Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.01.2014 tarihli ve 2012/155030 Soruşturma, 2014/930 Esas, 2014/401 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası gereği cezalandırılması ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

2. Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.09.2014 tarihli ve 2014/348 Esas, 2014/47 sayılı Kararı ile icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

Katılan vekilinin temyiz isteği, sanığın maddi menfaat sağlamadığına dair somut bir delil olmadığına, kurumun itibarının zedelendiğine, tebligat zarfının yok edilmesinin kurumun maddi zararına yol açtığına, beraat hükmünün bozularak sanığın atılı suçtan cezalandırılması lüzumuna ilişkindir.

Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/46 Esas sayılı dosyasında katılan idare aleyhine verilen karara ilişkin tebliğ mazbatasının ... Evrak ve Dökümantasyon Şube Müdürlüğü Genel Evrak Bölümünde Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni olarak görev yapan sanığa teslim edildiği, sanığın teslim aldığı belgeyi görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle kayıtlara almayarak imha etmesinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağından bahisle yapılan ön inceleme neticesinde sanık hakkında soruşturma izni verildiği ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama neticesinde, katılan idarenin Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi kararına dair yaptığı temyiz başvurusunun Yargıtay ilgili dairesince usulüne uygun kabul edilerek esastan incelenmesi nedeniyle kamu zararı oluşmadığından ve kişilere haksız kazanç sağlanmadığından bahisle atılı suçun kanuni unsurlarının oluşmadığına ve atılı suçtan sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.

Ön inceleme raporunda ve iddianamede resmi belge niteliğindeki tebliğ mazbatasının sanık tarafından imha edilmesi eylemine yer verilmesi karşısında sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 205 inci maddesinde düzenlenen resmi belgeyi yok etmek suçunu oluşturup oluşturmadığı karar yerinde tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.09.2014 tarihli ve 2014/348 Esas, 2014/47 sayılı Kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz isteği ve dikkate alınan sair hususlar yönünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.12.2023 tarihinde karar verildi.