Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı 3. kişi ... vekili, davalı alacaklı ... tarafından, borçlu... aleyhine, ... İcra Müdürlüğü'nün 2012/8834 Esas sayılı dosyasıyla yapılan icra takibi sırasında, 16.05.2012 tarihinde haczedilen taşınırların müvekkiline ait olduğunu, haczin yapıldığı işyerini yaklaşık 3 yıldır müvekkilinin çalıştırdığını, kendisinden önce de ... tarafından bu işyerinin işletildiğini, faturaları bulunan ve...'a ait olan mahcuzların, dükkan müvekkiline devredilirken müvekkili adına faturalandırıldığını belirterek istihkak davalarının kabulüyle, taşınırlar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı ile kocası ve aynı zamanda borçlu olan ... ve oğulları ... arasında sürekli olarak bir mal alım satımı yapıldığını, bu hukuki tasarrufların, borçlarını ödemekten kurtulmak için yapılan muvazaalı işlemler olduğunu, borçlunun tebligat adresinin haciz adresi olup, haciz sırasında da borçlunun hazır bulunduğunu, ana-oğul arasındaki satış ve devir ilişkisinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, takip konusu çekin tanzim tarihinin 15/01/2012, vade tarihinin ise 15/02/2012 tarihi olup, hacze gidilen ve ... adına kayıtlı olduğu anlaşılan kasap dükkanının 11/09/2007 yılında ... tarafından açıldığı ve dükkan içinde bulunan menkul malların 14/09/2007 tarihinde satın alındığı, buna ilişkin faturaların dosyada bulunduğu, aynı dükkanın bu kere de 17/12/2010 tarihinde ...'a devredildiği ve 28/12/2010 tarihininde de içindeki menkul malların devralındığına dair fatura tanzim edilmiş olduğu hususları dikkate alındığında, bu tasarruf işlemlerinin borcun doğumundan çok önceki bir tarihte yapılmış ve tamamlanmış olduğu, kasap dükkanı ve içinde bulunan menkul malların borçlu ...'a ait olduğuna dair herhangi bir resmi kayıt bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karar davalı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı istihkak davası niteliğindedir.
Haczin takip ve borçlu adresinde yapılmış olması, haciz sırasında borçlunun mahallinde hazır bulunması, dolayısıyla, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. Mülkiyet karinesinin aksinin davacı 3. kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekir. Davacı 3. kişi tarafından sunulan faturalar her zaman temini mümkün belgelerden olup vergi levhası da karinenin aksini kanıtlayacak nitelikte değildir. Davacı, davasını muvazaadan arınmış belgelerle kanıtlayamamıştır.
O halde, Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
23.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.