Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı alacaklı vekili, 15.03.2013 tarihinde haczedilen menkullerin borçluya ait olduğunu, 3. kişinin borçlu şirketin eski çalışanı olduğunu belirterek 3. kişinin istihkak iddiasının reddi ile tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili, hacze konu mahcuzların müvekkiline ait olduğunu, borçlunun yanından ayrıldıktan sonra farklı işlerde çalıştığını, edindiği birikimler ile haczin yapıldığı işyerini açtığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, 3. kişinin bir süre yanında çalıştığını, ancak 2008 yılında ayrıldığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davalı- 3. kişinin istihkak iddiasının yerinde olduğu, davacı alacaklı tarafından ileri sürülen muvazaa iddiasının yerinde olmadığı, haciz tutanağındaki mahcuzların kayden davalı 3. kişiye ait olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklı tarafından İİK’nun 99. vd. maddesi uyarınca açılan istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı alacaklı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı alacaklı vekilinin hacze konu 1 adet Xerox marka 4110 model fotokopi makinesine ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Dosyada bulunan delillerin değerlendirilmesi sonucunda, ödeme emrinin tebliğ edildiği ve dava konusu haczin yapıldığı adresin "857 Sok. No:
5-A Konak/İzmir" olduğu, 3. kişinin borçlu şirketin eski çalışanı olduğu, borçlu şirket ile 3. kişinin faaliyet alanlarının aynı olduğu, 3. kişinin borcun doğumundan sonra haciz mahallinde kırtasiye ürünlerinin satışına başladığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, İİK’nin 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü ve bu yasal karinenin aksinin davalı 3. kişi tarafından kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir. İspat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip davalı 3. kişinin sunduğu, isteyen her kişi adına düzenlenmesi olanaklı, borcun doğumundan sonra düzenlenmiş bulunan fatura ve yine borcun doğumundan sonra düzenlenmiş adi yazılı kira sözleşmesi karinenin aksini ispata yeterli değildir. Tüm bu olgular karşısında, davalı 3. kişi tarafından mülkiyet karinesinin aksi ispatlanamadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.