Yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile davanın reddine
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı adına 41. ve 42. sınıf hizmetlerde tescilli bulunan 2008/70940 sayılı markanın kullanmama nedeniyle iptali istemiyle Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/495 E. sayılı dosyasında açılan davada yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda davanın aleyhine sonuçlanacağını anlayan davalı tarafça, kısmen kabul kararından bir ay önce 06.06.2018 tarihinde aynı marka işareti için 2018/55328 sayılı tescil başvurusunda bulunulduğunu, 16,41,42 ve 43. sınıfları kapsayan markanın 22.11.2018 tarihinde tescil edildiğini, bu markanın yukarıda bahsi geçen dosyada verilen hukuken etkisiz kılmak amacıyla yapılmış kötü niyetli olarak tescil ettirildiğini, davalının iptal tehdidi ile karşı karşıya olan markasının aynısı için başvuru yapmak suretiyle bu markayı yedekleyip, iptal edilebilecek markadan kaynaklı tescilini sağladığı hak ve güvenceleri sürdürmeyi amaçladığını, adı geçen Mahkemece verilen kısmen iptal kararının istinaf incelemesinde olduğunu, söz konusu dava karar aşamasındayken yapılan dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2018/55328 sayılı markanın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası ile 25 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca 41 ve 42 nci sınıflar için hükümsüzlüğü ile sicilinden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; "Uçan Süpürge" ibaresinin müvekkili tarafından 13.11.1996'dan itibaren tescilli ticaret unvanı, 1996-2008 döneminde tescilsiz marka, 16.12.2008 tarihinden beridir de tescilli marka olarak 23 yıldır aralıksız ve yoğun şekilde kullanıldığını, bu davada hükümsüzlüğü talep edilen "UÇAN SÜPÜRGE" ibareli markanın ve logonun 16.12.2008 tarihinden bu yana 41 ve 42 nci sınıfa konu hizmetlerde davalı adına tescilli olduğunu, müvekkilinin iştigal alanına giren bu hizmetlerin davaya konu ... marka tescilinin kapsamındaki hizmetlerle birebir örtüştüğünü, davalının fiili kullanımını ispatladığı hiçbir mal ve hizmet bakımından dava konusu başvurunun marka yedekleyerek ticaretini yapmak amacıyla yapıldığının iddia edilemeyeceğini, müvekkilinin 23 yıllık ... ve öncelikli hak sahibi olduğunun tartışma konusu olmadığını, bu davaya gerekçe gösterilen ... iddianın, başka bir Mahkemede görülen davadaki kararın etkisiz kılınması amacıyla hareket edildiğine ilişkin olduğunu, 06.06.2018 tarihinde 2008/70940 sayılı marka için yenileme başvurusu yapılırken bu markanın kapsamında olmayan başka mal ve hizmetlerin de eklenmesi sureti ile davaya konu 2018/55328 sayılı başvurunun yapıldığını, davacı tarafça sözü edilen davadaki bilirkişi incelemesinin çelişkili ve mevzuata aykırı olduğunu, eldeki davanın hak arama sınırlarını aştığını, müvekkilinin fiili kullanımını ispatladığı mal veya hizmetler bakımından dava konusu marka başvurusunun markayı yedekleyerek ticaretini yapmak amacıyla yapıldığının ve bu suretle kötü niyete dayandığının varsayılmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında, davalının markasının, kullanılmama nedeniyle iptal edilmesi ilişkin yargılama devam ederken, 06.06.2018 tarihinde aynı işaret ile kullanım ispatı gerçekleştirilmediğine ilişkin tespitler yapılmış olan hizmetler ve ilave mallar/hizmetler için dava konusu marka tescil başvurusunun yapıldığı, bu başvurudan yaklaşık olarak 1,5 ay kadar sonrasında davalının önceki tarihli 2008/70940 sayılı markasının kullanılmaması nedeniyle 41 ve 42. sınıftaki bazı hizmetler açısından kısmen iptaline karar verildiği, davalının sahip olduğu hakka dayanarak ve bu hakkın ortadan kalkmasına ilişkin sonucu ortadan kaldıracak türden bir davranış sergilediği, böylelikle kullanmama nedeniyle iptal davasına konu olan yargılama sonucunda ... işaret haline gelebilecek işaret üzerinde başkalarına ait olabilecek menfaatleri engellemeye çalıştığı, her ne kadar 2008/70940 sayılı markanın yenilenmesi ile birlikte anılan markanın kapsamı genişletilerek ... bir başvuru yapıldığı savunulsa da hem iptal edilme riski bulunan bir markanın yenilenerek korunmasının başka bir tartışma konusunu oluşturması hem de ileri sürülen yenilenme argümanı ile ilgili zaman dilimi başlamadan önce yenileme ve ... bir başvuru yapılmasının hakkın amaca uygun kullanımı ile bağdaşmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, 2018/55328 sayılı markanın taleple bağlı kalınarak 41 ve 42 nci sınıflar ile sınırlı olarak markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin söz konusu markayı hem ticaret unvanı hem de tescilli marka olarak 23 yıldır aralıksız ve yoğun şekilde kullanarak markayı kadın hareketinin bir sembolu haline getirdiğini, bu durumun davacı tarafça bilinmesine rağmen kötü niyetli olarak kullanmama nedenine dayanılarak iptal davası açıldığını, davalının markanın güvenliğini sağlamak, itibarını arttırmak amacıyla dava konusu marka başvurusunu yaptğını, sırf önceki markası hakkında hükümsüzlük davası açılmasının marka sahibinin kötü niyetli olduğu anlamına gelmeyeceğini, davacının kötü niyet iddialarını ispatlayamadığını, müvekkilinin dava konusu marka başvurusunu 2008/70940 sayılı markasını yenilemek amacını taşıdığını, "Uçan Süpürge" markasının vizyonunu genişletmek niyetinde olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20.01.2020 tarihli, 2019/2447 E. ve 2020/494 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere kötü niyete ilişkin başka bir emare ve delil olmaksızın, salt kullanmama nedeniyle marka iptali davasının varlığına rağmen marka başvurusu yapılması olgusunun, başvurunun kötü niyetli olduğunun kabulü için yeterli olmadığı, dosya kapsamında dava konusu marka tescilinin kötü niyetli olduğuna dair başka bir iddianın ve ispatın da bulunmadığı, bu itibarla Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulması sureti ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İstinaf Mahkemesinde emsal gösterilen Yargıtay ilamının müktesep hakka dayalı olarak yenilenmiş bir marka tesciline ilişkin olduğunu, kaldı ki hukuki boşluğun bulunduğu sırada verilmiş kararın somut olay açısından dayanak olmasının mümkün olmadığını, kötü niyetle yapılan tescil başvurularının kabulünün mümkün olmadığını, gerçekte kullanılmayıp yedekleme ya da marka ticareti amacına ya da şantajına yönelik başvuru ve tescillerin kötü niyetli olarak kabul edildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2012/7271 E. ve 2013/20682 K sayılı kararında hükümsüzlük davasının bitmesi üzerine ya da dava henüz devam ederken aynı ya da benzer markanın tescili için yapılan başvuruların kötü niyetli olduğuna karar verildiğini, Yerel Mahkemenin kararının isabetli olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.