Esastan ret
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türkiyenin önde gelen kuruluşlarından olan Akfen Holding A.Ş.'nin 25 yıllık CEO'su olarak görev yaptığını ve holdinge bağlı şirketlerde yönetim kurulu üyelikleri bulunduğunu, müvekkilinin eski eşi ...'ın 20.03.2018 tarihinde intihar girişiminde bulunması nedeniyle eşinin tek yetkili ve tek ortağı olduğu dava dışı Güç Yapı Mimarlık A.Ş. ünvanlı şirketin piyasaya yüklü miktarda borcu olduğunu eski eşinin beyanlarıyla öğrendiğini, eşinin kendinden habersiz yüklü miktarda borca girmesinin müvekkilinde yarattığı hayal kırıklığı ve evliliğin daha öncesinde var olan sorunlar neticesinde boşandıklarını, müvekkilinin bu boşanmanın ardından borçlu olduğundan bahisle hakkında ilk defa 26.03.2018 tarihinde ikamet adresinde haciz işlemi gerçekleştiğini ve tüm ev eşyalarının muhafaza altına alındığını ve üzerinde sahtecilik yapılmak suretiyle avalimdir ... yazı ve imza örneklerinin bulunduğu dava dışı Güç Yapı Mimarlık A.Ş. tarafından keşide edilen çekten haberdar olduğunu, söz konusu haciz işleminden sonra da farklı alacaklı firmalarca müvekkili hakkında ihtiyati haciz kararı alınarak fiili haciz ve muhafaza işlemi yapıldığını, müvekkili tarafından hacze konu ve tespit edilebilen her çek üzerinde teknik inceleme yaptıklarını inceleme yapılan çeklerdeki yazı ve imza örneklerinin müvekkiline ait olmadığı yönünde grafoloji bilirkişi vasıtasıyla tespit edildiğini, söz konusu sahtecilik işlemleri ile ilgili olarak İstanbul CBS'ye şikayette bulunduklarını ve şikayete konu 2018/51151 soruşturma sayılı dosyasının devam ettiğini, ayrıca müvekkilinin imza ve yazısının taklit edildiği başka çekler için de İstanbul Anadolu CBS' de 2018/70349 soruşturma sayılı dosyasının devam ettiğini, müvekkilinin eski eşinin tek yetkili ve ortağı olduğu dava dışı şirket tarafından keşide edilen çeke ilişkin haciz işlemi neticesinde finans ve faktoring kurumlarına ihbarname göndererek ihtarda bulunduklarını, davalı ... şirketinin elinde henüz vadesi gelmemiş ancak üzerinde müvekkilinin el ürünü olduğu iddia edilen aval metni ve sahte imzalar bulunduğu toplamda 440.000,00 TL bedelli 4 adet çek olduğunu, müvekkilinin çeklerde keşideci sıfatı bulunan şirkete ortak olduğu dönemde ve payını devrettiği dönemden sonra da şirket ile alakalı hiçbir borçlandırıcı işlem yapmadığını, söz konusu şirketteki işlemler ile alakalı tek yetkilinin müvekkilinin eski eşi olduğunu, davalı şirketin, müvekkilinin çektiği ihbarnameye cevap vererek belirtilen çeklerde müvekkilinin imza ve yazıları ile avalinin bulunduğunu ve sahteciliğe ilişkin itirazı kabul etmediklerini ve müvekkilinin sorumlu bulunduğunu ihtar ettiklerini ileri sürerek müvekkilinin sahte el ürünü aval metni ve sahte imzalar sebebiyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 10'dan fazla faktoring şirketine tıpkı müvekkili şirkete verildiği gibi çekler verdiğini, tüm bu çeklerde aval sıfatı ile imzası ve yazısı olan davacının şimdi bütün çeklerdeki yazı ve imzayı inkar yoluna gitmesinin hayatın olağan akışına, müşterek tecrübe kurallarına ve ticaret hayatına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça açılan davanın temeli davacının dava konusu çeklerde yer alan ''Avalimdir. ...'' yazılarının ve yazıların altında bulunan imzaların davacı tarafa ait olmaması nedeni ile dava konusu çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine yönelik olduğu, dava konusu çeklerde ''Avalimdir. ...'' yazılarının ve yazıların altında bulunan imzaların davacı tarafa ait olup olmadığı hususununda Adli Tıp Kurumu vasıtası ile yapılan inceleme neticesinde düzenlenen rapor ile söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığı hususunun tespit edildiği,bu haliyle davacı tarafın çeklerde avalist olarak yer alan imzanın kendisine ait olmadığı iddiasının mahkemelerince sübut bulduğu anlaşılmakla davacı tarafın menfi tespit davasının kabulü yönünde karar verilmesi gerektiği, her ne kadar davacı taraf kötü niyet tazminat talebinde bulunmuş ise de, çeklere ilişkin icra takibi yapılmadığı anlaşılmakla davacı tarafın bu yöndeki talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Anadolubank Selamiçeşme şubesi 12.06.2018 ödeme tarihli, 110.000,00 TL bedelli, Anadolubank Selamiçeşme şubesi 13.06.2018 ödeme tarihli ve 130.000,00 TL bedelli, Türkiye Ekonomi Bankası Adatepe şubesi 18.06.2018 ödeme tarihli 100.000,00 TL bedelli, Garanti Bankası Valikonağı şubesi 21.06.2018 ödeme tarihli ve 100.000,00 TL bedelli çeklerden dolayı davacı tarafın borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafın kötüniyet tazminatı, davalı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin kötü niyetli hareket ettiğini, basiretli bir tacir gibi davranmadığı ileri sürerek davalı şirket aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu çekler üzerinde aval imza ve yazılarının davacıya ait olmaması davacının da aralarında bulunduğu kişilerce müvekkili şirket ile birlikte bir çok faktoring şirketine karşı gerekçekleştirilen dolandırıcılık faaliyetinin bir sonucu olup bu konuya ilişkin İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığında 2019/31816 soruşturma sayılı dosyanın devam ettiğini, dava konusu çeklerin müvekkili şirkete dava dışı Ema Lojistik Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından verildiğini, müvekkilinin 2017 yılından beri bu firma ile çalıştığını, faktoring işleminin 7.936.000,00 TL'lik kısmına dayanak teşkil eden, davacının eski eşi ...'ın yetkilisi, davacının da eski ortağı olduğu Güç Yapı Mimarlık A.Ş. tarafından keşide edilen 60 adet çekin faktoring işlemi için iktisap ettiğini, söz konusu çeklerin toplamda 5.278.000,00 TL bedelli 39 adedi 10.12.2017-13.03.2018 tarihleri arasında sorunsuz ödenmiş olup bu şekilde davacının da aralarında bulunduğu kişiler tarafından müvekkili şirket nezdinde bir güven duygusu oluşturulduğunu, davacının avalinin de çeklerin güvenilirliğini artırdığını, davacının keşideci Güç Yapı şirketinin kurucuları arasında olup, o tarihte eşi tarafından keşide edilen çeklerdeki aval yazı ve imzalarından bilgisinin olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu çeklerdeki imzaların davacının bilgi ve yönlendirmesi ile kuvvetle muhtemel dava dışı eski eş ... tarafından atıldığının neredeyse kesin olduğunu, davacının onay ve yönlendirmesi olduğundan sahtecilik durumundan söz edilemeyeceğini, imzaların hukuken geçerli olduğunu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/31816 soruşturma sayılı bekletici mesele yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davanın açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğini ve asıl mağduriyet yaşayanın müvekkili olduğu halde müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin ve davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; salt çeklerdeki imzaların davacının elinin ürünü olmadığına dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli olmadığını, müvekkilinin organize dolandırıcılık faaliyetlerinin mağduru konumunda olup konuya ilişkin yargılamanın devam ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla her durumda huzurdaki davanın açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğini ve asıl mağduriyet yaşayanın müvekkili olduğu halde müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Yerel Mahkeme tarafından verilen kararın eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararının müvekkil lehine bozulması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.