Esastan ret

Taraflar arasındaki mirastan feragat sözleşmesinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 11.11.2017 tarihinde vefat eden muris ...’ın ikinci eşi olduğunu ve yurt dışından gelerek muris ile 2004 yılında evlendiğini, 18.12.2009 tarihinde kendisine ev verileceği ve ...'ca götürüleceği vaat edilerek Of Noterliği’nde ivasız olarak mirastan feragat sözleşmesi düzenlendiğini, öncelikle müvekkilinin Türkçe bilmediğini, bu nedenle sözleşmenin tanzimi sırasında bulundurulması gerekenin tercümanın noterde olmaması nedeni ile sözleşme içeriğinden haberdar olamadığını, sözleşmenin geçerli şekil koşulları yönünden eksik olduğunu, ayrıca sözleşmenin düzenlendiği tarihte murisin alzheimer hastası olduğunu ve sözleşme yapma ehliyetinin bulunmadığını, bu nedenlerle sözleşmenin iptal edilmesi gerektiğini, mahkemece dayanılan bu taleplerin kabul edilmemesi halinde, müvekkilinin iradesinin hile ile sakatlanmış olduğunun kabul edilmesi gerektiğini belirterek, mirastan feragat sözleşmesinin iptali ile miras payının tespiti ve adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının okuma yazma bildiğini şahitler huzurunda beyan ederek mirastan feragat sözleşmesini imzaladığını, davacının komşu ve çevredekilerle Türkçe olarak konuşup, yazıştığını, noter huzurunda düzenlenen mirastan feragat sözleşmesine yönelik olarak davacının bu güne kadar hiçbir itirazı olmadığını, davacının müvekkillerinin murisi ile evlenmeden önce yaklaşık 15 yıl boyunca Trabzon’da yaşadığını, sözleşme yapılmadan önce murisin doktor raporu alarak notere gittiğini, davacının hakkını aldıktan sonra sözleşmeyi imzaladığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2022 tarihli, 2020/70 Esas, 2022/85 Karar sayılı kararı ile "...Adli Tıp İhtisas Dairesinden alınan rapora göre murisin sözleşme tarihinde hukuki işlem ehliyetine haiz olduğu... dinlenen tanıkların davacının çok iyi Türkçe konuştuğunu ve murisle yapmış olduğu sözleşmeyi bilerek imzaladığını beyan ettikleri... hile iddiasının durumun ortadan kalkmasından itibaren bir sene içerisinde ileri sürülebileceği...davacının miras payının tespiti ve adına tescili isteminin ise mirastan feragat sözleşmesi iptal edildiği takdirde dinlenebileceği..." gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece verilen kararın yerinde olmadığını, davalılar tarafından dinletilen tüm tanıkların davacıya bir para ödendiğini beyan etmiş iseler de, bu paranın miktarı konusunda her bir tanığın farklı beyanda bulunduğunu, bu hususa yönelik itirazları değerlendirilmeden mahkemece karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalılar tarafından davacının hakkının verilmiş olduğu savunulmuş ise de ne şekilde hakkın tesis edildiğinin davalılar tarafından ispat edilemediğini, davalıların diğer kardeşleri de mirastan feragat ettirilmiş iken, davalıların İstanbul'da neden satış işlemleri ve vasilik başvurusunda bulunulduğu konusunun açıklığa kavuşturulmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin 08.09.2022 tarihli ve 2022/1415 Esas, 1894 Karar sayılı kararı ile "...İlk Derece Mahkemesince, dairenin 14.02.2020 tarihli ve 2019/2526 Esas, 2020/338 Karar sayılı kaldırma kararında belirtilen araştırmalar sonucunda davanın reddine karar verildiği..." gerekçesiyle "...davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine..." karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri tekrar ederek hükmü temyiz etmiştir.

Dava, mirastan feragat sözleşmesinin iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ıncı ve 528 inci maddeleri.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.