası açıldığına dair kayıt bulunmadığı...” gerekçesi ile 31.03.2016 tarihinde kabulüne karar verildiğini, İcra Müdürlüğünün bu işleminin usul ve Yasa’ya aykırı olduğunu ileri sürerek, Müdürlük işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme ile şikayet başvurusunun yedi gün içinde yapılması gerektiği, sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu, Mahkemelerinde şikayete konu hacze ilişkin olarak 10.02.2016 tarihli ve 2016/124 Esas, 2016/127 sayılı kararı ile İİK’nin 97/3. maddesi uyarınca takibin talikine karar verildiğini, anılan kararın şikayette bulunan üçüncü kişi vekili tarafından 02.03.2016 havale tarihli dilekçeyle temyiz edildiği, bu durumda şikayete konu işlemin öğrenme tarihinden itibaren yedi günlük süre geçtikten sonra başvuruda bulunulduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiş, karar şikayet eden üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 16/1. maddesinde; “Kanun’un hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır” hükmüne yer verilmiştir.

Mahkemece yazılı gerekçe ile ret kararı verilmiş ise de, şikayete konu işlem İcra Müdürlüğünün 31.03.2016 tarihli haciz talebinin kabul kararı olup, başvuru 06.04.2016 tarihinde yasal süresi içinde yapılmıştır. Bu durumda Mahkemenin başvuruyu İİK’nin 96. ve 99. maddelerine dayalı şikayet olarak nitelendirmesi ve yazılı gerekçe ile ret kararı verilmesi yerinde olmamış ise de, alacaklının istihkak iddia edilen hacizde, uygulanan prosedür üzerine, Mahkemece verilen takibin taliki kararı sonrasında, haciz talep etmesi ve bu talebin kabulünde yasaya uymayan bir yön bulunmadığından sonucu itibariyle doğru olan kararın gerekçesi düzeltilmek suretiyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, hükmün redde ilişkin bölümü sonucu itibari ile doğru görüldüğünden, HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca, kararın gerekçesinin düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi