T U T U K L U
İstinaf başvurularının esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde
temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
A. Elazığ 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.01.2021 tarihli ve 2020/218 Esas, 2021/27 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 63 üncü maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 13 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 30.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 28.05.2021 tarihli ve 2021/246 Esas, 2021/607 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Uyuşturucu maddenin sanığın iç çamaşırı içerisinde bulunmakta iken henüz usulüne uygun arama kararı bulunmadığı aşamada uyuşturucu maddeyi kendi rızasıyla teslim eden sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, 2. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Olay günü sanığın şüpheli davranışları ve bacak arasında pişik varmış gibi bacaklarını ayırarak yürümesi üzerine durdurulup yapılan mülakatta çelişkili beyanları üzerine kollukça kaba üst yoklaması yapılacağı esnada sanığın montunun cebinden bir kullanımlık ve kalanı kilotunun içerisinden olmak üzere 90,038 gram kokaini teslim ettiği, sanığın soruşturmada kendi kullanımı için uyuşturucuları Elazığ'a getirdiğini belirttiği, ancak günlük 15 gramın kullanım miktarının çok üstünde olması, yakalandığı dönemde aylık gelirinin olmaması, yakalanan uyuşturucunun değerinin sanığın ekonomik durumunun üstünde
bulunması, sanığın kovuşturmada savunmalarını değiştirerek uyuşturucuları kurye olarak getirdiğini ikrar etmesi nedenleriyle sanığın ticaret amacıyla uyuşturucu madde bulundurup naklettiği kabul edilerek mahkûmiyetine karar verilmiştir. Sanık müdafii, sanığın üzerindeki uyuşturucuları polislere söylediğini belirterek etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğini savunmuş ise de; 2559 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin (A) bendi uyarınca durdurulan sanığın şartları oluşan kaba üst yoklamasından önce üzerinde taşıdığı uyuşturucu maddeleri teslim etmesi sonucu suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım ettiğinden bahsedilemeyeceği, zaten şüphe üzerine yapılan yoklama sonrası cebindeki maddenin ele geçirileceği ve akabinde de suç şüphesi nedeniyle üzerinin aranılacağı, ayrıca sanığın etkin pişmanlık kapsamında bildirdiği isimlerden Abdullah'a ulaşılamadığı, diğer isim Muhammet Onur'un ise iddiayı kabul etmediği, sanığın da bu şahıslar adına hareket ettiğine dair başkaca somut bir delil sunmadığı anlaşıldığından; etkin pişmanlık hükmünün uygulanamayacağı değerlendirilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi ile yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesinin mümkün görüldüğüne ilişkin hükme yapılan eleştiri dışında isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dosyadaki delillerin suçun sübutunu tayinde yeterli olduğu anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 28.05.2021 tarihli ve 2021/246 Esas, 2021/607 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Elazığ 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.12.2023 tarihinde karar verildi.