B O Z M A Ü Z E R İ N E

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

Davanın kabulü

Davacının tazminat talebi hakkında dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, HMUK'un 427. ve CMUK'un 317. maddeleri gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Mahkemece; davacı vekilinin haksız yargılama nedeniyle 1.750,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine ilişkin talebinin tensiben reddine karar verilmiş, Dairemizce davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile yerel mahkemece kurulan hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma üzerine yapılan yargılamada davanın kabulü ile 1.750,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın soruşturma başlangıç tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Davalı vekilinin temyiz sebepleri; davanın reddi gerektiğine, ilişkindir.

III. DAVANIN KONUSU
Yerel mahkemece, tazminat talebinin dayanağı olan Ankara 26. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/250 Esas – 2012/1142 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacı hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 21.12.2012 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen beraat hükmünün davacı asile tebliğ edilmediği, yürürlükte bulunan CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirinin uygulanmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kabulüne karar verilmiştir.

Uyuşmazlık Mahkemesinin 29.04.2019 tarih, 2019/311 Esas, 2019/327 Karar numaralı kararı uyarınca 5271 sayılı Yasanın 141. ve 142. maddeleri uyarınca adlî yargı yerinin görevli olduğuna ilişkin kesin kararı gereğince yapılan incelemede;

Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, davalı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere, vekâlet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekâlet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekâlet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.

Anayasa Mahkemesinin 2019/38627 başvuru numaralı, 21.09.2023 tarihli kararında açıklandığı üzere, başvurucunun ceza soruşturması sürecinde avukata ödediği ücretin 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında tazminini isteme yolunda hukuk düzeninde savunulabilir bir temeli bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Anılan içtihadı birleştirme kararı, Anayasa Mahkemesi kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekâlet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmemesi gerekirken dahil edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün CUMK'un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereği hüküm fıkrasının maddi tazminata ilişkin (1) numaralı bendinin hükümden çıkarılarak yerine “Davacının maddi tazminat talebinin reddine” ibaresinin, düzeltme nedeniyle değişen tazminat miktarına göre dava vekalet ücretine ilişkin (3) numaralı bendinde yer alan "3.210,00" ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine "3.000,00" ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.02.2024 tarihinde karar verildi.