Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.05.2009 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, kal ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 23.05.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

Davacı, dava konusu 298 ada 1 parsel sayılı mera vasıflı taşınmaza kalıcı konut yapıldığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve kal, eski hale getirme ve ot bedeli talebinde bulunmuştur.
Davacılar cevaplarında davacı belediyenin dava açma hakkı bulunmadığını, söz konusu kalıcı konutu murislerinin yerine yaptıklarını, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalıların Mera Kanunundaki inşaat yasağına aykırı ev yapmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hukuki nitelikleri itibariyle devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olan meralar özel mülkiyete konu olamazlar. Bu nedenle de mülkiyeti devlete ait olan yerlere ilişkin davayı Hazine açabileceği gibi meraların sınırları içinde bulunduğu ve yararlanma hakkı olan köy tüzelkişilikleri ve belediyelerin de dava açma hakları vardır.
4342 sayılı Mera Kanununun “inşaat yasağı” başlıklı 20. maddesi gereğince; “Yaylak ve kışlaklarda, 442 sayılı Köy Kanununda öngörülen inşaatlar ile valiliklerden izin alınmak suretiyle imar mevzuatına göre yapılacak kullanma amacına uygun mandıra, suluk, sundurma ve süreklilik göstermeyen barınak ve ağıllar ile Turizm Bakanlığının talebi üzerine turizme açılması uygun görülen bölgelerde ahşap yapılar dışında, ev, ahır ve benzeri inşaatlar yapılamaz”. Dosya içerisindeki 03.06.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre kali istenen binanın iki katlı, üzeri çinko çatı ile örtülü yığma olarak tuğladan yapılmış ve beton ile sıvanmış ayrıca yaz-kış oturulabilecek nitelikte mesken olduğu belirtilmektedir. Bu nitelikteki bir bina yukarıda belirtilen yasa hükmü gereğince kalıcı konut vasfında olup inşaat yasağına aykırılık teşkil eder. Bu nedenle mahkemece kal kararı verilmesi gerektiği halde diğer belde sakinlerinin de benzer nitelikte evler yaptıkları gerekçesiyle ret kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, kural olarak, meraların kuru mülkiyeti Hazineye, yararlanma hakkı köy ve belediyelere aittir. Meradan yararlanma hakkı olan köy ve belediyeler yoksun kaldıkları yararlanma nedeniyle haksız elatmanın kaldırılmasını, hayvanlarının yararlanamaması sebebiyle ot bedelinin tahsilini haksız eylem sahibinden isteyebilir.
Bu durumda mahkemece, elatmanın önlenmesi ve kal kararı ile birlikte tecavüze konu yer nedeniyle davacı belediyenin mahrum kaldığı ot bedeli üzerinden tazminat hesaplanarak bu hususun da hüküm altına alınması gerekirken eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, belirtilen nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 30.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.