İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2020/800 E., 2022/270 K.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 01.12.2016 tarihli iddianamesi ile sanığın suç işlemeye alenen tahrik etme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suçlarından cezalandırılması talebi ile dava açılmıştır.

2. Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.02.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suçundan beraatine, sanık hakkında suç işlemeye alenen tahrik etme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 214 uncu maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 25.02.2022 tarihli ve 2020/800 Esas, 2022/270 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii, katılan vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında,
a- 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendi, 62 nci maddesi ve 53 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b- 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mahkûmiyet hükmünün kaldırılarak beraatine karar verilmiştir.

Sanık müdafinin temyiz istemi; kararın hakkaniyet ilkelerine aykırı olduğuna, sanığın suçu işlemediğine, çelişkili karar verildiğine, suçun unsurlarının oluşmadığına ve beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
Katılan vekilinin temyiz istemi; usul ve kanuna aykırı kararın sanık aleyhine bozulması gerektiğine, eylem sübuta ermesine rağmen suç işlemeye tahrik suçundan beraat kararı verilmesinin yerinde olmadığına, hürriyeti tahdit suçundan hükmolunan ceza miktarının az olduğuna ilişkindir.

1. Dava konusu olay, 30.03.2016 tarihinde 15 yaşını ikmal etmeyen mağdur çocuk .... ile 15-18 yaş grubunda yer alan mağdur çocuk....'ın sanığın iş yerinde çalıştıkları, sanığın katılan ... tarafından sevgilisinin rahatsız edildiğini söyleyip mağdur çocuklara yaşlarının küçük olduğunu, az ceza alacaklarını, ....'ın gözünü korkutmak için yaraladıkları takdirde onlara para vereceği vaadinde bulunup otogardan birer adet bıçak alıp kendilerine verdiği, ....'ın bulunabileceği adresleri gösterdiği, mağdur çocukların Süleyman'ı takip etmeye çalıştıkları ancak yaralamak için herhangi bir girişimde bulunmadıkları, icra hareketine başlamadıkları, mağdur çocuk Gökhan'ı ailesinin bilgisi ve dışında sanığın evinde misafir ettiği, ....ın ise evine gittiği ve bu suretle atılı suçların işlendiği iddiasına ilişkindir.

2. Kolluk görevlilerince hazırlanan 01.04.2016 tarihli yakalama ve teslim tutanağı dosyada mevcuttur.

1- Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hüküm yönünden;

Olaylar ve olgular bölümündeki tespitler, mağdurların aşamalardaki anlatımları, tanık beyanları, olayın kolluğa intikal şekli, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanaklar, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın, davaya konu eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin kabulünde hukuka aykırılık bulunmadığı, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından olay tarihinde 15 yaşından küçük olan mağdur çocuk ....a gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Sanık hakkında kişiyi suç işlemeye alenen tahrik etme suçundan kurulan hüküm yönünden;

Olay ve olgular bölümündeki tespitler, sanık savunması, mağdurların aşamalardaki anlatımları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın, kişiyi suç işlemeye alenen tahrik etme suçundan cezalandırılabilmesi için "tahrikin belirli bir kişiye değil belirsiz kişilere yapılmasının gerekmesi", ayrıca suçun unsuru olan "aleniyet" koşulunun gerçekleşmemiş olması ve suçun unsurlarının gerçekleşmemiş olması, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 25.02.2022 tarihli kararında sanık müdafii ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.02.2024 tarihinde karar verildi.