Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ... 'ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, sahtecilik hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakan eşi ....'ın ölümü ile 25 parça taşınmazdaki paylarının davalı üvey oğlu... tarafından, yerine başka birisinin tapu müdürlüğüne götürülerek, sahte ve usulsüz işlemi ile sözde kendisi satın alıp hemen akabinde de muvazaalı satış işlemi ile diğer davalı oğlu ....'e tapuda devrettiğini, davalılar ile arasında bir satış işlemi olmadığı gibi tapuya gidip imza da atmadığını, resmi işlemlerde imza yerine parmak bastığından satışa konu belgelerdeki imzaların kendisine ait olmadığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Davalılar, eşinin ölümünden sonra yeniden evlenmek isteyen davacının eşinden kalan taşınmazlardaki payını satarak taşınmazların bulunduğu köyden ayrıldığını, temlik sırasında davacının tapu dairesinde hazır bulunduğunu, resmi akitteki imzanın davacıya ait olduğuna dair iki tanık huzurunda işlem yapıldığını, aynı akitle pay temliki yapan başka paydaşların da olaya şahit olduğunu, davacının okur-yazarlık belgesi mevcut olup resmi kurumlarda yaptığı başka işlemlerde de imza kullandığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalı ...'nın sahte imza ile davacıdan satın aldığı hisseleri daha sonra oğlu ...'e devrettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 25 parça taşınmazın davacı ...'in eşi, davalı ...'nın babası olan mirasbırakan ... adına kayıtlı iken 24.01.1988 tarihinde ölümü ile mirasçılarına intikal ettiği, davacı ... ile davalı üvey oğlu ... arasında iki tanık huzurunda düzenlenen ....Noterliğinin 01.06.1989 tarih, 16286 yevmiyi sayılı "Düzenleme Miras Hissesinin Devri Sözleşmesine" göre; "davacı murisi ve eşi ...'den intikali lazım gelecek olan Kovalı köyü hudutlarında bulunan taşınmazlardakı hisselerinin tamamını üvey oğlu ...'a MK'nın 612.maddesi gereğince devrettiğini ve devir bedellerini aldığını" beyan edip beyanını parmak izi ile onayladığı, daha sonra davacının mirasbırakanı...'den intikal eden 26 parça taşınmazdaki payının 17.04.1996 tarih 39 yevmiye no.lu işlemle davalı ...'ya satıldığı, akitte bizzat hazır bulunan davacının imza bilip, okuma yazma bilmediği gerekçesiyle iki tanığın huzurunda imza atarak işleme katıldığı, ayrıca aynı akitle... payının da yetkili vekili... tarafından davalı ...'ya satıldığı, davacının da aslında 01.06.1989 tarih, 16287 yevmiyeli vekaletname ile taşınmazlardaki payının satışı için ...'a yetki verdiği halde 17.04.1996 tarihli akde bizzat katıldığı, davalı ...'nın daha sonra taşınmazların bir kısmını davalı oğlu....'e satış yoluyla temlik ettiği görülmektedir.
İddianın ileri sürülüş biçimi ve içeriği itibariyle, 17.04,1996 tarih, 39 yevmiye no.lu satış akdinde kullanılan imzanın davacıya ait olmadığı, akde davacının yerine başka birinin katıldığı iddiasına dayanıldığı açıktır.
Ne var ki; mahkemece, 17.04.1996 tarih, 39 yevmiye no.lu resmi senetteki imzanın ve 01.06.1989 tarih, 16287 yevmiye no.lu genel vekaletname ve yine aynı tarih ve 16286 yevmiye no.lu miras hissesinin devri sözleşmesindeki parmak izlerinin davacıya ait olup olmadığı yönünde yapılan incelemede .... Dairesinin 13.09.2012 tarihli raporunda; "...inceleme konusu noterlik belgelerindeki parmak izlerinin tam net basılı olmaması nedeniyle, parmak izlerinin teşhisinde esas olan karekteristik sürre, delta, papil şeritleri ve bifurkasyonların net seçilememesi sonucu davacıya ait olup olmadığının tespit edilemediği, yine inceleme konusu 17.04.1996 tarih,39 yevmiye no.lu resmi senetteki imzanın basit tersimli imzalar olması nedeniyle aidiyetinin, bu meyanda davacının eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği..." şeklinde rapor verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece hükme yeterli bir araştırma ve inceleme yapıldığı söylenemez.
Şöyle ki; taraflar arasında düzenlenen miras hissesinin devri sözleşmesi incelenmemiş, sözleşmede tanık olarak bulunan kişiler dinlenmemiş, taşınmazdaki zilyetlik durumu araştırılmamış, resmi akitte imzası olan diğer paydaşların bilgisine başvurulmamış, ayrıca yine akitte imzanın davacının eli ürünü olduğuna şahitlik eden akit tanıkları dinlenmemiştir.
Hal böyle olunca; gerektiğinde yerinde keşif yapılarak taraflar arasında düzenlenen miras hissesinin devri sözleşmesi de irdelenmek suretiyle taşınmazlardaki zilyetlik durumunun açıklığa kavuşturulması, yine taşınmazlardaki payını davalıya satış suretiyle temlik eden diğer paydaş ...'nın vekili olan ...'ın dinlenerek davacının paylarını davalıya gerçekten satıp satmadığının araştırılması, resmi akit sırasında davacının tapuda olup olmadığının, ve imzanın davacı tarafından atılıp atılmadığının tanıklardan sorulması, davacının başka kurumlarda imza kullanıp kullanmadığının araştırılması, toplanan ve toplanacak delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken değinilen hususlar üzerinde durulmaksızın noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalıların temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı HMK’nun geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.