Esastan ret

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1979 yılında kurulduğunu ve yalıtım, dolgu, tıkama malzemeleri, lastikten plastikten ve kauçuktan borular, hortumlar pvc gibi ürünlerin üretimini yaptığını, müvekkilinin “saraypen” markalarının maruf ve meşhur hale geldiğini, davalının “pen sarayı saraypen pvc window&door systems” ibareli marka başvurusunun müvekkilinin markaları ile iltibas oluşturduğunu, müvekkilinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası anlamında eskiye dayalı kullanımının bulunduğunu, itirazına mesnet markaları tanınmış olduğundan aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası koşullarının da gerçekleştiğini, “...” ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının ... unsuru olduğunu, ayrıca davalı ... kişinin kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek 2017-M-7036 sayılı YİDK kararının iptalini ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında marka hükümsüzlüğü istemini ıslah ederek davalı eylemlerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, men'ini, ref'ini ve davalının müvekkilinin markalarının ile iltibas teşkil edecek marka başvuruları yapılmasının önlenmesini talep etmiştir.

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin “...” ibaresini içerir markalarını 17,19 ve 35 ... sınıflarda tescil ettirdiğini, tescilli markalarını ilgili ürünlerde tescile uygun olarak kullandığını, davacının tüm iddialarının reddinin gerektiğini, taraf markaları kapsamında yer ... malların farklı bulunduğu gibi tarafların faaliyet alanlarının da aynı olmadığını, davacının tanınmışlık iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler ile davacının itirazına mesnet markaları kapsamındaki mal ve hizmetlerin benzer olmadıklarını, davacının diğer iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının itirazına dayanak markalarından özellikle 2016/26846, 2016/26840 ve 117949 sayılı markaları yönünden taraf markalarının yüksek düzeyde benzerlik taşıdığı, taraf markaları arasında dava konusu başvuru kapsamında 17 ... sınıfta yer ... ve gerekçeli kararda açıkça belirtilen mallar ve bu malların satışına ilişkin 35 ... sınıftaki yine gerekçeli kararında açıkça belirtilen hizmetler yönünden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas ihtimalinin bulunduğu, davacının önceye dayalı hak sahipliği iddiasını ispatlayamadığı, ticaret unvanına dayalı olarak “...” ibaresinden kaynaklı hak sahipliğinin tescilli markaları kapsamında korunan emtialar ile zaten korunduğunu, markalar kapsamında benzer görülmeyen emtialarda davacı yanın herhangi bir ... hakkının mevcut olmadığı, 556 sayılı KHK'nın 8 ... maddesinin 4 üncü fıkrasındaki koşulların da bulunmadığı, öte yandan salt benzerlik iddiasının başvuru konusu edilen bir işaretin kötü niyetle tescil başvurusuna konu edildiğini ispata elverişli olmadığı, somut uyuşmazlıkta da davalının " ...” ibaresini marka olarak tescil ettirme çabası içerisinde hareket etmesi ... başına bir kötü niyet göstergesi olmamakla birlikte davalının davacı adına tescilli hem “...” hem de “saraypen” markalarının bir araya getirmek suretiyle oluşturduğu görülen dava konusu markasının açık bir şekilde davacı markalarından yararlanma amacı taşıyan ve haksız bir menfaat temini elde etme amaçlı bir marka olduğu, zira “...” ibaresi farazi, yaratılmış bir kelime olmamakla birlikte aynı yorumun “saraypen” ibaresi için yapılamayacağı, davacı ile aynı/benzer sektörde faaliyet göstermek adına işbu markayı tescil başvurusuna konu ettiği görülen davalının, başvuru kapsamında 17. sınıfın yanı sıra başvuru aşamasında çıkartılmasına karar verilen ve doğrudan davacı markaları kapsamında yer ... 19. sınıfı da içerecek şekilde başvuru konusu etmesinin de bu algıyı pekiştirdiği, ... zamandan beri tescilli olduğu görülen bir markanın neredeyse birebir aynısını tercih etmesinin kötü niyete gerekçe gösterilebilir bir eylem olarak nitelendirilebileceği, kaldı ki davalının işbu başvurudan önce de “...” ibaresini içerecek şekildeki bir kısım marka başvurularının davacı tarafça yapılan itirazlar neticesinde reddedildiği, davalının buna rağmen ... başvurular gerçekleştirmeye devam ettiği gibi işbu dava konusu başvuruda olduğu gibi davacının markalarına ... bir yanaşma çabası içerisinde olduğu, tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, dava konusu başvurunun 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi hükümlerine aykırı bir davranış biçimi olarak yorumlanabileceği, diğer taraftan davalı yanın markaya tecavüz ve haksız rekabet yaratacak şekilde fiili kullanımına ilişkin herhangi bir delilin sunulmadığı, markaya tecavüz ve haksız rekabetin ispat olunamadığı, bilirkişinin dosyada markaya tecavüz ve haksız rekabet yönünden kullanıma ilişkin yeterli delil olmadan farazi şekilde yapmış olduğu incelemenin dikkate alınamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile TÜRK PATENT YİDK'in 18.09.2017 tarih 2017-M-7036 sayılı kararının iptaline, markaya tecavüz ve haksız rekabet yönündeki talebin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının müvekkili ile aynı alanda faaliyet gösterdiğini, sürekli olarak müvekkilinin tanınmış ve ... hak sahibi olduğu "..." unsurlu markalarını taklit etmek suretiyle bu ibareyi taşıyan marka başvuruları yaptığını, bu durumun müvekkilini maddi ve manevi olarak zarara uğrattığını, davalının müvekkilinin tanınmışlığından yararlanmak çabasında olduğunu, davalı tarafın haksız olduğunu bilmesine rağmen markasını yöneticisi olduğu Tori Pvc San ..A.Ş.'ye kullandırdığını, davalının "..." unsurlu markaları kendisi kullanmasa dahi yöneticisi bulunduğu anılan şirkete kullandırmasının müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, bahsi geçen şirketin tüm ihtarlarına rağmen "..." ibareli davalı markalarını kullandığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının reddedilen talepleri yönünden kaldırılarak markaya tecavüz ve haksız rekabetin durdurulmasını, önlenmesini ve giderilmesine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili başvurusu ile davacı markaları arasında karıştırılma ve ilişkilendirilme olasılığının bulunmadığını, davacının haksız rekabet iddialarının ispatlanamadığını, esasen davacının bu yöndeki ıslahının da müphem bir durum yarattığını, müvekkilinin hangi eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiği, hangi eylemlerin marka hakkına tecavüz oluşturduğu iddiasının bilirkişi raporundan anlaşılamadığını, taraf markalarında yer ... "İstanbul" "..." "pen" "ticaret" gibi unsurların ayırt edicilikleri düşük olsa da bilinçli tüketici nezdinde farklılık yarattığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; başvuru kapsamında bırakılan mal ve hizmetlerin, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerden farklı olduklarını ve bu nedenle başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden 556 sayılı KHK'nın 8 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi koşullarının oluşmadığını, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığını belirterek kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taraf markaları arasında, başvuru kapsamında kalan 17 ... sınıf mallar ile bu malların satışına özgülenmiş 35 ... sınıf mağazacılık hizmetleri yönünden, 556 sayılı KHK'nın 8 ... maddesinin birinci fıkrası (b) bendi anlamında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen kullanıldığı ve başvuruda farklı olarak yer verilen ibarelerin başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, ayrıca dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğu, her ne kadar benzer marka başvurusunda bulunmak ... başına kötü niyetin varlığını ispata yeterli değilse de somut olayda davalı başvuru sahibinin dava konusu başvurudan önce çok sayıda yaptığı "..." ibareli marka başvurularının davacının itirazı üzerine reddedildiği ve davacının itirazına mesnet hem “...” hem de “saraypen” ibareli markalarının bir araya getirmek suretiyle oluşturduğu görülen dava konusu başvurunun davacının markalarına ... bir yanaşma çabası içerisinde bulunduğu gözetildiğinde dava konusu başvurunun iyi niyetli olduğundan bahsedilemeyeceği, öte yandan davacının markaya tecavüz ve haksız rekabet iddialarını ispatlayamadığı, bu iddiası bakımından ilk kez istinaf aşamasında sunulan delillerin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 357 nci maddesinin birinci fıkras uyarınca Dairece incelenmesinin mümkün bulunmadığı, benzer marka başvurusunda bulunmanın markaya tecavüz ve haksız teşkil etmeyeceği gibi esasen YİDK kararının iptali ile markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i davaları arasında 6100 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesi anlamında bağlantı bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince bu davaların birlikte görülmesi doğru olmamışsa da taraflarca bu yönde bir istinafı itirazı ileri sürülmediğinden bu hususun kaldırma nedeni yapılamayacağı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.

2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek temyiz başvurusunda bulunmuştur.

3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi istemlerine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

2.556 sayılı KHK' nın 8 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.