Taraflar arasında görülen trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacılar vekilli tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; 10.06.2008 tarihinde, davacı ...'ın yolcu olarak bulunduğu araca davalı ...'ün kullandığı kamyon ile yol kenarındaki tarlalarda anız yakılması nedeniyle oluşan dumanda önünde giden aracı fark etmeyerek çarpması sonucu oluşan trafik kazasında bu davacının ağır şekilde yaralandığını ve malul kaldığını, davacı ...'ın eşi ve diğer davacılar ... ve ...'ın annesi ...'ın ağır yaralanması ve malul kalması sebebiyle bu davacıların da derin üzüntü ve acı duyduklarını iddia ederek ... için 10.000,00 TL maddi tazminat ile 75.000,00 TL manevi tazminat ve diğer davacılar için 25.000,00'er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müşterek müteselsil tahsilini talep etmiş, 16.07.2014 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 25.590,05 TL' ye ıslah etmiştir.

Davalı ... cevap dilekçesinde; meydana gelen kazanın yasalara aykırı bir şekilde anız yakılması sebebiyle yolun duman altında kalması ve dumana giren önündeki aracın dumandan çıkamayacağını düşünerek durması sonucunda meydana geldiğini, önündeki araç durmamış olsa idi, bu kazanın gerçekleşmeyeceğini, anız tarlasını yakanların ve durması sebebiyle önündeki aracın sürücüsünün de kusurlu olduğunu ve aracının kaskolu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Diğer davalı ... süresi içinde cevap dilekçesi sunmamıştır.

Mahkemenin 16.07.2014 tarihli ve 2009/265 Esas, 2014/282 Karar sayılı kararıyla; davalı ...'ün taksirle yaralama ve ölüme sebep olmak suçlarından yapılan ceza yargılamasında kusurlu bulunarak cezalandırıldığı, diğer davalı ...'ın ise taksirle yangına sebep olmak suçundan yüklenen suçun ... tarafından işlendiği sabit olmadığından beraat ettiği, maluliyet raporunda davacı ...'ın maddi zararının tespit edildiği ve davacı ...'ın ağır tedavi ve ameliyatlara maruz kalması, ...'ın eşi ve çocukları olan diğer davacıların da yaşanan olay sebebiyle manevi çöküntü yaşadıkları nazara alınarak olayın oluş şekli, davalının kusurunun yoğunluğu, davacının olayın içindeki yeri ve etkisi, tarafların kusur oranı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, davalının dikkatsiz ve özensiz davranması nedeniyle Türk Medeni Kanununun 4 üncü maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi ile Borçlar Kanununun 47 inci maddelerindeki ilkeler dikkate alınarak manevi tazminatın belirlenmesi gerektiği gerekçeleri ile davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden ise maddi tazminat talebinin kabulü ile toplam 25.190,05 TL maddi tazminatın haksız eylem tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ...'ten tahsiline, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 5.000,00 TL, davacı ... için 5.000,00 TL, davacı ... için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 35.000,00 TL manevi tazminatın haksız eylem tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ...'ten tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 22.06.2017 tarih ve 2014/21447 Esas, 2017/7131 Karar sayılı ilamı ile davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, "Mahkemeler, davacı tarafça dava dilekçesi ile talep edilen her bir talep için ve ıslah edilen talep için gerekçesini belirterek olumlu yada olumsuz bir karar vermek zorundadır. Somut olayda, davacı tarafça dava dilekçesinde ayrıca rakam olarak kalıcı iş göremzlik tazminatı talep edilmemiş ise de davacı ...'ın bakıma muhtaç ... geldiği, fizik tedavisinin halen devam ettiği belirtilmiş; 09.02.2010 tarihli delil dilekçesinde maluliyet raporu alınmasını istemiş olup; aşamalarda kaza nedeniyle malül kaldığını açıklamaya çalışmıştır. Mahkemece, davacının maluliyetinin tespiti için rapor aldırılmış; 18.09.2013 tarihli ATK 3. İhtisas Dairesinden alınan raporda, davacının kazada yaralanması nedeniyle %45 malül kaldığı, 18 ay iş göremez halde kaldığı belirlenmiştir. Mahkemece aldırılan 30.05.2014 tarihli aktüer raporunda ise davacının geçici iş göremezlik zararı ve tedavi gideri hesap edilmesine rağmen; kalıcı iş göremezlik (maluliyet) zararına ilişkin bir hesaplama yapılmıştır. Neticede; davacının maluliyet tazminatı talebi bulunduğu ve kaza nedeniyle malül kaldığı tespit edilmiş olmasına rağmen Mahkemece, davacının maluliyet tazminatı talebi hususunda olumlu yada olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca Mahkemece, davacı taraf vekilinin bu husustaki değerlendirilerek davacı ...'ın maluliyet tazminatı talebi ile ilgili olarak olumlu yada olumsuz bir karar verilmesi gerekirken bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozma nedeni yapılmıştır. Somut olayda davacı ..., çift taraflı kazaya karışan otomobilde yolcu konumunda bulunmakta olup kazanın oluşumunda kusuru bulunmamaktadır. Ancak Mahkemece hükme esas laınan 30.05.2014 taraihli aktüer raporunda; davacı ...'ın geçici iş göremezlik zararı ve tedavi gideri hesaplanırken, hesaplanan rakamlardan kusur tenzili yapılmaması gerekirken; toplam maddi zarar üzerinden %25 kusur tenzili yapılarak (karşı kamyonun %75 kusuruna göre) hasarlandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece; hatalı aktüer raporuna göre karar verilmesi de doğru görülmemiştir. Somut olayda Mahkemece maddi ve manevi tazminat talebi davalı ... yönünden red edilmiş, diğer davalı yönünden ise maddi tazminat talebinin tam kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Ancak kendini vekille temsil eden davalı ve davacı taraf lehine maddi ve manevi tazminat ayrımı yapılmaksızın tek vekalet ücretine hükmedilmiştir. Kendini vekil ile temsil ettiren davalı ve davacı taraf lehine, maddi ve manevi tazminat için ayrı ayrı, kabul ve red oranları gözetilerek avukatlık ücret tarifesine göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken böyle bir ayrım yapılmaksızın hatalı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Öte yandan; aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davası tümden red edilen davalı ... lehine davacılar aleyhine hükmedilen maddi ve manevi tazminat için toplam 15.723,40 TL olarak, fazla red vekalet ücretine hükmedilmesi de hatalı olmuştur..." gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak, aktüer bilirkişiden hesap raporu alınarak sürekli iş göremezlik tazminatının miktarının belirlendiği, ayrıca davacı ...'ın geçici iş göremezlik zararı ve tedavi gideri hesaplanırken, hesaplanan rakamlardan kusur tenzili yapılmaması gerektiği, ancak eldeki davada bir kez ıslah yapıldığı, tekrar yapılamayacağı, Mahkemenin de taleple bağlı olduğu değerlendirilmekle anılan hususta davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasıyla yetinildiği gerekçesi ile davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden ise maddi tazminat talebinin kabulü ile dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi birlikte taleple bağlı kalınarak ve davacının fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak toplam 25.590,05 TL maddi tazminatın haksız eylem tarihi olan 10.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ten tahsiline, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 5.000,00 TL, davacı ... için 5.000,00 TL, davacı ... için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 35.000,00 TL manevi tazminatın haksız eylem tarihi olan 10.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ten tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davalı ...'ın kusursuz sayılmasının hatalı olduğunu, bu davalının yangın çıkan tarlanın sahibi olduğunu ve Medeni Kanunun 730 uncu maddesine göre sorumluluğu bulunduğunu, Davalı ...'ın ceza yargılamasında beraat etmesinin hukuk hâkimini bağlamayacağını, kusur durumunun yeterince tartışılmadığını, tarla malikinin sorumluluğunun değerlendirilmesi gerektiğini, davalının tarlasında anız yaktığının jandarma ifade tutanaklarından anlaşıldığını, kusur incelemesinin yeterli yapılmadığını, uzman heyetten rapor alınması gerektiğini, kusursuz sorumluluk halinin değerlendirilmesi gerektiğini, davacı ...'ın maluliyetinin doğru belirlenmediğini, Adli Tıp Kurumu'nca verilen maluliyet raporunda maluliyet oranının %100 olduğunun belirtildiğini, müvekkilinin artık yürüyemez ve kollarını kullanamaz halde olduğunu, her bir davacı için belirlenen manevi tazminatın yetersiz olduğunu, talep artırım ya da ıslah için imkan tanınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir.

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, trafik kazasının oluşumunda davalıların kusuru bulunup bulunmadığı, davacı ...' ta oluşan maluliyet oranının doğru belirlenip belirlenmediği, manevi tazminat miktarının yeterli olup olmadığı ve davacıya ıslah imkanı tanınmadan karar verilmesinin yerinde olup olmadığına ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49,54,56 ncı ve devamı maddeleri, 2918 Karayolları Trafik Kanunun 85 inci maddesi.

1. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar vekilinin davalılardan ...'a yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi olanağı bulunmamasına göre davacılardan ..., ..., ... vekilinin tüm, ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

3. Davacı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davacı ... tarafından davalı ...'ün kullandığı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortasına karşı dava açılmış, bu dosyadan alınan maluliyet raporu temyiz aşamasında dosyaya sunulmuş, Dairemizce istenen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/816 Esas ve 2022/400 Karar sayılı bu dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp İkinci Üst Kurulu raporunda davacının maluliyet oranının %100 olduğunun belirlendiği görülmüştür. Ancak temyiz incelemesine konu dosyada bulunan ve yine Adli Tıp Kurumu'nca düzenlenen maluliyet raporunda ise davalı ...'ın maluliyet oranı % 45 olarak tespit edilmiştir. Söz konusu dosya getirtilip eldeki dosyaya etkisi değerlendirilip, gerekirse birleştirilerek yeni bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin davalı ...' a yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar ..., ..., ... vekilinin tüm, davacı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

3.Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan hükmün BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacılara iadesine,

Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,

19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.