Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Sanık hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 21.07.2015 tarihli kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmiştir. Karar 20.08.2015 tarihinde kesinleşmiştir.
B. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 09.12.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, dördüncü fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
C. Adana 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.02.2016 tarih, 2015/795 Esas, 2016/154 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi ve 51 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
D. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; basit yargılama usulünün uygulanmaması nedeni ile hükmün bozulması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Sanığın temyiz sebepleri özetle; gereğinin yapılması talebine ilişkindir.
22.06.2015 tarihinde kolluk görevlilerinin yapmış oldukları denetimler sırasında nehir kenarında durumundan şüphelendikleri sanığın elinde bulunan siyah el çantasının fermuarının açık olduğu ve beyaz poşetin görülmesi üzerine içerisinde esrar bulunduğu tespit edilerek sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmiş, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile iddianame tanzim edilip açılan kamu davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la yapılan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde yapılan değişiklikle ceza miktarının artırılarak “iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası” olarak düzenlendiği, 5271 sayılı Kanun'un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." olduğu gözetildiğinde temyiz konusu dosyada suç tarihinin 22.06.2015 olduğu görülmekle basit yargılama usulü uygulanmasına ilişkin tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 17. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 01.02.2016 tarih, 2015/795 Esas, 2016/154 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.12.2023 tarihinde karar verildi.