Davanın kabulüne

Taraflar arasındaki mükerrer kadastronun iptali davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün yargılama giderlerine yönelik olarak davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Kadastro sonucunda,.... Köyü çalışma alanında bulunan 622 (yeni 27549 ada 2 parsel) ve 623 (yeni 27549 ada 4 parsel) parsel ... sırasıyla 171.763,00 ve 117.354,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, Hazine adına 25.07.1990 tarihinde tespit ve 27.08.1990 tarihinde tescil edilmiş; .... Köyü çalışma alanında bulunan 355 ada 1 parsel ... 11.456,62 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, ... İntepe adına 07.07.1997 tarihinde tespit ve 22.10.1998 tarihinde tescil edildikten sonra, satış yoluyla 23.11.2010 tarihinde davalı ... adına tapuda kayden intikal ettirilmiş; 355 ada 2 parsel ... 2.329,13 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1/3'er payla ... İntepe, Hidayet İntepe ve ... adlarına 07.07.1997 tarihinde tespit ve 02.10.1998 tarihinde tescil edildikten sonra, ... İntepe'ye ait pay intikal yoluyla 20.02.2009 tarihinde davalı ... ve müşterekleri adına tapuda kayden intikal ettirilmiş; 356 ada 2 parsel ... 10.468,23 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, 1/2'şer payla Mehmet ... ve .... adına 03.07.1997 tarihinde tespit ve 02.10.1998 tarihinde tescil edildikten sonra, Mehmet ...'ya ait pay intikal yoluyla 23.11.2011 tarihinde davalı ... ve müşterekleri adına tapuda kayden intikal ettirilmiştir.

Davacı Hazine; Hazine adına kayıtlı 622 ve 623 parsel ... taşınmazların bir bölümü ile davalılara ait çekişmeli 355 ada 1,2 ve 356 ada 2 parsel ... taşınmazların bir bölümünün mükerrer olduğunu ileri sürerek, mükerrer kadastro işleminin iptali istemiyle dava açmıştır.

Davalı ...; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine dair verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "Hazinenin talebinin, mükerrer kadastrodan kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, iddianın ileri sürülüş biçimi ve talep sonucuna göre istemin mülkiyet hakkına yönelik olduğu, mülkiyet istemine yönelik taleplerin uygulama kadastrosu sırasında gözetilmesi ve buna bağlı olarak Kadastro Mahkemesi’nde davaya konu edilmesi mümkün olmadığından tarafların iddia ve savunmalarına göre gösterecekleri deliller toplanıp değerlendirilmek suretiyle davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi ve sonuçlandırılması gerekirken yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesinin" isabetsizliğine değinilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "14.05.2021 tarihli bilirkişi raporu ve ekli krokide dava konusu taşınmazların (A), (B), (C) harfleri ile gösterilen kısımlarında mükerrerlik olduğu, mükerrerliğin aynı yerin ikinci defa tapulanmasından kaynaklandığı, Hazine adına tescil ve kesinleşme işleminin daha önce olduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli 355 ada 1 parsel ... taşınmazın 14.05.2021 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide gri renkle (A) harfi ile gösterilen 2.240,27 metrekarelik bölümünün mükerrer tapu kaydının iptali ile taşınmaz 9.216.35 metrekare yüzölçümlü olarak; 355 ada 2 parsel ... taşınmazın aynı bilirkişi raporuna ekli krokide gri renkle (B) harfi ile gösterilen 86.67 metrekarelik bölümünün mükerrer tapu kaydının iptali ile taşınmaz 2.242,46 metrekare yüzölçümlü olarak; 356 ada, 2 parsel ... taşınmazın aynı tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide gri renkle (C) harfi ile gösterilen 248.78 metrekarelik bölümünün mükerrer tapu kaydının iptali ile taşınmazın 10.219.45 metrekare yüzölçümlü olarak tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, yargılama giderlerine yönelik olarak davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.