Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 21.05.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalıya ZMSS poliçesi ile sigortalı olan ve dava dışı ’nın sevk ve idaresindeki araç ile davacının sevk idaresindeki bisikletin çarpışması sonucu davacının ağır şekilde yaralandığını, dava dışı aleyhine İskenderun 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/1169 E. sayılı davada ’nın %100 kusurlu olduğunun ve davacının %12,1 oranına malul olduğunun tespit edildiğini, davalı ... şirketine geçici ve sürekli maluliyet tazminatı ile ekonomik sosyal geleceğinin sarsılmasından doğan zararın tazmini maksadıyla müracaat edildiğini, davalının sadece 13.262,00 TL ödeme yaptığını, bu ödemenin fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak kabul edildiğini, bu ödemenin gerçek zarar karşısında az olduğunu, davacının sol bacağının kısa kaldığını, gündelik işlerini dahi yapamadığını, aynı zamanda sanayide motor ustası olan davacının işinden olduğunu, emekli maaşı dışında aylık 3.000,00 TL geliri var iken kazadan sonra çalışamadığını ve bu şekilde maddi zarara uğradığını belirterek belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile daimi iş gücü kaybı zararı, sürekli iş göremezlik zararı ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zarar kalemlerinin tespit edilerek şimdilik 5.000,00 TL maddi zararın 21.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazaya karıştığı belirtilen aracın müvekkili şirket nezdinde ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacıya 29.03.2017 tarihinde 13.262,06 TL ödeme yapıldığını, bu ödeme ile müvekkilinin sorumluluğunun da sona erdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava öncesi almış olduğu kısmi ödeme tarihindeki veriler gözönüne alınarak yapılan hesaplama sonucu davacının ödeme tarihi itibariyle karşılanmamış zararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuş; İlk Derece Mahkemesince kararın kesin olduğu gerekçesiyle davacının istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; açmış oldukları davanın belirsiz alacak davası olduğunu, bu nedenle istinaf başvurusunun istinaf kesinlik sınırı altında kalması nedeniyle kesin olarak reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Adli Tıp Raporu sonucu oluşan hatalı aktüerya raporunun hükme esas alınamayacağını, mezkür trafik kazasından sonra kazaya sebebiyet veren dava dışı 'ya açmış oldukları manevi tazminat davasındaki 27.02.2017 tarihli Mustafa Kemal Universitesi Tayfur Ata Sökmen Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından müvekkili için %12,1 oranında maluliyeti tespit edilen rapor tanzim edildiğini, mahkemece hatalı hüküm kurulduğunu, Mustafa Kemal Üniversitesinin hazırlamış olduğu raporda müvekkilin malullük oranının %12,1 olma sebeplerinin tek tek açıklandığını, Adli Tıp 2. İhtisas Kurumu tarafından hazırlanan 08.02.2019 tarihli raporun hükme esas alınmaması gerektiğini, mahkemece tanık delillerinin ve emsal ücreti araştırılması taleplerinin reddedildiğini, davacının geliri hakkında bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekirken eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp 2. İhtisas Kurumu tarafından hazırlanan 08.02.2019 tarihli raporun, davacının kazadan sonraki tüm tedavi evrakları, hastane kayıtları incelenerek ve gelişen süreçte davacının yeni tarihli film ve grafileri incelenmek sureti ile kaza tarihindeki mevzuat hükümlerine uygun şekilde hazırlandığı, davacı tarafından hükme esas alınması gerektiği belirtilen Mustafa Kemal Üniversitesi Adli Tıp ABD'den alınan maluliyet raporunun ise kaza tarihinde geçerli olmayan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğüne göre belirlendiği, bu yönü ile davacı vekilinin maluliyete yönelik istinaf talebinin reddi gerektiği, taraflarca İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların Bölge Adliye Mahkemesi tarafından dinlenemeyeceği ve Bölge Adliye Mahkemesinde tarafların yeni delillere dayanamayacağı, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen konularda istinaf aşamasında talepte bulunulamayacağı, buna göre İlk Derece Mahkemesinde gelirine ilişkin olarak herhangi bir itirazda bulunmayan davacının Bölge Adliye Mahkemesinde gelirine yönelik itirazının HMK 357 maddesi gereğince dinlenemeyeceği, kaldı ki, kaza tarihinde davacının 74 yaşında olduğu, bu tarih itibarı ile davacının oto tamircisi olarak çalıştığına ilişkin herhangi bir delil bulunmamadığı, bu nedenle davacının gelirinin asgari ücret üzerinden hesaplanmasında herhangi bir yanlışlık olmadığı, ilk derece mahkemesince verilen kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ücret tespitinin hatalı olduğunu, bildirilen tanıkların dinlenilmediğini, maluliyet raporlarının çelişkili olduğunu yeniden rapor alınmasını belirtmiştir.

Uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı ile ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesine göre ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

269,85 TL 0.H.
59,30 TL P.H.
210,55 TL Kalan