Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.12.2015 tarihli ve 2014/383 Esas, 2015/424 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği, hakkında icra takibi yapıldığına, zaman kazanmak amacıyla iki adet sahte bono düzenlediğine, suç kastının bulunmadığına, cezasının ertelenmesine, ilişkindir.
Sanık ...'ün şikâyetçi ...'e olan borcuna karşılık borçlusu katılan ..., lehtarı ise kendisi olan 15.12.2013 ve 15.01.2014 ödeme tarihli 6.500,00 TL bedelli iki adet senedi sahte olarak düzenleyip verdiği iddiasıyla açılan kamu davasının yargılaması neticesinde; sanığın suçlamayı kabul etmesi, senetlerde yer alan yazıların ve imzaların katılan ...'ün eli ürünü olmadığına dair bilirkişi görüşü ve mahkemece suça konu bonoların üzerinde yapılan gözlem sonucu edinilen kanaat ile toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirilip sanığın üzerine atılı zincirleme resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları itibarıyla oluştuğu kabul edilerek mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, ancak;
1. 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesine göre "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olması, aynı anda gerçekleşen fiillerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağının bulunmaması, dosya kapsamına göre somut olayda suça konu 6.500,00 TL bedelli bonoların düzenleme tarihleri 25.08.2013 olup farklı tarihlerde düzenlendiğine veya kullanıldığına dair kesin delil bulunmadığı anlaşılmakla; 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suç koşullarının oluşmamasına rağmen yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
2. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin eklendiği gözetilerek hak yoksunlukları yönünden sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunlululuk bulunması,
Nedenleriyle, hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.12.2015 tarihli ve 2014/383 Esas, 2015/1424 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.12.2023 tarihinde karar verildi.