Asli müdahil davacı Hazine'nin davasının kabulüne, diğer davacı ve asli müdahillerin davalarının reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın müdahil davacı Hazine'nin davasının kabulüne, davacılar ... ve ... ile müdahiller ... ve ...'nın davalarının ise reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, Davacı ... ve Davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Kadastro sırasında, Antalya ili Alanya ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 104 ada 49 parsel sayılı 4.699,54 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit edildikten sonra, kadastro komisyon kararı ile, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... adlarına tespit edilmiş ve çekişmeli taşınmazın eldeki davada dava konusu olduğu gözden kaçırılarak, Alanya Kadastro Mahkemesi'nin 13.12.2002 tarihli ve 1998/170 Esas, 2002/61 Karar sayılı kararıyla verilen taşınmazın tespit gibi tesciline ilişkin karar temyiz edilmeksizin 17.02.2003 tarihinde kesinleşmiş ve akabinde taşınmaz, 19.06.2006 tarihinde, kayden satış nedeniyle davalı ... adına tapuya tescil edilmiş ve bilahare eldeki dava nedeniyle tapu kaydına davalı şerhi verilerek tutanak aslı dosya arasına alınmıştır.
2. Davacılar ... ve ... dava dilekçelerinde; vergi kaydı, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazın murisleri ... (...)' tan intikalen ve taksimen gelmekte olup murisleri adına 1943 tarihli vergi kaydı bulunduğunu, taşınmazların bir bütün halinde iken kadastroda ayrı ayrı parsel olarak davalılar adına tespit edildiğini, bu yerlerdeki kendi hisselerinin tamamen yok edildiğini belirterek, taşınmazlardaki kendi hisselerinin verilmesini talep ve dava etmişler ve yargılama sırasında müdahiller ... ve ..., davacılarla aynı nedene dayanarak davaya katılmışlardır.
3. Asli Müdahil Hazine vekili, 14.05.1999 hakim havale tarihli dilekçesi ile; çekişmeli taşınmazın boş, çalılık yer olup kimsenin zilyetliğinde bulunmadığını, imar - ihya edilen yerlerden olmadığını ileri sürerek, taşınmazın Hazine adına tescilini istemiştir.
1. Kadastro komisyon kararı uyarınca tespit maliki olan davalılar bozma öncesinde sundukları cevap dilekçelerinde ve aşamalardaki beyanlarında; davanın reddini savunmuştur.
2. Çekişmeli taşınmazı kayden satın alan davalı ... vekili bozma ilamı sonrasında dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız olduğunu, çekişmeli taşınmazın 19.6.2006 tarihinde vekil edeni olan davalı tarafından kayden satın alındığını, tapu siciline güvenerek satın alan davalının iyi niyetli olduğunu, taşınmazın imar - ihyasının tamamlandığının ve 20-25 yıldır kullanılagelen tarım arazisi olduğunun zirai bilirkişi raporlarıyla da belirlendiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 28.10.2014 tarihli ve 2014/44 Esas, 2014/203 Karar sayılı önceki kararı ile; " ... katılan Hazinenin dava konusu yaptığı parsel yönü itibarıyla iddiası sübuta erdiği, dava konusu parselde kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik koşulları, ne asıl davacı ve katılan ne de birleşen davacı gerçek kişiler nezdinde gerçekleşmediği, taşınmazın ekonomik olarak değerlendirilebilecek vasıfta bulunduğu ... " gerekçesiyle, taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun 18 inci uyarınca ham toprak vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
1. İlk Derece Mahkemesinin 28.10.2014 tarihli ve 2014/44 Esas, 2014/203 Karar sayılı kararı, davacılardan ... tarafından temyiz edilmiştir.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 13.6.2017 tarihli ve 2015/9281 Esas, 2017/4533 Karar sayılı ilamıyla; " .... Çekişmeli taşınmazı kayden satın alan tapu maliki ...’ın İsveç uyruklu olduğu dikkate alınarak Konsolosluk aracılığı ile yerleşim yeri adresi yöntemince araştırılmadan, duruşma gün ve saatini bildirir davetiye ile gerekçeli kararın, akit tablosunda esas vekaletname örneğinde yer alan adresine Tebligat Kanunu'nun 35 inci maddesine göre tebliğ edilmesinin hatalı olduğu ve bu nedenle usulünce taraf teşkili sağlanmadığı açıklanarak, usulünce taraf teşkilinin sağlanması ve bundan sonra davaya devamla tarafların bildirdikleri deliller toplanarak uyuşmazlığın esastan çözülmesi ..." gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; " .... dava konusu yerde hiç bir şekilde ekonomik amacına uygun tarımsal faaliyette bulunulmadığı, hava fotoğraflarına göre 1950 ve 1980' li yıllarda taşınmazın münferit çalı ve ot türleri ile kaplı hali arazi olduğu, ziraat bilirkişi raporunda, dava konusu 104 ada 49 sayılı parselin yaklaşık 20 - 25 yıldan bu yana kullanılagelen tarım arazisi olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiş ise de raporun keşif tarihi nazara almak suretiyle hazırlandığı ve keşif tarihinden başlayarak geriye doğru gidildiğinde 20 - 25 yılın 1990'lı yıllara tekabül ettiği, kadastro komisyon tespit tarihinin 03.12.1997 olduğu da dikkate alındığında, dava konusu taşınmazda imar ve ihya olgusunun bulunmadığı gibi kazanmayı sağlayacak 20 yıllık sürenin de dolmadığı, davacı ... ve ... ile katılanlar 1943 (1944) tarih 127 tahrir nolu vergi kaydına dayanmışlarsa da zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydının hukukça değer taşımayacağı, bu itibarla katılan Hazine'nin davasının sübuta erdiği ... " gerekçesiyle, davacılar ... ve ... ile müdahiller ... ve ...'nın davalarının reddine, müdahil davacı Hazine'nin davasının kabulüne, çekişmeli Aliefendi Köyü 104 ada 49 parselin kadastro tespitinin iptali ile ham toprak vasfıyla Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı ... ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davacı ... temyiz dilekçesinde özetle; çekişmeli taşınmazın dedelerinden kalan ve vergide kayıtlı tarım arazisi olduğunu, mahkemenin taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunmadığı şeklindeki gerekçesinin yerinde olmadığını, delillerinin yeterince incelenmediğini ileri sürerek, su sebeplerle ve re'sen dikkate alınacak diğer nedenlerle, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; çekişmeli taşınmazın 19.6.2006 tarihinde vekil edeni olan davalı tarafından kayden satın alındığını, tapu siciline güvenerek satın alan davalının iyi niyetli olduğunu, taşınmazı satın aldığı tarihte taşınmaz üzerinde davalı şerhi bulunmadığını, taşınmazı tapu siciline güvenerek satın aldığını, şerhin satın almadan yaklaşık 8 yıl sonra konulduğunu, Türk Medeni Kanunu'nun 1023 üncü maddesi uyarınca vekil edeninin iyiniyetinin korunması gerektiğini, kaldı ki taşınmazın imar - ihyasının tamamlandığının ve 20 - 25 yıldır kullanılagelen tarım arazisi olduğunun zirai bilirkişi raporlarıyla da belirlendiğini açıklayarak, bu sebeplerle ve re'sen dikkate alınacak diğer nedenlerle hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazın vasfının ne olduğu, kadastro tespit tarihine kadar taşınmaz üzerinde taraflar yararına zilyetlikle edinim koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmemiş ise çekişmeli taşınmazı kayden satın alan davalı yönünden 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1023 üncü maddesinin somut olayda uygulanıp uygulanamayacağı noktalarında toplanmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 1,14,17 ve 18 inci maddeleri ile 4721 sayılı Türk Medeni kanunu'nun 1023 üncü maddesi,
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davacı ... ile davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Ancak; 3402 sayılı Kanun’un 1 nci maddesi uyarınca kadastro hakimi, infazı mümkün ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorunda olup, kadastro komisyonu kararı ile çekişmeli taşınmazın maliki değiştiğine göre, İlk Derece Mahkemesince " komisyon kararının iptaline " karar verilmesi gerekirken, " tespitin iptaline " karar verilmiş olması ve yine, çekişmeli taşınmazın eldeki davada dava konusu olduğu gözden kaçırılarak tapuya tescili sağlandığından, bir diğer ifade ile tapu kaydı oluştuğundan, söz konusu tapu kaydının da iptaline karar verilmesi gerekirken bu hususun gözden kaçırılmış olması isabetsiz ve bozmayı gerektirmekte ise de, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Davacı ... ile davalı ... vekilinin, sair temyiz itirazlarının yukarıda (V.C.3.1) nolu bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE,
Davacı ... ile davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (V.C.3.2) nolu bentte yazılı nedenlerle kamu düzeni de gözetilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan " kadastro tespitinin iptaline " ifadesinin hükümden çıkartılmasına ve yerine " kadastro komisyon tespitinin ve tapu kaydının iptaline " ibarelerinin yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacı ... ile davalı ...' e iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.