Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı ... vekili, davalılar ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların sürücü, malik ve trafik sigortacısı olduğu aracın 27.08.2012 günü otobüs durağında bekleyen davacıya çarptığını ve davacının yaralandığını belirterek 1.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren (davalı ... için dava tarihi ve maddi tazminattan sorumlu olmak kaydı ile) temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekilleri, davanın reddini istemiştir.

Mahkemenin 11.06.2015 tarihli ve 2013/381 Esas, 2015/349 Karar sayılı kararıyla; maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000,00 TL'nin 27.08.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı ... dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 21.10.2019 tarih ve 2017/1078 Esas, 2019/9652 Karar sayılı ilamı ile; davalı belediyenin temyiz itirazlarının reddine karar verilerek,
"BK'nın 47. maddesindeki (6098 sayılı TBK m. 56) hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözönünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Yukarıda belirtilen hususlar, olay tarihi, yaralanmanın niteliği, tarafların kusur durumları gibi hususlar da dikkate alındığında, davacı için takdir edilen manevi tazminatın bir miktar az olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.

Dava dilekçesinin içeriği dikkate alındığında, davalı ... şirketinden manevi tazminat talep edilmediği anlaşılmakla ve bu davalı yönünden manevi tazminata hükmedilmediği halde, lehine vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetli değildir." gerekçesiyle bozulmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince; davalı ... vekilinin karar düzeltme dilekçesinin miktar itibariyle reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile meydana gelen trafik kazasında davalının tamamen kusurlu olmasına karşın davacının sürekli maluliyeti bulunmadığından davacının maddi tazminat talebinin reddi gerektiği, olay tarihi, olayın oluş biçimi, olaydaki tarafların kusur oranları, sosyal ve ekonomik durumları, hakkaniyet ilkeleri de gözetilerek manevi tazminat miktarının belirlendiği gerekçesiyle davacının maddi tazminata ilişkin davasının reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000 TL'nin 27.08.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı ... dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili, davalılar ..., ..., ... temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, dava dilekçesinde... Sigorta A.Ş.'nin davalı olarak gösterilmesine rağmen mahkeme kararında '... Sigorta A.Ş.'nin davalı olarak yer aldığını, hüküm kısmında... Sigorta A.Ş. lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, davalının hangi şirket olduğunun net olarak belirtilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme kararında vefat eden ...'nın davalı olarak gösterilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

Davalılar ..., ..., ... temyiz dilekçesinde; hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, dava dilekçesinde... Sigorta A.Ş.'nin davalı olarak gösterilmesine rağmen mahkeme kararında '... Sigorta A.Ş.'nin davalı olarak yer aldığını, hüküm kısmında... Sigorta A.Ş. Lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, davalının hangi şirket olduğunun net olarak belirtilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme kararında vefat eden ...'nın davalı olarak gösterilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu
belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan ve diğer davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın davacı yayaya çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ıncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

Yargılama sırasında vefat eden ve mirasçıları davaya dahil edilen ...'nın gerekçeli karar başlığında davalı olarak yer alması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak değerlendirildiğinden bozma konusu yapılmamıştır.
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekili ve davalılar ..., ..., ...'nın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ... Başkanlığına ve davalılar ..., ..., ...'ya yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine,

19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.