Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ve dahili davalılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonucunda, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine ve dahili davalılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı; ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda mirasbırakan ...'ndan intikal eden ve taksimde kendisine bırakılan 124 ada 1 parselin doğusunda, 530 ada 1 parselin güneyinde bulunan taşınmazın adına tespit görmesi gerekirken tescil harici bırakıldığını, taşınmazın uzun yıllar tarım arazisi olarak kullanıldığını, taşınmazın mirasbırakana ait olduğunu gösterir eski tapu kaydının da mevcut olduğunu ileri sürerek taşınmazın adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı ve dahili davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.

Of Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.11.2018 tarih 2016/98 E., 2018/626 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş; davalı ve dahili davalıların istinaf başvurusu üzerine, Of Belediyesinin istinaf giderlerini yatırmadığından 19.03.2019 tarihli ek karar ile istinaf isteğinden vazgemiş sayılmasına karar verildiği, ek kararın istinaf edilmediği, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi 18.10.2019 tarih 2019/904E, 2019/1808K. sayılı kararı ile davalı Hazine ve Trabzon Büyükşehir Blediye Başkanlığjnın istinaf isteğinin kabulüne davacı tarafın sunduğu 05.03.1976 tarih 10 sıra nolu tapu kaydının tüm tedavülleri ile birlikte getirtilmesi, revizyon görüp görmediğinin tespiti, komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanaklarının getirilmesi, dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğraflarının temini, yeniden keşif yapılarak rapor alınması için dosya Mahkemesine gönderilmiş, Of Asliye Hukuk Mahkemesi 02.06.2022 tarih 2022/621E., 2022/714K. sayılı kararı ile taşınmazın davacının sunduğu tapu kaydı sınırları içerisinde kaldığı, taşınmazın pasif dere yatağında kalması nedeniyle tapunun değerini yitirmeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 27.03.2018 tarihli raporları ve ekli krokilerinde A harfi ile gösterilen 4.128,17 m²'lik kısmın ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına tesciline karar verilmiştir.

Of Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına davalı ve dahili davalılar tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davalı ... Belediyesi vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kullanmadığını, dere yatağı olduğunu ve özel mülkiyete konu olamayacağını, zilyetlik edinilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı Trabzon Büyükşehir Belediyesi vekili istinaf dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini, iddianın ispatlanmadığını, yasal hasım olup aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücreti verilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde; tapunun tam anlamıyla uygulanamadığını, taşınmazın aktif dere yatağından pasif dere yatağına dönüştüğünü, gerekli tedbirler alındıktan sonra tescil koşullarının oluşacağının belirtildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 04.11.2021 tarihli ve 2021/686 E., 2021/1138 K. sayılı kararıyla; taşınmazın tapu kaydı kapsamında olup davacıya miras yoluyla kaldığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine ve dahili davalılar temyiz talebinde bulunmuştur.

Davalı Hazine ve dahili davalılar temyiz dilekçelerinde; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.

Dava, tespit harici bırakılan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713üncü maddesinin 1 inci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü ve 17 nci maddeleri

... Mahallesinde 2011 yılında yapılan kadastro çalışmalarında tescil harici bırakılan 27.03.2018 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 4.128,17 m2 kısmın tescili davasında; taşınmazın neden tescil harici bırakıldığının Kadastro Müdürlüğünden sorulmadığı, krokide dere ve yol arasında kaldığı, komşu 530 ada 1 parsel sayılı 2.658,29 m2 miktarlı çalılık nitelikli taşınmazın ihdas ile 25.03.2015 tarihinde Hazine adına tescil edildiği, davacının sunduğu revizyon göremediği anlaşılan Mart 1976 tarih 10 nolu tapu kaydının ... oğlu ... adına olduğu, 1378 m2 miktarlı tarlanın 4/384 payının ...’den satış suretiyle edinildiği, hudutları yön belirtilmeden tarik, ..., nehri cari ve ... ... okuduğu, geldisi Aralık 1959 tarih 28 nolu tapu kaydının da aynı miktar ve hudutlar ile ... adına hibe suretiyle kayıtlı olduğu, onun da geldisi Temmuz 1289 tarih 38 nolu tapu kaydının 1,5 dönüm tarla nitelikli olup hudutlarının tarik, ..., nehri cari ve ... oğlu ... okuduğu, maliki ...,...,... ve yeğeni ... bin ... olduğu (bu kaydında geldisi Temmuz 1289 tarih 30 nolu iktisabı hak kararı olan 1 dönüm tarla), kök tapu kaydının 1959 tarih 28 nolu tapu kaydı dışında Mart 1948 tarih 35 nolu tapu kaydının 1379 m2, tarla, 2/40 pay ... oğlu ... adına olduğu, bu kaydın gittiği Kasım 1955 tarih 99 nolu tapuda 12/288 pay ve Ocak 1956 tarih 40 nolu tapu (revizyon görmemiş) kaydında 44/288 payın ... oğlu ... adına olduğu, dosya arasına alınan Osmanlıca kayıtların çevirisine ilişkin 17.08.2017 tarihli raporda davacının sunduğu tapunun paydalarında hata yapıldığı ancak ... adına toplam 315/1440 payın olduğunun belirtildiği görülmektedir.

Somut olayda; hükme esas alınan 07.03.2018 tarihli fen bilirkişi raporunda tapu kaydının geniş bir alanı kapsadığı, her ne kadar dava konusu yere uygulanıyor ise de alan olarak tam anlamıyla uygulanamadığı, 09.09.2021 tarihli fen bilirkişi raporunda da aynı şekilde belirtildiği ve tapu geniş alanı kapsıyor ve kamuya ait sınırlar okuyorsa miktarının esas alınması gerektiği, dava konusu yere uygulaması yapılan tapu kaydı 124 ada 1 parsel dahil olmak üzere parselin devamı şeklinde olduğundan bir kısmının tapulu bir kısmının da kamulaştırılan kısma kadar alanı tapu kaydı alan olarak kapsamakta olduğu, kalan dava konusu kısım ise tescil dışı alan olduğunun belirttiği; mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından tapu kaydı hudutlarında belirtilen yolun 124 ada 1 ve 2 parselin (malikleri ... ve ...) batısında kalan eski Çaykara yolu olduğu, derenin dava konusu taşınmazın doğusundaki ...Deresi olduğu, ... tarlasının güneyinde yer alan taş ocağı olan yer olduğu (her ne kadar keşifte ... tapuda belirtilen ... kendisi olduğunu yerin taşınmazın kuzeyinde kaldığını belirtse de), ... oğlu ... taşınmazının ise dava konusu yerin güneybatısındaki 124 ada 3 parsel olduğunun belirtildiği, tapu kaydının tüm hudutları ile dava konusu yeri kapsamadığı, miktarı ile geçerli olduğu, yolun sabit olup bu sınırdan itibaren başlandığından dava konusu yerin içinde kalmadığı anlaşılmaktadır.

Öte yandan, 18.10.2021 tarihli fotogrametri uzmanı raporunda taşınmazın 1970 ve 1980 yılında pasif dere yatağında ve kumsal alanda kaldığı, zirai faaliyetin olmadığı, 1984 yılı topografik haritasında kuru ve sulu dere rumuzu ile gösterildiği, 2004 yılı hava fotoğrafında ise kısmen pasif dere yatağı kısmen kumsal alanda kısa ağaçlık (fındık bahçesi) olduğu, 20 yıllık zilyetliğin tespit edilmesinin mümkün olmadığı; 17.04.2018 tarihli jeoloji yüksek mühendisi raporunda ve 31.07.2018 ek raporunda taşınmazın pasif dere yatağında olduğu, 2-3 m kot farkı olduğu, taşkın önleme tedbirleri alınması koşuluyla tescil edilebileceğinin belirtildiği; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün dosya arasına alınan yazılarında dava konusu yerde taşkın koruma tesisi bulunmadığı, Of ilçesinin içme suyu ihtiyacının karşılandığı Solaklı Deresi Akifer Alanı içinde kaldığı, koruma altında olduğu, dere yatağının genişliğinin karşı sahilin şev dibinden itibaren 50m olacak şekilde düzenlenmesi, taşkın tehlikesinin korunması için en az 5,25m yüksekliğinde duvarın parsel boyunca yapılması, olası taşkında müdahale için koruma tesisinin arkasına devamlılığı olan 5m genişliğinde işletme-bakım yolunun bırakılması ve bu kısımda tesisi yapılmaması gerektiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan; davacı tarafından sunulan tapu kaydının sabit sınırlı olmayıp yol olarak belirlenen ve çekişme bulunmayan sabit sınırdan yola çıkıldığında dava konusu yeri kapsamadığı, zilyetlik yönünden ise dere yatağının taşkın alanında kalıp olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanımının mümkün olmadığı açıktır.

Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

Açıklanan nedenlerle;
Davalı Hazine ve dahili davalılar vekilinin temyiz itirazları değinilen yönden yerinde görüldüğünden kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde ilgili Belediyelere iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.