Esastan Ret
Taraflar arasındaki meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalı şirketin idaresinde bulunan Bursa Doğalgaz Çev. Santral İşletmesi Müdürlüğünde 16.09.2008 tarihinden 15.06.2011 tarihine kadar aralıksız olarak çalıştığını, müvekkilinin işyerinde temizlik elemanı olmasına rağmen kendisine vazifesi dışında hidrojen tüpleri ile atık kimyasal maddeler taşıttırıldığını, bu işi yaptırırken hiçbir koruma önlemi alınmadığını, müvekkilinin işe devam ederken solunum ve ortopedi ile ilgili problemler yaşamaya başladığını, yapılan tetkikler neticesinde astım/koah ve ileri derecede fıtık hastalığına yakalandığını, doktorlarca bu hastalıkların işyerindeki ağır şartlardan kaynaklı meslek hastalıkları olduğunu, özellikle kimyasalların ciğerlerinde tahribata sebep olduğunu iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, zamanaşımı ve husumet itirazında bulunduklarını, müvekkili kurumun ihale makamı olduğunu, davacının meslek hastalığına maruz kaldığına dair bir sağlık raporu bulunmadığını, davacının vazifesi dışında malzeme taşıttırıldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, teknik şartnamede belirtildiği şekilde İş Sağlığı ve Güvenliği tedbir ve talimatlarına uyulduğunu, koruyucu giyim malzemelerinin işçilerin işvereni olan firma tarafından verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, hükme esas alınan raporların denetime ve hüküm vermeye elverişli raporlar olmadığını, davaya konu alanda işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda uzmanlar ile aralarında ortopedi ve göğüs hastalıkları uzmanı hekimin de bulunduğu kişilerden oluşturulacak yeni bir bilirkişi kurulundan; işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına uygun yargısal denetime elverişli, ayrıntılı irdeleme içeren ve verilen kusur oran ve aidiyetlerinin yanında kusur gerekçelerini de gösteren, meslek hastalığının niteliği de dikkate alınarak kaçınılmazlık faktörünün değerlendirildiği, yine dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişkilerin giderildiği kusur raporu alınıp, dosyada mevcut deliller ışığında yapılacak değerlendirmeyle sonuca varılması gereğinin gözetilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu iddialara ilişkin Meslek Hastalıkları Hastanesinin 23.03.2015 tarihli raporunda mesleki pataloji saptanmadığının belirtildiği, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı İstanbul Sosyal Güvenlik Müdürlüğü Sağlık Kurulunun 25.01.2016 tarihli raporunda meslek hastalığının saptanmadığının ifade edildiği, S.S. Yüksek Sağlık Kurulunun 30.04.2018 tarihli raporunda sol diz moniskopati rahatsızlığının mesleki olmadığına karar verildiği, yine davacının itirazı ile S. S. Yüksek Sağlık Kurulundan alınan 08.09.2021 tarihli raporda da; "Sigortalıda Göğüs Hastalıkları ve Astım Hastalığı açısından mesleki hastalık bulunmadığına" karar verildiği, davacı tarafından Yüksek Sağlık Kurulu raporlarına itiraz edilmediğinin görüldüğü, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının gerek Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı İstanbul Sosyal Güvenlik Müdürlüğünün 25.01.2016 tarihli raporu, gerek S.S. Yüksek Sağlık Kurulunun 30.04.2018 ve 08.09.2021 tarihli raporu, gerekse Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesinin 26.02.2015 tarihli raporlarında davacının iddia ettiği şekliyle ortopedi ve solunum yollarıyla ilgili yasada belirtilen şekilde meslek hastalığının bulunmadığı ve malul kalmadığı anlaşıldığından, Mahkemece sübut bulmayan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, meslek hastalığı nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49,50,51,52,56 ve 417 nci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13,14,16,18,19,21 ve 95 inci maddeleridir.
1. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtayın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir.
2.5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinde iş kazasının 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 nci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir.
3.5510 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19 uncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir.
4.5510 sayılı Kanun'un 95 inci maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
5.Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
6.Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
7.Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda meslek hastalığı olduğu iddia olunan hastalığın tespiti yönünden alınan rapora aşamalarda davacının itiraz ettiğinin anlaşılması karşısında Mahkemece yapılacak iş, yukarıda açılandığı şekilde Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu ve gereği halinde Adli Tıp 2. Üst Kurulundan rapor alınmak suretiyle sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir.
8. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
9. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz eden davacı vekilinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen ek karar bozulmalıdır.
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2. Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.