Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Müşteki ... vekilinin 08/02/2012 tarihli oturumda, müştekinin ise 21/03/2011 tarihli oturumda "şikayetçi olduğunu" söylediği; mahkeme tarafından katılma hususunda bir karar verilmediği, müşteki vekilinin sanık aleyhine temyiz başvurusunda bulunduğu anlaşıldığından; müştekinin atılı suçların doğrudan doğruya zarar göreni olması sebebiyle davaya katılma ve Ceza Muhakemesi Kanununun mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağına sahip bulunduğu gözetilerek, müşteki ...'ün 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca davaya müdahil (katılan), Av....'ın ise katılan vekili olarak KABULÜ ile;
1- Sanık ... hakkında katılan ...'e yönelik cinsel taciz ve kasten yaralama suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik olarak yapılan incelemede;
6217 sayılı Yasanın 23. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 272/3-a bendi uyarınca, hükmolunan para cezasının miktarı bakımından hükmün temyizi olanaklı bulunmayıp kesin nitelikte olduğundan 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca katılan vekilinin temyiz isteminin tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
2- Sanık ... hakkında katılana yönelik cinsel taciz ve yağma suçlarından kurulan beraat hükümleri ile sanık ... hakkında katılana yönelik yağma suçundan kurulan beraat hükmünün incelenmesinde;
Dosya içeriğine, kararın dayandığı gerekçeye ve taktire göre, o yer Cumhuriyet Savcısı ile katılan vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun ve takdire dayalı hükmün istem gibi ONANMASINA, 17/05/2018 tarihinde, Üye ...'un muhalefeti ile oyçokluğuyla karar verildi.
Kararın diğer yönlerine katılıyorum.
Ancak;
Sanıklar ... ve... anlaşılması karşısında;
Mahalli mahkemenin bu suç yönünden vermiş olduğu beraat kararının bozulması düşüncesindeyim.
Bu nedenle Yüksek çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.