B O Z M A Ü Z E R İ N E
SUÇLAR: Dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.12.2014 tarihli ve 2011/960 Esas, 2014/741 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında;
a) Dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesi delaletiyle, aynı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 4.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 37 nci maddesi delaletiyle, aynı Kanun'un 155 inci maddesinin birinci fıkrası, 168 inci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 4 ay hapis ve 400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
2. Kararın sanık ... ve sanık ... müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 21.12.2017 tarihli ve 2017/26876 Esas, 2017/28543 Karar sayılı kararı ile yüklenen suçların uzlaşma kapsamına alınması nedeniyle uzlaştırma işlemlerinin gereğinin yapılması gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.02.2019 tarihli ve 2018/104 Esas, 2019/137 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesi delaletiyle, aynı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 4.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesi delaletiyle, aynı Kanun'un 155 inci maddesinin birinci fıkrası, 168 inci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 4 ay hapis ve 400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
1. Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; müvekkilinin suç işleme kastının bulunmadığına, diğer sanığın suçunu ikrar ettiğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına, suç oluşsa dahi feri fail olarak değerlendirilmesi gerektiğine, ilişkindir.
2. Sanık ... kararı temyiz etmek istediğini belirterek temyiz talebinde bulunmuştur.
Sanıkların birlikte hareket etmek suretiyle şikâyetçi ...'den kiralamış oldukları 34 ** 6086 plakalı aracı katılan ...'a 19.000,00 TL karşılığında sattıkları, bu şekilde güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçlarını işledikleri iddiasıyla açılan kamu davasının yargılaması neticesinde, şikâyetçilerin ve tanıkların beyanları, sanıkların tevil yollu ikrarda bulunması, taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığına dair raporun içeriği ve tüm dosya kapsamından edinilen kanaat ile sanıkların üzerilerine atılı suçların sübut bulduğu kabul edilerek temyize konu mahkumiyet kararlarının verildiği anlaşılmıştır.
A. Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1. Sanıklar hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ... ve sanık ... müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Sanıklara isnat edilen ve üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren güveni kötüye kullanma suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.
A. Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümü (A) bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.02.2019 tarihli ve 2018/104 Esas, 2019/137 Karar sayılı kararında sanık ... müdafii ve sanık ... tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ... müdafii ve sanık ...'in temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümü (B) bendinde açıklanan nedenle İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.02.2019 tarihli ve 2018/104 Esas, 2019/137 Karar sayılı kararına yönelik sanık ... müdafii ve sanık ...'in temyiz istemleri yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.12.2023 tarihinde karar verildi.