SUÇLAR: Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER: Mahkumiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2015/408 Esas, 2016/237 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki 103 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci maddesi ve 62 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 24.11.2020 tarihli ve 14-2016/356407 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Dairemize tevdi edilmiştir.
Sanık ve Müdafiinin Temyiz İsteği
Her hangi bir gerekçe bildirmeksizin kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince ''Soma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sanık ... hakkında mağdur ... ...'a yönelik çocuğun basit cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddia edilerek Soma 1. Asliye Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açıldığı, Soma 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/632 Esas, 2015/130 Karar sayılı kararı ile her ne kadar sanık ... hakkında çocuğun basit cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılmaları için TCK'nun 103/1,4,109/2, 109/3-f,5,53 maddeleri gereğince kamu davası açılmış ise de; 18/06/2014 tarih 6545 Sayılı Kanunun 59. maddesi ile yapılan değişiklik ile isnat edilen çocuğun cinsel istismarı suçunun cezası 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası olarak değiştirilmiş olduğundan bu suça bakma, delilleri takdir ve değerlendirme yetkisinin 5235 sayılı Kanunun 12 maddesi gereğince Ağır Ceza Mahkemesi'ne ait olduğu gerekçesi ile Mahkememize görevsizlik kararı verdiği, Mahkememizce de karşı görevsizlik kararı verilmesi üzerine, 5271 sayılı CMK 4/2 maddesi gereğince mahkemeler arasında oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi amacı ile dosyanın Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderildiği, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2015/9943 Esas 2015/15791 Karar sayılı ilamı ile Mahkememize ait 2015/147 E. 2015/154 K. sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkememize gönderilmesine dair karar verilmiş olup dosya Mahkememize gelmekle yeniden ele alınmıştır. Mahkememizce tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sanık hakkında yapılan yargılama neticesinde, mağdur ... ...'un Soma 1. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılan keşif sırasında alınan beyanı, tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, mağdurun aşamalarda birbiri ile çelişen beyanlarda bulunduğu, yine dinlenen tanık ... ... ile mağdurun annesi ...'nın beyanlarının birbiri ile tutarlı olmadığı anlaşılmakla, mağdur ... ...'nın sanığın kendisini zorla kolundan tutarak evin içine soktuğu yönündeki beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığı, sanık tarafından herhangi bir cebir veya tehdit kullanılmaksızın mağdurun kendi rızasıyla sanıkla konuşmak için içeri girdiği, içerde konuştukları ve sanığın mağduru rızası ile öptüğü, okşadığı, her ne kadar mağdur beyanlarında kendisinin bu duruma rızasının olmadığını, rızası dışında sanığın kendisini öptüğünü ve cinsel saldırıda bulunduğunu beyan etmiş ise de; mağdurun aşamalardaki beyanları, annesi ...'nın mağdurun kendisine sadece aralarında konuştuklarını, herhangi bir şey yapmadığını söylemesi, halası Gönül Avcı'ya ise "her şey oldu bitti" şeklinde beyanda bulunması ile Soma 1. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılan keşif üzerine düzenlenen 10.05.2012 tarihli bilirkişi raporunda; olayın geçtiği yerin sokak içinde etrafında başka meskun evler olduğu, bitişiğinde ve 10 metre uzağında başka evlerin bulunduğu, herhangi bir bağırma sesinin etraftaki bina ve evlerin duyabilecek konumda olduğu şeklinde tespiti ile birlikte değerlendirildiğinde, mağdurun sanığın cinsel davranışlarına rıza gösterdiği, rızası ile karşılıklı olarak cinsel davranışlarda bulundukları, ancak mağdurun doktor raporu ile kızlık zarının normal olduğu, mağdurun olay nedeniyle ruh sağlığının bozulmadığının Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi'nin 13.07.2013 tarihli sağlık kurulu raporu ile tespit edildiği, sanığın mağdura karşı basit cinsel davranışlarda bulunduğu, cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması sureti ile gerçekleştirilmediği, sanığın mağduru cinsel istismar amacıyla kendi evleri içerisinde mağduru rızasıyla tuttuğu, ancak Adli Tıp Kurumu'nun 27 Nisan 2016 tarihli raporunda; mağdur ...'in olay tarihinde (13.01.2010) 14 yaşını bitirmiş olup 15 yaşı içerisinde olduğu ve 15 yaşını bitirmediği yönündeki tespiti karşısında, mağdur suç tarihinde 15 yaşından küçük olduğundan rızasının geçersiz olduğu, çünkü TCK.nun 103/1-a maddesi gereğince 15 yaşını tamamlamamış çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranışın suç kabul edildiği, sanığın gayri meşru bir amaç için mağduru içerde tutması nedeniyle mağduru hürriyetinden yoksun kıldığı, böylece sanığın mağdura karşı çocuğun basit cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği tüm dosya kapsamı ile anlaşılmıştır. Sanığın eylemleri için öngörülen cezanın, 6545 sayılı kanun ile değişiklik öncesi 5237 sayılı TCK'nın 103/1-a maddesinde düzenlenen çocuğun basit cinsel istismarı suçunun yaptırımın 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası olarak belirlendiği, 6545 Sayılı yasanın 59. maddesi ile TCK'nın 103. maddesinde yapılan değişiklikten sonraki hali ile 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası olduğu, belirlenen cezaların alt ve üst sınırlarının karşılaştırılması sonucunda, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık hakkında lehe düzenleme içerdiği kabul edilen 6545 sayılı Kanun ile değişiklik öncesi hali ile 5237 Sayılı TCK’nın 103/1-a maddesi uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmiş olup, suçun işleniş biçimi dikkate alınarak takdiren asgari hadden sanığın 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, dosya kapsamına göre olayda cebir veya tehdit kullanıldığına dair şüpheden uzak kesin delil bulunmadığından sanık hakkında TCK'nun 103/4 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, sanığın duruşmadaki iyi hali lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek cezasından TCK.nun 62/1 maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığa tayin edilen sonuç ceza miktarına göre sanık hakkında TCK nun 50,51 ve CMK nun 231 maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Sanığın mağdura karşı işediği sabit olan kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan, eylemine uyan TCK nun 109/1 maddesi gereğince, suçun işleniş biçimi dikkate alınarak takdiren asgari hadden sanığın 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık atılı suçu 15 yaşından küçük çocuğa karşı işlediğinden cezası TCK'nun 109/3-f maddesi gereğince 1 kat artırılarak sanığın 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık atılı suçu cinsel amaçla işlediğinden cezası TCK nun 109/5 maddesi gereğince yarı oranında artırılarak sanığın 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın duruşmadaki iyi hali lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek cezasından TCK.nun 62/1 maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığa tayin edilen sonuç ceza miktarına göre sanık hakkında TCK nun 50,51 ve CMK nun 231 maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.'' gerekçesiyle sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir.
Olayın intikal şekli ve süresi, mağdurenin tanık olarak dinlenen kardeşinin beyanı ile çelişen ve başka delillerle doğrulanmayan beyanları, savunma ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın mağdureye karşı atılı suçları işlediğine dair mahkumiyete yeter, her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığı anlaşıldığından sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş olmakla Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Gerekçede bölümünde açıklanan nedenlerle Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2015/408 Esas, 2016/237 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.12.2023 tarihinde karar verildi.