Esastan ret

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 20.02.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat Selin Üçüncü dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sahibi olduğu dava konusu gemi yükünün tahliye limanı Aliağa'da, davalı ... San. A.Ş. tarafından tahliye edildiğini, davalı şirkete ait sahil vincine bağlı kepçe vasıtasıyla 21.06.2016 tarihinde tahliye yapılırken, vinçin geminin kıç perdesine çarpmasıyla geminin yakıt tankından bir numaralı ambar içine yakıt sızdığını ve yükte ağır hasar meydana geldiğini, gemi kaptanının davalı şirkete aynı gün hasar ihbarında bulunduğunu, davalının gemideki hasarın tamirini üstlendiğini, ancak daha sonra bu kararından vazgeçtiğini ve müvekkile bu durumu bildirdiğini, müvekkilinin ihtarname çekmesine rağmen talebi yerine getirmediğini, zararın ise geminin günlük işletme masrafları ve kayıpları 16.516 USD, geminin çekme maliyeti 6.047,40 USD, delinen yakıt tankından zayi olan mazot maliyetinin 8.012,50 USD, onarım bedeli ile B/V Class kuruluşundan alınan hizmet karşılığı nezaret ücreti 3.500 USD, geminin sefer kaçırmasından ötürü mahrum kalınan kâr 80.000 USD olmak üzere toplam 114.075,90 USD zararın oluştuğunu, ayrıca yük alıcısı/sigortacıdan gelebilecek muhtemel hasar tazminat davası ile ilgili olarak P&I Sigorta şirketinin küvertürünün sağlanması halinde müvekkilinden kesilecek 8.000 USD tutarındaki muafiyet bakiyesinin ve diğer zarar talebinin oluşabileceğini ileri sürerek davalıdan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 114.075,90 USD'nin 3095 sayılı Kanun m. 4/a gereğince dava tarihinden işleyecek USD para birimi cinsinden mevduatta uygulanan en yüksek faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait sahil vinci operatörünün vinç kepçesini davacıya ait Kerim Gemisinin kıç perdesine çarpması ile yakıt tankının delindiğini, bir numaralı ambarın yakıt tarafından kirletildiğini, iddia olunan zararın meydana gelmesinde davacının müvekkil ile arasında sözleşmesel ilişki bulunmamasından dolayı adam çalıştıranın sorumluluğuna 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 66 ncı maddeye dayandığını aynı maddenin ikinci fıkrasına göre müvekkilinin sorumluluktan kurtuluş imkanının bulunduğunu, zira çalışan durumundaki vinç operatörünü seçerken işi ile ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken tüm özeni gösterdiğini, vinç operatörünün İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünde ayrıntılı olarak belirlendiği üzere operatörlük belgesi sahibi kimselerin vinç operatörü olarak istihdam edilmesi nedeniyle yeterlilik belgesine haiz olduğunu, hasara sebebiyet veren operatörün 01.12.2014 tarihinde işe alındığını ve belirsiz süreli iş akdi yapıldığını, sağlık raporu da istendiğini, talimat verirken de özenli davrandığını, böylece Ege Gübre San. A.Ş. İş Sağlığı ve Güvenliği El Kitabının kendisine verildiğini, ayrıca meslek içi eğitime tabi tutulduğunu, adam çalıştıranın denetim ve özen görevini tam olarak yerine getirdiğini, vinç operatörünün verdiği hasarda operatörce yapılan işlemler konusunda müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, aynı maddenin üçüncü fıkrası gereğince çalışma düzeninin zararın doğumunu önlemeye elverişli olduğunu, uygun yeterlilikte araç sağlanması ile birlikte vincin periyodik olarak denetlendiğini, vincin kullanıma elverişli olduğunu, kısacası zararın vincin operatörünün hatalı kullanımından meydana geldiğini, müvekkilinin iş sözleşmesini 28.06.2016 tarihinde fesh ettiğini, iddia olunan zararların da gerçeği yansıtmadığını, yoksun kalınan karın da ancak yoksun kalındığının ispatlanmasıyla doğabileceğini, geminin bu tahliyeden sonra başka bir yük alıp almadığının gemi jurnalinden ve liman kayıtlarından anlaşılabileceğini, seferden dolayı 80.000 USD zarara maruz kalındığının ispatlanmasının gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı Çetinkaya Shipping LTD'ye ait Kerim adlı gemiye emtia yüklemesi yapılırken davalı şirkete ait Gantry Creyn niteliğindeki tekerlekli vincin hatalı işlemi sonucunda geminin kıç bölgesine çarpmasıyla delik açıldığı ve yakıt tankından 1 numaralı ambar içine yakıt sızdığı ve hasar oluştuğu, geminin tamir süresinin 4 gün olması nedeniyle günlük işletme maaliyeti olan 4.000 USD'den 16.000 USD işletme maaliyeti, yine geminin Aliağa'dan İstanbul'a çekilmesi nedeniyle 1 günlük işletme maaliyeti ve acente masrafları da dahil 4.877,39 USD, geminin class kuruluşu olan Bureu Veritas'ın düzenlediği 12.07.2016 tarihli faturayla 3.585,21 USD zararının olduğu, yakıt kaybı olarak 28 ton yakıt kaybının bulunduğu, yakıt kaybı bedelinin 7.409,42 USD olarak belirlendiği, böylece toplam zararın 31.872,02 USD olarak belirlendiği, davalı ... San. AŞ nin adam çalıştıranı sorumluluğu hükümlerine göre sorumlu bulunmadığını, ancak 6098 sayılı Kanun'un 71 inci maddesine göre tehlike sorumluluğunun bulunduğu ve kanun koyucunun bu nitelikte büyük tehlike ortaya çıkaran araçların veya tesislerin kullanılmasında, işletilmesinde işletenlerin sorumluluğunun bulunduğunu kabul ettiği, aynı Kanun'un 71/4 maddesine göre zararın denkleştirilmesinde davacının ispata göre bazı zararlarının ispatlandığı, bazılarının da ispatlanamadığı gerekçesi ile 31.872,02 USD zararının kabulü ile davalıdan dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun madde 4/a daki faizi ile tahsiline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin sorumluluğunun temeli adam çalıştıranın sorumluluğu olduğunu, vinç operasyonun motorlu araç işletmesiyle bir tutulamayacağını, müvekkilinin sorumluluktan kurtulabilmek için gerekli özeni göstermiş olduğunu ispatladığını, dökme yük gemilerinin güvenli bir şekilde yüklenmesi ve boşaltılması hakkındaki yönetmelik dikkate alındığında sorumluluğun gemi kaptanına ait olduğunu, somut olayda vinç kepçesinin gemiye çarpması anlık olup kontrolünün de imkansız olduğunu, vinç operasyonu esnasında gemi ambarında serdümenin bulunmasının da serdümenin hayatını riske atacağını, gemideki hasarın tamiri hususundaki uyuşmazlıktan dolayı gemi fazlaca beklemek zorunda kaldığını, günlük işletme maliyetinin en fazla iki gün üzerinden hesaplanması gerektiğini, müvekkili tarafından yapılan iyiniyetli tamir talebinin müvekkili ile ilgisi olmayan, P&I ile ilişkilerindeki ihtilaftan dolayı reddedildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

haksız fiil sorumluluğuna dayalı alacak davasıdır.

6098 sayılı Kanun 66,71 inci maddeleri

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.