İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
A. Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2021 tarihli ve 2021/24 Esas, 2021/46 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
B. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 10.09.2021 tarihli ve 2021/1176 Esas, 2021/1951 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
C. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; yerinde görülmeyen temyiz isteminin esastan reddi yönünden karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Sanık ilk defa kokain maddesini kullanacağı için korktuğundan mahkemece ve polis aşamasında söylemediğine,
2. Sanığın uyuşturucu madde satıcısı olmadığına, uyuşturucu madde kullanıcısı olduğuna lehe hükümle kararın bozulması gerektiğine,
3. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olaylar ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağına,
4. Türk Ceza Kanunu'nun 58 inci maddesinin usulsüz olduğuna,
İlişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Olay günü şüphe üzerine durdurulan sanığın GBT sorgulamasında Alaşehir İlamat Bürosunca suç üstlenme suçu nedeniyle yakalama kararı bulunduğu, yakalama esnasında sanığın kolluk tarafından yapılan kaba üst aramasında şeffaf naylona sarılı taş kokain olduğu değerlendirilen, yine naylonun içerisine sarılı bonzai olduğu değerlendirilen madde, yine ayrı bir poşet içerisinde extacy olduğu değerlendirilen mavi renkli haplar bulunduğu, sanığın bahse konu uyuşturucu maddeleri rızası doğrultusunda kolluk görevlilerine teslim ettiği,
Sanığın soruşturma aşamasından itibaren kolluk müdafi eşliğinde alınan beyanı da dahil olmak üzere hiçbir aşamada nörolojik rahatsızlığına ilişkin reçeteli olarak ilaç kullandığını söylememesine karşın sanık müdafiinin 1. celse de sanığın kanında çıkan MDMA ve pregabalin maddelerin müvekkili olan sanığın reçeteli ilaçları olduğu yönündeki savunmasının itibar etmenin mümkün olmaması ve söz konusu uyuşturucu maddelerin özenli olarak hazırlanmış küçük paketçikler halinde bulunması, her paketçiğin içine hassas biçimde belli sayıda tablet halinde uyuşturucu madde konulmuş olması karşısında ele geçirilen farklı gramajlardaki çeşit çeşit uyuşturucu maddenin bir arada bulunmasının sanığın şahsi kullanım için değil, pazarlamaya ve pazarlarken uyuşturucu madde ürün çeşitliliğini sağlama amacına matuf olduğu gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, hükümde isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına, sübutuna, arama kararında bir hukuka aykırılık bulunmadığına, delillerin değerlendirilmesine ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uygulamasının yerinde olduğu anlaşılmakla; sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilenler dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
1. Adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin kısmında 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca "taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği hususunun ihtarı" yerine "sanığa adli para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren süre verilmesine yer olmadığına, taksitlerden birinin ödenmemesi durumunda geri kalan kısmının tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilebileceği hususunun sanığa ihtarına" karar verilmesi,
2. Hükmolunan cezanın 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken tekerrüre esas alınacak mahkeme karar bilgilerinin karşılaştırılması ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinin hukuka aykırı olduğu,
Değerlendirilmiş; her iki hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 10.09.2021 tarihli ve 2021/1176 Esas, 2021/1951 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi hükmünün,
1. Adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin kısmında yer alan "sanığa adli para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren süre verilmesine yer olmadığına, taksitlerden birinin ödenmemesi durumunda geri kalan kısmının tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilebileceği hususunun sanığa ihtarına" ibaresinin çıkartılması ve yerine "taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği hususunun ihtarı" ibaresinin eklenmesi,
2. Tekerrür hükmünün uygulanmasına ilişkin kısmın tamamen çıkartılması ve yerine "Alaşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.12.2011 tarihli ve 2010/459 Esas, 2011/300 Karar sayılı ilamı ile verilen 1 yıl 8 ay hapis cezası nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca sanığa hükmolunan cezanın 2. KEZ mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve ayrıca cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" ibaresinin eklenmesi,
Suretiyle, İlk Derece Mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılıkların DÜZELTİLEREK, Tebliğnameye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.12.2023 tarihinde karar verildi.