Davaların reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Kadastro sırasında, .... Köyü çalışma alanında bulunan 107 ada 43 parsel ... 271.986,46 yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek, taşlık vasfıyla, Hazine adına tespit edilmiş; 107 ada 52 parsel ... 1.111.734,16 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, kamu orta malı olarak mera vasfıyla sınırlandırılmıştır.
2. Davacı ..., asıl dosyaya sunduğu dava dilekçesinde; .... Köyü 107 ada 43 parsel ... taşınmazın bir bölümü hakkında, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, bu bölüme ilişkin kadastro tespitinin iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
3. Birleşen dosyada ise, davacı ... ve diğer davacılar ... ve ... dava dilekçelerinde; Kars ili Digor ilçesi Saklıca Köyü 107 ada 43 ve 107 ada 52 parsel ... taşınmazlara yönelik olarak, tapu kaydı, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların müştereken adlarına tescilini talep etmişlerdir.
Davalı taraf cevap dilekçesi vermemiş, aşamalardaki beyanlarında davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 11.2.2016 tarihli ve 2013/86 Esas 2016/11 Karar ... kararı ile, davacıların dayanağı tapu kayıt ve krokisinin dava konusu yerleri kapsadığı, tapunun hükmen tescil edilmiş olması ve ilamın taraflarından birinin Hazine olması nedeniyle tapu kayıtlarının Hazineyi bağlayacağı, bilirkişi raporuna ekli krokide bildirilen kısımlarının rızai taksime konu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 11.02.2016 tarihli ve 2013/86 Esas 2016/11 Karar ... kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 16 Hukuk Dairesinin 09.04.2019 tarihli ve 2016/6329 Esas, 2019/2574 Karar ... ilamıyla; ".. yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmadığı gibi kayıt uygulamasına ilişkin yetersiz beyanlar ve denetime elverişsiz teknik bilirkişi raporları esas alınmak suretiyle hüküm kurulmasının da isabetsiz olduğu; ayrıca dosyaların birleştirilmesinden önce yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında gösterilen yerler ile birleştirme sonrasında yapılan keşifte gösterilen yerler arasında kısmi farklılıklar olduğu halde bu husustaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulmasının isabetsiz bulunduğu ve çekişmeli taşınmazlar hakkında dava açmadığı veya açılan davaya usulünce katılmadığı ve bu nedenle de davada taraf olmadığı anlaşılan İlhan Gönen yararına dava konusu 107 ada 52 parsel ... taşınmazın (P) ile gösterilen 12.536,53 metrekarelik, 107 ada 43 parsel ... taşınmazın ise (L) ile gösterilen 12.353,71 metrekarelik bölümleri yönünden tescil hükmü kurulmuş olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğu açıklanarak, komşu köylerde oturan ve davada yararı bulunmayan, elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, tarafların aynı şekilde bildirecekleri tanıklar, ziraatçı bilirkişi ve fen bilirkişisinin katılımıyla mahallinde yeniden keşif yapılması ve bu keşifte davacıların dayanağını oluşturan 01.09.1969 tarih ve 77 sıra numaralı tapu kaydının yöntemince mahalline uygulanması ve tapu kaydında yazılı sınırların tek tek ve ayrı ayrı belirlenmesine çalışılması, bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağı tanınması, tapu kaydının çekişmeli taşınmazın davaya konu bölümlerine kısmen veya tamamen uyduğunun anlaşılması halinde, sabit sınırından itibaren uzman bilirkişi tarafından miktarınca kapsam tayin edilmesi ve kayıt miktar fazlası kaldığının belirlenmesi halinde, bu bölüm yönünden yöntemince mera ve zilyetlik araştırması yapılması; özellikle yapılan önceki keşiflerde, çekişmeli 107 ada 43 parsel ... taşınmaza ilişkin alınan beyanlarda, her ne kadar taşlık vasfıyla Hazine adına yazılmış ise de, bu taşınmazın mera vasfında olduğunun beyan edildiğinin ve 02.04.2015 tarihli zirai bilirkişi kurulu raporunda da mera vasfında olduğunun ve davacıların iddia ettiği taşınmaz bölümleri ile mera ve taşlık alan arasında yapay veya doğal bir engel olmayıp bir bütün halinde olduğunun değerlendirildiği dikkate alınarak, kayıt miktar fazlası olan bölümün meradan kazanıldığının kabulü gerekip gerekmediğinin de düşünülmesi; tapu kaydının, tescil ilamının davacısı Mihrali Gönen adına kayıtlı olup intikalde görmediği dikkat alınarak, tapu kayıt malikinin mirasçıları arasında iddia edildiği gibi taksimin söz konusu olup olmadığı ve taksim söz konusu ise kime hangi bölümün isabet ettiğinin sorulup saptanması; tapu kaydının, çekişmeli taşınmaz bölümlerine ait olmadığının ve taşınmazın kadim ve eylemli mera olduğunun anlaşılması halinde meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi neye ulaşırsa ulaşsın hukuken değer taşımadığının düşünülmesi gereğine ve kabule göre de 43 parsel ... taşınmazın tespit maliki Hazine olduğu halde, taşlık vasfı ile ... adına tapuya tespit ve tesciline dair hüküm kurulmasının ve ayrıca dava konusu olmadığı halde davacılardan ... adına tespit edilen 107 ada 20 parsel ... taşınmazın tutanağının da davalı hale getirilerek bu taşınmaz hakkında da hüküm kurulmasının isabetsizliğine " değinilerek ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "... davacı ... ve sonrasında ise çocukları tarafından kendi kullanımlarındaki taşınmazları, güneydeki komşu mera ve Hazine arazisine doğru genişlettikleri; güneye doğru inildikçe zemindeki taş miktarında ve toprağa gömülü yerli kaya miktarında artış bulunduğunun gözlemlendiği; söz konusu tapu kaydının davacıya ait dava konusu olmayan 107 ada 20 parsele revizyon gördüğü, dayanak tapu kaydında 27.000,00 m2 olan yerin A harfi ile gösterilen yer olduğu, B harfi ile gösterilen yerin ise revizyon sonucu oluşan ve 107 ada 20 parsele ekleme yapılan 9.462,50 m2 alanın olduğu ve toplam 36.462,41 m2 olarak tapuya kaydedildiği, davacı ...'in iddia ettiği ekli kroki-2 de F harfi ile gösterilen 107 ada 43 parsel içerisinde kalan 11.552.47 m2 alanın, G harfi ile gösterilen 107 ad 25 parsel içerisinde kalan 2.112,91 m2 alanın aralarında sınır olmadığı, taşınmaz bölümlerinin toprak özellikleri, eğim ve bitki örtüsü bakımından mera ile benzer özellik gösterdiği ve bir bütün oluşturduğu, her ne kadar taşınmazlardan bazılarının sınırlarına taşlar dizilmiş olsa da genel itibarıyla sınırlar mera ve taşlık vasfında bulunan parseller aleyhinde genişletilebilir nitelikte olduğu, söz konusu taşınmazların evveliyatın mera olduğu, zilyetlikle iktisabı mümkün olmadığı .." gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine, çekişmeli 107 ada 43 parselin taşlık vasfı ile Hazine adına tespit gibi tesciline; 107 ada 52 parsel ... taşınmazın mera vasfı ile Hazine adına mera özel siciline kaydına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacıların dayanağı tapu kaydının mahkeme kararı ile elde edildiği, tapu kayıt ve krokisinin dava konusu yerleri kapsadığının keşfen tespit edildiği, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmek suretiyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafça dayanılan tapu kaydının çekişme konusu taşınmazlara uyup uymadığı; uymuyor ise çekişmeli taşınmazların özel mülkiyete konu yerlerden olup olmadığı; çekişmeli taşınmaz bölümlerinin evveliyatının ne olduğu ve meradan açma olup olmadıkları noktasında toplanmaktadır.
6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 1,14,17,18 ve 20 nci maddeleri,
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 ... Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davacı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir
2. Ancak; çekişmeli 107 ada 52 parsel ... taşınmaz, mera olarak sınırlandırılmış olup, meraların mülkiyet hakkı Hazineye, kullanım hakkı ise ilgili köy tüzel kişiliğine aittir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli 107 ada 52 parsel ... taşınmazın tespit gibi mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline kaydına karar vermekle yetinilmesi gerekirken, hüküm fıkrasının "3)" nolu bendinde " mera vasfı ile Hazine adına mera özel siciline kaydına " şeklinde hüküm kurulması isabetsiz ve bozmayı gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 ... Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Davacı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının, yukarıda (V.C.3.1) nolu bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE,
Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (V.C.3.2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, kamu düzeni de gözetilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (3) numaralı bendindeki " Hazine adına " ibaresinin hükümden çıkartılmasına ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.