Esastan ret

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "panda" esas unsurlu birçok tanınmış markanın sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin ise bu markalarla karıştırma ihtimali yaratacak derecede benzer nitelikteki "just panda" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı Kuruma başvurduğunu, başvuruya yapılan itirazın reddi kararına itirazın ise YİDK tarafından kısmen yerinde görüldüğünü ve başvuru kapsamından 35/01-04. sınıfta yer alan bir kısım hizmetlerle 25. ve 28. sınıfta yer alan malların satışına özgülenmiş 35/05. sınıf mağazacılık hizmetlerinin çıkarıldığını, diğer mallar yönünden ise müvekkili itirazının reddine karar verildiğini, müvekkilinin “PANDA” markasının tanınmış marka olarak tescilli olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkilinin markaları arasında iltibas bulunduğunu, markaların asli unsurlarının ortak olduğunu, tüketicilerin dava konusu markaları taşıyan malların aynı işletmeden geldiğini ya da üreticileri arasında ekonomik, organik bağlantı bulunduğunu düşünmelerine yol açacağını, böyle bir durumda karıştırılma ihtimalinin kaçınılmaz olduğunu, "panda" esas unsurlu davalı başvurusunun müvekkilinin seri markalarından biri olduğu imajını yaratacağını, müvekkili markalarının toplum nezdinde tanınmışlığının mevcut olması halinde iltibas teşkil eden markanın farklı sınıflarda tescilli olsa dahi tüm sınıflar açısından hükümsüz kılınması gerektiğini, davalının başvurusunda yer alan “just” ibaresinin İngilizce olup Türkçe karşılığının “yalnızca” anlamına geldiğini ve başvuruya konu olan sınıflarda çok sayıda kullanılan genel bir ibare olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2018-M-5041 sayılı kararının iptali ile 2017/23036 numaralı dava konusu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

1.Davalı ... davaya cevap vermemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu markanın kapsamından tescil kapsamında bulunan ve davacı markasının hizmetlerine benzer 35. sınıftaki bir takım hizmetlerin çıkarıldığını, dava konusu marka kapsamında kalan mal/hizmetlerin davacı markaları ile aynı/aynı tür mal/hizmetleri kapsamadıklarını, ilintili ya da ilişkili olmadıklarını, somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası şartlarının bulunmadığını, aynı Kanun maddesinin beşinci fıkrası kapsamında belirtilen markanın tanınmışlığından haksız bir yarar sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi şartlarının da oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, somut uyuşmazlık açısından aynı Kanun maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanma imkânı bulunmadığı, davacının dayanak markalarının tanınmışlığını tevsike elverişli delil ibraz etmediği, dava konusu markanın tescili kapsamındaki mal/hizmetler bakımından davacı markalarının tanınmışlığı kabul edilse dahi aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası anlamında bir tescil engelinin bulunmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu yönündeki iddiaların ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece eksik inceleme ile tanzim edilmiş olan çelişkili, denetime ve hüküm kurmaya elverişsiz bilirkişi raporuna yaptıkları itirazlar dikkate alınmadan karar verildiğini, dava konusu markaların telaffuz, yazılış itibariyle birebir aynı olduklarını, dava konusu marka başvurusunun müvekkil firmanın tanınmışlığına zarar vereceğini, davalı yan tarafından tescil müracaatına konu edilen “just panda” markasının müvekkili firma markalarıyla aynı/benzer sınıfta yer almasının ve müvekkili markalarının tüketiciler nezdinde yaratmaya çalıştığı/yarattığı algıya benzer bir algının yaratılmaya çalışılmasının, tüketicilerin işbu markayı taşıyan malların aynı işletmeden geldiğini ya da üreticileri arasında ekonomik, organik bağlantı bulunduğunu düşünmelerine yol açacağını, böyle bir durumda ise karıştırılma ihtimalinin kaçınılmaz olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar taraf marka işaretleri arasında benzerlik mevcut ise de dava konusu başvurunun kapsamında kalan 25. sınıf mallar ve 35. sınıf hizmetlerle, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetler arasında benzerlik olmadığından, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, dosya kapsamı ile davacı markalarının tanınmış olduklarının ispat edilemediği, ancak davacı tarafça söz konusu markaların dondurma malları bakımından tanınmış olduğu ileri sürüldüğünden, söz konusu markaların dondurma ürünleri yönünden tanınmış oldukları kabul edilse dahi başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin, dondurma ürünü ile hiçbir yakınlığının olmadığı gözetildiğinde, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası koşullarının somut olayda bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğüne ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının b ve c bentleri.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.