Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince maddi tazminat davasının reddi, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 24.12.2014 tarihinde sevk ve idaresindeki aracıyla seyir halindeyken davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki, davalı ... tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı araç ile çarpışması sonucunda araçta yolcu olarak bulunan müvekkili ...'in yaralandığını, müvekkilinin kazadan ötürü eski sağlığına kavuşamadığını ve psikolojisinin bozulduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 500,00 TL maddi tazminatın davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen, 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalı ...'ten tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 12.06.2017 tarihli dilekçesiyle dava dilekçesinde zuhulen geçici iş göremezliğe ilişkin talebin esasen sürekli iş göremezliğe ilişkin olduğunu belirtmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde bahsi geçen aracın müvekkili şirkete 25.02.2014-2015 tarihleri arasında zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu poliçeden dolayı sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında ve poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, dava öncesinde davacı tarafından müvekkiline başvuruda bulunulmadığını, bu nedenle davalının temerrüde düşmediğini, meydana gelen kazada sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, tazminatın belirlenebilmesi için tüm delillerin toplanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ...'in cevap dilekçesinde; yetki itirazında bulunarak yetkili mahkemenin Niğde Mahkemeleri olduğunu, kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olmadığını, kazadan sonra davacıya gerekli şekilde yardımcı olduğunu, manevi tazminat taleplerini kabul etmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı yönünden açılan davanın 2016/497 esas sayılı dosyadan tefrik edildiği, İstanbul 2. İhtisas Dairesinden alınan rapora göre kalıcı maluliyetin bulunmadığı, iyileşme süresinin 1,5 aya kadar uzayabileceği, karşı aracın tam kusurlu olduğu gerekçesiyle maddi tazminata yönelik davanın reddine, manevi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulü ile 2.500,00 TL manevi tazminatın davalı ...'ten talep gibi 11.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte bu davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde;alınmış olan maluliyet oranına itiraz ettiklerini, usul ve yasaya uygun olmadığını, müvekkilinin yaşadığı mağduriyetle uyuşmadığını, müvekkili hakkında maddi tazminatın reddi kararının hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın oldukça düşük takdir edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; HMK'nın 357. maddesinde "İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz." hükmünün düzenlendiği, davacı vekiline Adli Tıp Kurumu maluliyet raporunun usulüne uygun şekilde 29.05.2019 tarihinde tebliğ edildiği, ancak vekili tarafından rapora karşı yargılama aşamasında süresi içinde herhangi bir itirazda bulunulmadığı, bu nedenle davacı vekili yönünden süresinde maluliyet raporuna itiraz edilmemekle kesinleşen rapora karşı artık istinaf aşamasında itiraz edilemeyeceği, davacının maluliyet ölçüsü nazara alınarak 24.12.2014 tarihinde meydana gelmiş kazadan kaynaklı davacının geçici işgöremezlik zararının 1.278,79 TL olduğu, ancak davacı vekilinin 12.09.2017 tarihli dilekçesi ile açıkça ve tereddütte yer vermeyecek biçimde kalıcı maluliyetten kaynaklı tazminat isteminde bulunduğu, somut olayda 30.03.2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı ...'in sürücüsü ve işleteni olduğu aracın davacıya çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında, davacının 1,5 ay geçici işgöremez şekilde yaralandığı, alınan kusur raporlarına göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücü ve işletenin % 100 oranında kusurlu olduğu, tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaşı, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın düşük olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; alınmış olan maluliyet oranına itiraz ettiklerini, geçici iş göremezlik tazminatının reddinin hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın oldukça düşük takdir edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan ve diğer davalının sürücüsü olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu yolcu olan davacının maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

269,85 TL 0.H.
59,30 TL P.H.
210,45 TL Kalan