Mahkumiyet
1-Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 28.11.2013 tarihli ve 2013/11189 Esas sayılı iddianamesi ile mütalaya uygun olarak sanık hakkında "2008-2009-2010 takvim yıllarında sahte muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlemek" suçundan kamu davası açıldığı, sevk maddesi olarak 359/b-2 olarak gösterildiği; Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarihli 2012/11-1512 Esas ve 2014/366 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, CMK'nin 225/2. maddesi gereğince, Mahkeme fiilin nitelendirmesinde iddia ile bağlı olmadan, fiilin nitelendirmesini serbestçe yapabileceği; "sahte fatura düzenlemek" ve "muhteviyatı itibarıyla sahte fatura düzenlemek" suçlarının nitelikleri farklı olsa da birbirine dönüşebileceği; nitelik değişikliğinde yeniden mütalaa alınmasına gerek olmadığı; somut olayda sahte faturaları düzenlediği iddia edilen mükellef hakkında sahte fatura düzenlemek suçundan vergi suçu ve vergi tekniği raporları bulunduğu, sanığın eyleminin 213 sayılı Kanun'un 359/b-1 maddesinde düzenlenen sahte fatura düzenlemek suçunu oluşturduğu ve mahkemenin ayrı ayrı üç yıldan sahte fatura düzenleme suçundan hüküm kurduğu anlaşıldığından mütalaa ve iddiannamedeki anlatımlar bozma sebebi yapılmamıştır. Ancak:
2-Sanığın, suç konusu faturaları düzenleyen şirketin müdürü olduğunu, ancak şirketin 2007 yılında kapatıldığını, suçlamaları kabul etmediğini savunması nedeniyle, suçların unsurlarının ve maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti için;
a)Sahte olarak düzenlendiği iddia olunan faturaların asıllarının, bu faturaları kullanan mükelleflerden veya bu mükelleflerin ve sanığın bağlı bulunduğu vergi dairesinden sorulmak suretiyle, getirtilip dosya içine konulması,
b)Faturaların sanığa gösterilerek yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması, kendisine ait olmadığını söylediği takdirde; yazı ve imza örnekleri temin edilerek, faturalardaki yazı ve imzaların sanığa ait olup olmadığı konusunda uzman bir kurum veya kuruluştan rapor alınması,
c)Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin, CMK'nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi; kendilerinden, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıklarının, sanığı tanıyıp tanımadıklarının ve faturaların alınması konusunda sanığın bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
d)5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 16.09.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.