SUÇLAR: Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının aynı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu anlaşılmıştır.
Sanık hakkında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.12.2015 tarihli ve 2015/130 Esas, 2015/466 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a) Resmi belgede sahtecilik suçundan 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
b) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ve 134.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık müdafii süre tütüm dilekçesi vermiş, gerekçeli karar tebliğine rağmen ayrıntılı temyiz dilekçesi ibraz etmemiştir.
1. Ziraat Bankası .../... Şubesine ait keşidecisi ... Mobilya San. Ve tic. Ltd. Şti. olan 0076356 nolu ... 20.05.2013 keşideli, 67.000,00 TL bedelli dava konusu çekin Osman Alkan tarafından 20.09.2013 tarihinde Halkbankasına ibrazında sahte olduğu anlaşılmıştır.
2. Temyiz dışı sanık ... ... çeki banka müşterisi olması nedeniyle ücretsiz kırdırmak amacıyla akrabası ...'dan aldığını, ... ile aralarında ticari ilişki bulunmadığını beyan etmiştir.
3. Temyiz dışı sanık ..., çekte cirosu bulunmadığını ancak bu çeki ücretsiz kırdırmak amacıyla ...'a verdiğini, ...'dan o zamanlar ve halen 40.000,00 TL alacaklı olduğu, işçi ücretlerini ödemesi gerektiği nedeniyle aldığını özetle önceden doğan borcuna karşılık aldığını ifade etmiştir.
4. Temyiz dışı sanık ..., çek üzerinde cirosu imzası bulunmadığını ancak tekstil imalat işi yaptığı sırada fason iş yaptırdığı ...'a olan borcunu ödemek amacıyla bu çeki ...'a verdiğini, ödemede sıkıntıya düşmesi nedeniyle aralarında hatır ilişkisi bulunan ...'dan aldığını ifade etmiştir.
5. Sanık ... savunmasında, çekin ikinci cirantacısı olduğunu, keşideciyi, hamili ve ilk cirantayı tanımadığını, bu çeki aralarında herhangi bir mal veya hizmet alışverişi olmaksızın ...'a verdiğini, kimden ne suretle aldığını hatırlamadığını savunmuştur.
6. Katılan ... ve ..., keşideci şirket yetkili yetkilisi olduklarını dava konusu çekin kendi şirketlerine ait olmadığını, çekin hamili veya cirantalarını tanımadıklarını, keşideci yerine atılan imzanın kendilerine ait olmadığını, katılmak istediklerini ifade etmişlerdir.
7. Mahkemece, davaya konu çek yaprağının banka cevabi yazıları, takas merkezi yazısı ve katılanların beyanı ile sahteliğinin tespit edildiği, davaya konu çek yaprağının tedavüle sürülüş silsilesine bakıldığında, davaya konu çek yaprağını ilk defa tedavüle süren kişinin sanık ... olduğu konusunda tam bir vicdani kanaate varılarak sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
B. Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanık ...'ın dava konusu çeki temyiz dışı sanık ...'a hatır çeki olarak verdiğini beyan etmesi, bu savunmanın ... tarafından da doğrulanması, ...'ın ise önceden doğan borcunu ödemek amacıyla dava konusu çeki ...'a verdiğini ileri sürmesi, bu beyanın ... tarafından doğrulanması, ...'ın gerçek bir alacağını tahsil etmek için çek kabul ettiği halde alacağını tahsil edemeyerek suçtan zarar gördüğünün anlaşılması karşısında, sanık ... tarafından temin edilmiş bir menfaat olmadığı gibi; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 tarihli ve 6/8-69 sayılı kararında açıklandığı üzere, önceden doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması hâlinde, borç hileli davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı nazara alındığında; dosya kapsamından somut olayda önceden doğan borç nedeniyle suça konu senedin suçtan zarar gören ...'a verilip verilmediğinin araştırılması, bu hususta ilgililerin beyanlarına başvurulması sonucuna göre; sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde mahkumiyet kararına hükmedilmesi,
Kabule göre ise,
2. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan verilen hükümde; 5237 sayılı Kanun 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği halde, somut olayda elde edilen haksız menfaat miktarının 67.000,00 TL olduğu cihetle, adli para cezasına esas temel gün sayısının 6700 gün olarak belirlenmesi yerine 5 gün şeklinde belirlenip uygulama yapılması ve sonuç cezanın da 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi uyarınca 134.000,00 TL'ye çıkarılması suretiyle sanık hakkında fazla adli para cezası tayini,
3.Sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişiklik gözetilmeden, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğine ilişkin ihtarat yapılması,
4 5237 sayılı Kanun'un 53 ncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle sanık müdafilnin kanun yolu başvuruları itiraz merciince incelenmek üzere esası incelenmeyen dava dosyasının, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle Mahkemesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
B. Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin,29.12.2015 tarihli ve 2015/130 Esas, 2015/466 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, üye ...'ın bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm yönünden karşı oyu ile oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.12.2023 tarihinde karar verildi.
Sanık ... hakkında Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesince nitelikli dolandırıcılık suçundan TCK’nın 158/1.f-son 62/1 maddeleri uyarınca neticeten 2 yıl 6 ay hapis ve 134.000 TL adli para cezası ile cezalandırılması yoluna gidilmiştir.
Bu karar dairemizin oy çokluğuyla; sanık ...’ın temin ettiği menfaatin olmaması ve önceden doğan borç nedeniyle suça konu senedin verilip verilmediğinin araştırılması nedeniyle eksik araştırma nedeniyle verilen kararı bozmuştur.
Oy çokluğuyla verilen bozma kararına iştirak etmiyorum. Şöyleki; somut olayda; dosya kapsamınca açıkça belli olan suça konu sahte senedi, sanığımız Burak’ın kimden aldığını bilmediğini, 2. cironun kendisine ait olduğunu, 1. ciranta ve keşideciyi tanımadığını ifade ederek bu çeki temyiz dışı Feriduna destek olsun diye herhangi bir alışveriş olmaksızın verdiğini ifade ettiği, bu hususundan Feridun tarafından kabul edildiği, temyiz dışı sanık Feridun bu suça konu senedi alışverişten dolayı borcuna karşılık olarak Mahir Alana verdiği, sonradan Osman Alana verildiği, tüm tarafların birbiriyle tutarlı ifadeleriyle anlaşılmıştır. Çoğunluğun önceden doğan borç araştırılması yönündeki bozma düşüncesi bu itibarla yerinde olmadığı kanaatindeyim.
Önceden doğan borç ilişkisi nedeniyle sanığın kastı yorumlanırken, Sanık ... yönünden incelemek gerekir.
Üçüncü veya dördüncü cirantaların önceden doğmuş borçları için verilmiş olması önemli değildir.
Sanık ...’ın arkadaşı olan temyiz dışı sanık Feriduna destek olsun diye suça konu sahte senedi vermiştir. Destek arkadaşı olan Feriduna bir menfaat temini şeklindedir. Ayrıca destek verme mahiyeti itibarıyla önceden doğan bir borç ilişkisini de doğurmaz. Bu itibarla çoğunluğun eksik araştırma nedeniyle bozma düşüncesine katılmayıp, Yargıtay Cumhuriyet Savcılığının para cezası yönünde belirttiği üzere düzeltilerek onanması kanaatindeyim.
... Muhalif Üye