T U T U K L U

Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

A. Sanık hakkında 28.05.2014 tarihli eylemine ilişkin, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6545 sayılı Kanun) 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 26.08.2014 tarihli ve 2014/100774 soruşturma numaralı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildi,
Sanık hakkında 27.07.2014 tarihli eylemine ilişkin, 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 06.11.2014 tarihli ve 2014/138820 soruşturma numaralı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği,
Her iki kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının erteleme süresi içinde, 20.11.2015 tarihli eylemi işlediğinin bildirilmesi üzerine kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararları kaldırılarak, 27.04.2014 tarihli eyleme ilişkin soruşturma dosyası 20.05.2014 tarihli eyleme ilişkin soruşturma dosyası ile birleştirilmiş ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 01.03.2016 tarihli ve 2014/100774 esas sayılı iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

B. Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.05.2016 tarihli ve 2016/211 Esas, 2016/259 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

C. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca;
"27.07.2014 tarihli eylem karşısında, temel cezanın tespitinin, yasaya uygun olduğu düşünülmüş, TCK 43 üncü maddesinin tatbik edilmemesi, karşı temyiz olmadığından, bozma nedeni olarak gösterilmemiştir. Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere ve gerekçeye, mahkemenin; soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine göre: Sanığın, nedensiz temyiz itirazının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASI," yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Sanığın temyiz isteği özetle; kararın temyizen incelenmesine ilişkindir.

Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurduğu gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.

Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, aşağıdaki hususlar dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
A. 24.11.2015 tarih ve 29542 Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararına yanlış anlam verilerek 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin uygulanmaması ve hükümden sonra 7242 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesiyle yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunduğu,

B. Suç konusu uyuşturucu maddeden alınan şahit numunelerin müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmediği,
Değerlendirilmiş, ancak her iki hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.05.2016 tarihli ve 2016/211 Esas, 2016/259 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesi gereği hükmün;

A. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili bölümünün çıkarılması ve yerine; "Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli iptal kararı ile 7242 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikler sonrası oluşan durumuna göre, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına", ibaresinin eklenmesi,

B. Hüküm fıkrasının hak yoksunluklarına ilişkin bölümünde sonra gelmek üzere, "Jandarma Genel Komutanlığı ve Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından suç konusu maddelerden alınan tanık numuneleri 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca MÜSADERESİNE" şeklinde fıkranın eklenmesi,
Suretiyle, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.12.2023 tarihinde karar verildi.