Taraflar arasında görülen trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 25.07.2013 tarihinde, davacının kızının yolcu olarak bulunduğu ve zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi bulunmayan motosikletin tek taraflı trafik kazası yapması neticesi davacının desteği kızının vefat ettiğini, davacının bu şekilde desteğinden yoksun kaldığını belirterek açtığı belirsiz alacak davası ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL cenaze ve def' in gideri ve 500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 11.03.2016 tarihinde destekten yoksun kalma tazminatı talebini 25.037,64 TL' ye artırmış; bozma sonrası ise talebini 101.646,77 TL' ye ıslah etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; olayda murisin tam kusurlu olduğunu, bu nedenle destekten yoksun kalma tazminat talebinin reddi gerektiğini, alacaklı ve borçlu sıfatı birleştiğinden davanın reddi gerektiğini, tüm zararın müvekkili tarafından karşılandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemenin 23/05/2016 tarihli ve 2014/284 Esas, 2016/476 Karar sayılı kararıyla; "davacının murisi ...'ın 18.08.2013 tarihinde meydana gelen kazada vefat ettiği, geriye mirasçı olarak kalan davacı annenin kızının desteğinden yoksun kaldığı, davalı ... karşısında 3. kişi olarak tazminat talebinde bulunabileceği, ölenin yaşı, buna bağlı destek süresi ve geliri dikkate alındığında davacı annenin nihai ve gerçek maddi zararının 25.537,64 TL, olduğu anlaşılmakla davacının 25.537,64 TL destekten yoksun kalma alacağı ile 400 TL defin ve cenaze gideri alacağının, davalı kuruma başvuru tarihi 22.04.2014 tarihinin 8 iş günü sonrası 06.05.2014 tarihinde temerrüdün gerçekleştiği saptandığından, 06.05.2014 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verildiği" gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile davacının 25.537,64 TL destekten yoksun kalma alacağı ile 400,00 TL defin ve cenaze gideri alacağının 06.05.2014 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmek sureti ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 13.05.2019 tarih ve 2016/14178 Esas, 2019/5909 Karar sayılı ilamı ile; "...Somut olayda, ceza yargılama dosyasında benimsenen kusur dağılımı ve mahkeme dosyasında kusur raporu alınmadığı dikkate alındığında, eksik inceleme ile hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, ceza dosyası da getirtilmek suretiyle davacının desteği yolcu Süheyla'nın dava konusu kazada kusuru bulunup bulunmadığının tespiti bakımından İTÜ ya da Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyetinden, tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle, ayrıntılı, gerekçeli, denetime açık bir rapor alınarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir...." gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak, kusur bilirkişi heyetinden ve aktüer bilirkişilerden rapor alınarak davalının %50 kusurlu olduğuna dair kusur raporu esas alınarak ancak davacının bozmadan önce talebini ıslah ettiği, ikinci defa ıslah olmayacağı gerekçesi ile bozma öncesi yapılan ıslah ile bağlı kalınarak davanın kısmen kabulü ile davacının 25.537,64 TL destekten yoksun kalma alacağı ile 400,00 TL defin ve cenaze gideri alacağının 06.05.2014 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmek sureti ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili; güncel veriler kullanılarak bozma kararı sonrası hesap yapıldığını, bu hesaba göre taleplerini ıslah ettiklerini, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, bozma öncesi talep artırıldığını ve bozma sonrası artırılan talebi ıslah ettiklerini mahkemece ıslaha göre karar verilmesi gerekirken ikinci defa ıslah yapılamayacağı gerekçesi ile ilk ıslahla bağlı kalınarak karar verildiğini, bu şekilde kararın hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; müteveffanın kazanın oluşumunda tam ve asli kusurlu olduğunun kaza tespit tutanağı ve ceza mahkemesinde yapılan yargılama ile belirlendiğini, huzurdaki dosyada sürücüye %50 kusur verilmesinin yerinde olmadığını, Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılmamasının hatalı olduğunu, mütevevffa yolcuda kask takılı olmadığının vefat nedeninin kafa travması olmasından anlaşıldığını belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, trafik kazasının oluşumunda zorunlu mali mesuliyet sigortası bulunmayan aracın sürücüsünün kusuru bulunup bulunmadığına, müteveffanın müterafik kusuru olup olmadığına, davacının bozma sonrası yaptığı ıslaha değer verilip verilemeyeceğine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu' nun 49,53,56 ncı ve devamı maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bedi, ... Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
1. Bozma sonrası mahkemece verilen kararın bozmaya uygun olması, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmaması, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Mahkemenin bozmadan önce verdiği ilk kararında tazminat % 100 kusur oranına göre 25.537,00 TL olarak hesaplanmıştır. Bu karara karşı davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna gidilmemiş, davalı vekili tarafından temyize başvurulmuştur. Davalının temyizi üzerine karar kusur incelemesi yapılması yönünden bozulmuştur. Bozma sonrası alınan kusur raporunda davalının %50 kusurlu olduğu kabul edilmiş, güncel verilerle yapılan hesaplama esas alınmıştır. Ancak güncel veriler ile hesap yapılamaz, bu durum davalının usuli kazanılmış haklarına aykırılık teşkil eder. Bu nedenle daha önceki hesap raporunda hesaplanan miktardan desteğin % 50 kusuru oranında indirim yapılıp, 25.537,00 TL'nin, %50'sine düşen kısım yönünden karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar hatalıdır.
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme hükmünün BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.