Taraflar arasındaki zilyetliğin korunması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

6100 sayılı Kanunu'nun "Temyiz edilemeyen kararlar" başlıklı 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde " Kira ilişkisinden doğan ve miktar veya değeri itibarıyla temyiz edilebilen alacak davaları ile kira ilişkisinden doğan diğer davalardan üç aylık kira tutarı temyiz sınırının üzerinde olanlar hariç olmak üzere 4 üncü maddede gösterilen davalar ile (23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan doğup taşınmazın aynına ilişkin olan davalar hariç) özel kanunlarda sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği belirtilen davalarla ilgili kararlar." hükmü yer almaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinde münhasıran sulh hukuk mahkemesinin görev alanına giren zilyetliğin korunmasına ilişkin davalar hakkında verilen kararlar kesin olup temyiz edilemez.

Bu durumda, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.