Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı alacaklı vekili,borçlu şirketler ile 3.kişi şirket arasında organik bağ bulunduğunu, gerçek faaliyet adreslerinin haczin yapıldığı adres olduğunu, davalı 3.kişi şirketin haczin yapıldığı taşınmaz ve içindeki makineleri borçlu ...Ltd. Şti'den devir aldığını, iş yeri devrinin borcun doğumundan sonra yapıldığını, davalı 3.kişi şirketin İİK'nun 44. ve TBK'nun 202 maddeleri gereğince takip konusu borçtan sorumlu olduğunu açıklayarak davanın kabulü ile 3.kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı. 3.kişi vekili, haczedilen eşyaların borçlu şirketle hiçbir ilgisi bulunmadığını, taşınmazın 3.kişi şirketin mülkü olduğunu, içerisinde bulunan makine ve edavatların mütemmim cüz olarak tapuya kayıtlı olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, haciz adresinde bulunan fabrika binasının borçlu ... Ltd. Şti'ne ait iken, 29/05/2014 tarihinde 3. kişiye devredildiği, haciz sırasında 3.kişi şirket yetkilisinin haciz yapılan işyerinin daha önce borçlu şirkete ait iken, kendilerinin bu işyerini satın aldıklarını beyan ettiği, borçlu ile 3.kişi arasındaki devir işleminin alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik olup, muvazaalı olduğu, aksi bile olsa borcun doğumundan kısa bir süre önce yapılan devir işleminin İİK'nun 44 ve Borçlar Kanunu'nun 202 maddeleri gereğince alacaklının haklarını etkilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK'nun 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; davacı alacaklı, davalı 3.kişi şirketin haczin yapıldığı taşınmaz ve içindeki makineleri borçlu ... Ltd. Şti'den devir aldığını iddia etmektedir.
Devredilen işletmede haciz yapılabilmesi, devrin muvaazalı olduğunun iddia ve ispat edilmesine bağlıdır. Muvazaa iddiasının bulunmaması halinde alacaklının, tasarrufun iptali davası açarak alacağına kavuşma imkanı bulunduğu gibi, TBK ve TTK hükümlerine göre açılacak davalarda da devri yargılama konusu yapabilir.
Ayrıca, İİK'nun 44.maddesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi işletmenin devrini sakatlamaz. Anılan hükmün yalnız cezai yaptırımı vardır. (İİK 337/a md) Aktiflerin devredenin malvarlığından çıkmamış kabul edilmesini, yani haczedilmesini sağlayacak tek yol, muvazaanın iddia ve ispat edilmesidir.
Bu durumda; mahkemece yapılacak iş, borçlu ile 3.kişi şirketlerin ilk kuruluşlarından itibaren tüm ortakları ile hisse devirlerini ve faaliyet adreslerini gösterir ticaret sicil kayıt örneklerinin dosya arasına alınması, bundan ayrı borçlu ve 3.kişi şirketlerin vergi kayıtları getirtilerek dava konusu haciz adresinde haciz tarihinden itibaren geriye doğru kimlerin hangi tarihler arasında faaliyet gösterdiğinin Vergi Dairesindeki kayıtlar üzerinden belirlenmesi, borçlu şirketin ticaret sicil adresinde ve haciz adresinde halihazırda faaliyet gösterip göstermediğinin kolluk marifetiyle araştırılması, dava konusu mahcuzlarla ilgili taraflarca tutulan ticari defter ve kayıtların getirtilmesi gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılması ve neticede bu araştırma ve inceleme sonucu elde edilen bilgiler ile dosyadaki diğer delillerin birlikte değerlendirilmesi ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma neticesinde yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.