Kısmen Kabul

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz, davacı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili özetle; müvekkili davacının davalının işyerinde taşeron işçisi olarak çalışmaktayken meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığı, iş kazasının gerçekleşmesinde davalının kusurlu olduğundan bahisle 146.678,48 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılamaya konu iş kazası nedeniyle davacının %8,30 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelişinde davacının %20, davalının %80 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 15.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacının kendilerinin işçisi olmadığını, Kamu İhale Kanunu çerçevesinde ihaleyi alan firmaların işçisi olarak çalıştığını, müvekkilinin işçilerinin işe alınmalarında, her yıl yenilenen ihalelerde yeni firmayla iş akdi yaparak çalışmaya devam etmelerinde ve işten ayrılmalarında hiçbir şekilde müdahil olmadığını, teşekkülün sadece ihale makamı olup muhatabın ihaleyi kazanan firma olduğunu, davanın husumetten reddi gerektiğini, kazanın davacının tamamen kendi kusurundan kaynaklandığını, davacının iş güvenliği kurallarına uygun davranması halinde bu denli yaralanmayacağını, gerek sendika yardımlaşma sandığından gerekse çalışma arkadaşları tarafından toplanan 5.000,00 TL'ye yakın nakti yardım da aldığını, faiz başlangıç tarihi ve oranının mevzuata aykırı olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile karar ve ilam harcına hükmedilirken hatalı hüküm kurulduğundan bahisle davalının istinaf isteminin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 15.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davalı işverenin kusurundan kaynaklı meydana gelen kazada tüm sorumluluğun işverene ait olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını tekrarlamış ayrıca davacının tespit edilen sürekli iş göremezlik oranını kabul etmediklerini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361/2 nci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi.

a. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacının, dava açmada hukuki yararının bulunması dava şartlarından olduğu gibi temyiz kanun yoluna başvuracak olan tarafın da başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. 6100 sayılı HMK 361/2 nci fıkrasında "Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir" düzenlemesi vardır.

Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir. (HMK 364/2-f bendine göre temyiz dilekçesinde "Temyiz sebepleri ve gerekçesi" bulunmak zorundadır) Aksi halde temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı kabul edilir. Kötü niyetle temyiz, davanın gereksiz yere uzamasına ve yargı organlarının yersiz meşgul edilmesine yol açar.

Somut olayda, davacının İlk Derece Mahkemesi'nce verilen karara karşı istinaf yoluna başvurmadığı, Bölge Adliye Mahkemesi'nin temyiz incelemesine konu kararında davacı taraf aleyhine olmak üzere herhangi bir değişikliğin de bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz yoluna başvurmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin temyiz incelemesine konu Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

B.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan reddine,

2.Davalı vekilinin yerinde görülmeyen diğer tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.