Başvuruların esastan reddi

Taraflar arasındaki markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, sonuçlarının ortadan kaldırılması ve maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "Loremen" ibareli markaların sahibi olduğunu, davalılara ait iş yerinde 16.05.2012 tarihinde yapılan delil tespitinde, "Loremen" ibaresini taşıyan 45 adet kolide bu ibareyi taşıyan ayakkabılar bulunduğunun tespiti edildiğini, davalıların tespite rağmen tecavüz teşkil eden fiillere devam ettiğini öğrenmeleri üzerine suç duyurusunda bulunduklarını, kolluk kuvvetlerince davalıya ait iş yerinde 14.06.2012 tarihinde yapılan aramada, "Loremen" markasını taşıyan 771 çift ayakkabı ele geçirildiğini, davalı şahsın bu eylemi sebebiyle yargılanıp ceza aldığını, keza yine müvekkilinin şikayeti üzerine Mersin Gümrüğünde yapılan aramada, davalının "Loremen" ibaresini taşıyan 1822 çift ayakkabıyı ihraç etmeye çalıştığının tespit edildiğini ve söz konusu ayakkabılara el konulduğunu, davalıların eyleminin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, menine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 50.000,00 TL manevi ve 150.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; "Loremen" ibaresinin dava dışı ... adına 16.05.2009 tarihinde Suudi Arabistan'da marka olarak tescil edildiğini, müvekkillerinin bu şahıs tarafından "Loremen" markalı ayakkabı üretimi konusunda yetkilendirildiklerini, bu üretimin sadece ihracat amaçlı olup müvekkillerin bu suretle ürütülen ürünleri Suudi Arabistan'a ihraç ettiklerini, iç pazarda satmadıklarını, müvekkillerin eyleminin usulüne uygun lisans hakkına dayanmakta olup hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafın yurt dışına sattığı ürünlerde davacı tarafa ait tescilli "Loremen" markasını birebir kullandığı, kullanımın sipariş üzerine olduğu beyan edilmiş ise de marka hukukunda ülkesellik prensibinin geçerli olduğu, davalıların davacı adına tescilli markayı kullanabilmesinin ancak davacının izni ile mümkün olabileceği, davalıların eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, davacı yanın tazminatın davalının markayı kullanarak elde ettiği kazanca göre belirlenmesini talep ettiği ancak davalının ticari kayıtlarına göre tazminatın bu şekilde hesaplanmasının mümkün olmadığı, bu nedenle maddi tazminatın, davalı tarafın cirosu, markanın değeri, ele geçen ürün miktarı ve hakkaniyet gözetilerek 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 ve 51 inci maddelerine göre 100.000,00 TL olarak takdir edildiği, keza davacı tarafın markasının değeri, davalının izinsiz kullanımı, kullanım şekli, tarafların dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumları ve hakkaniyet gereği manevi tazminatın da 15.000,00 TL olarak takdir edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, menine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 100.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada mevcut 01.08.2017 tarihli kök bilirkişi raporunda ve buna ek olarak alınan 29.03.2018 tarihli ek raporda söz konusu davaya konu üretim işinden davalıların 23.799,52 TL gelir elde ettiklerinin defter kayıtlarından anlaşıldığı ve bu rakamı değiştirecek her hangi yeni bir belgenin davacı tarafından dosyaya sunulmadığının belirtildiğini, bu raporlar çerçevesinde 100.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca el koymaya ve imhaya ilişkin hüküm maddelerinin de aynı şekilde haksız olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

2. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların eyleminin ağırlığı ve müvekkilinin uğradığı zarar gözetildiğinde Mahkemece hüküm altına alınan tazminatların düşük olup hakkaniyetle bağdaşmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, sonuçlarının ortadan kaldırılması ve maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsili istemine ilişkindir.

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 9 uncu, 61 inci ve 66 ıncı maddeleri.

3. 6098 sayılı Kanun'un 50 inci maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.