Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkeme bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; ilk karar davalı ...Ş. ve davacılar ... ... ve ... yönünden kesinleştiğinden bu davalı ve davacılar hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacı ...'nın davalı ...'na açtığı davanın ise reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 19.06.2013 tarihinde davacı ......'nın annesi, davacı ...'nın eşi, davacılar Hidayet ve ...'nın kızları olan yolcu desteğin içinde bulunduğu ve davalı ...Ş.'nin zorunlu mali mesuliyet sigortasını yaptığı araç ile plakası tespit edilemeyen aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında desteğin vefat ettiğini, bu acı olay nedeniyle davacıların maddi zararının doğduğunu, sigorta şirketi ve ... tarafından yapılan ödemenin zararı karşılamaya yetmediğini, bakiye zararın giderilemediğini belirterek açılan belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 6.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek müteselsil tahsilini talep etmiş; 11.03.2016 tarihli bedel artırım dilekçesiyle talebini davalı ... yönünden davacı ... için 49.831,51 TL'ye, davacı ... için 18.278,65 TL'ye, davacı ... için 28.426,83 TL'ye, davacı ... için 20.303,83 TL'ye artırmıştır.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı kurumun yaptırdığı aktüer raporu ile hesaplanan 61.412,00 TL tutarındaki destekten yoksun kalma tazminatını 19.08.2013 tarihinde davacılar vekiline ödediğini, yapılan ödeme karşılığında müvekkili kurumun davacılar tarafından ibra edildiğini, müvekkili kurumun davacılara ödemede bulunarak üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğini ve davacıların tüm zararının karşılandığını, davacı tarafa ödenen tazminatın ibraname mukabilinde ödenmiş olup müvekkili kurumun başkaca bir sorumluluğunun bulunmadığını, yine kurumun sorumluluğunun poliçe limiti ve kusur oranıyla sınırlı olduğunu, kazaya sebebiyet veren araçların kusur oranlarının tespitinin yapılması gerektiğini, davaya konu destekten yoksun kalma tazminatının uzman bilirkişilerce hesaplanması gerektiğini, murisin içinde bulunduğu aracın asli kusurlu olduğunu, murisin gelirinin ispat edilemediğini, müvekkili kurumun davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini, yine müvekkilinin temerrüde düşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; plakası ve sürücüsü belirlenemeyen aracın % 100 kusuru neticesi kazanın oluştuğunu, sigortalı araç ile birlikte iki aracın daha karıştığı zincirleme trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kaza neticesinde davacıların miras bırakanın vefat ettiğini, davacılar tarafından yapılan başvuru ile de müvekkili sigorta şirketi tarafından 34.445,52 TL, ... tarafından 61.412,00 TL olmak üzere toplam 95.857,52 TL'nin davacılara destekten yoksun kalma tazminatı olarak ödendiğini ve müvekkili sigorta şirketinin ibra edildiğini, ödemelerin yapılmasından sonra ise tamamen kötü niyetli ve haksız olarak huzurdaki davanın açıldığını, ana ve babanın tazminat talebinin yersiz olduğunu, murisin gelirinin ispat edilemediğini, müvekkilinin temerrüde düşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemenin 20.05.2016 tarihli ve 2014/499 Esas, 2016/452 Karar sayılı kararıyla; 19.06.2013 tarihinde meydana gelen trafik kazasında araç içinde yolcu olarak bulunan davacılar murisi...nın vefat ettiği, murisin davacı eş Hüseyin, davacı çocuk... davacı anne... davacı baba ...e destek olduğu, temizlik şirketinde çalışarak geliri bulunduğu, kazada araç içinde yolcu olması nedeniyle murise müterafık kusur yüklenemeyeceği, kazada desteğin yolcu olduğu aracın kusursuz olduğu, Ak Sigorta yönünden davanın reddine karar vermek gerektiği, kazada plakası tespit edilemeyen aracın asli ve tam kusurlu olduğu, ...'nın sorumluluğunun poliçe limiti kapsamında olduğu ve temerrüdünün davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde açıkladığı 18.07.2013 tarihindeki başvuru tarihinden 8 iş günü sonra olacak şekilde 31.07.2013 tarihinde gerçekleştiği gerekçesi ile davanın davalı ...Ş. yönünden reddine, davalı Güvenve Hesabı yönünden kabulü ile davacı ... için 49.831,51 TL, davacı ...... için 18.278,65 TL, davacı ... için 20.303,39 TL, davacı ... için 28.426,83 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalının temerrüdünün başladığı 31.07.2013 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalı ...'ndan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 17.06.2019 tarihli 2016/17922 Esas 2019/7666 Karar sayılı ilamı ile davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek " Somut olaya bakıldığında; davaya konu kazada ölen...nın eşi olan davacı ...'nın, ölen eşinin desteğinden yoksun kaldığı iddiası ile tazminat talep ettiği; ancak, davacının yargılama bittikten sonra (11.07.2016 tarihinde) yeniden evlenmiş olduğu, mahkemenin hükme esas aldığı hesap raporunda ise, davacı eş ...'nın muhtemel bakiye ömür süresinin tamamı (26 yıl) için tazminat hesabı yapıldığı; mahkemenin de davacı eş için bu raporla hesaplanan bedeli hüküm altına aldığı görülmektedir. Oysa, destekten yoksun kalma tazminatının yukarıda ifade edilen amaç ve kapsamı; somut gerçeğin bulunduğu durumda varsayımlara dayalı hesaplama yapılamayacağı; destek alacaklısı davacı eş ...'nın ancak eşinin ölüm tarihi ile kendisinin yeniden evlendiği tarih aralığı için tazminata hak kazanabileceği gözetilip hesaplama yapılmalıdır. Buna göre mahkemece davacı eş için, davaya konu kaza tarihi ile davacının yeniden evlendiği tarih arasındaki süre için tazminatın hesaplanması hususlarında, daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden hükme esas alınan rapordaki veriler kullanılarak ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınıp oluşacak sonuca göre (kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle) karar verilmesi gerektiği" gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak bilirkişi incelemesi yaptırıldığı davacı ...'nın olay tarihi ile yeniden evlendiği 11.07.2016 tarihi arasında uğradığı destekten yoksun kalma zararının 19.557,06 TL olmakla beraber, davalıların toplam 85.840,10 TL ödemesine göre karşılanmamış destekten yoksun kalma zararı bulunmadığı; davacı ...'in yeni evlendiği eşinin ev kadını olduğu; desteğin aktif çalışan kadın olduğu, asgari ücretin 1,6 katı üzerinden kök raporda hesap yapıldığı; dolayısıyla aktif yaşam devresi yönünden yeni eşinin destekliği ev kadınıyla sınırlı olduğundan, adı geçen desteklik biçimi yönünden de AGİ hariç asgari ücretin net tutarı benimsendiğinden, bu fark tazmin biçimine göre uyuşmazlığa konu hesaplamanın yapılması sonunda Sigorta şirketinin ödeme yaptığı 2013 yılındaki ücret verilerine göre, davacı eş yönünden hesaplanan destekten yoksun kalma zararının 97.979,32 TL olduğu; davalı ... şirketiyle ...'nın ödemeleri toplamının 85.840,10 TL olduğu, bu durumda destekten yaksun kalma tutarının %87,6 oranında tazmin edildiğinin tespit edildiği, bu oranın fahiş fark olmadığı gerekçesi ile davanın davalı ...Ş. ve davacılar ... ... ve ... yönünden kurulan hüküm kesinleştiğinden bu davacılar ve davalıya yönelik yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacı ...'nın davalı ... Hesabına karşı açtığı davanın ise reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacı ...'ya yapılan ödemenin yetersiz olduğunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu' nun 111 inci maddesinin tazminat miktarına ilişkin ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar ve uzlaşmaların yapıldıkları tarihten itibaren iki yıl içinde iptal edilebileceğinin düzenlendiğini, yapılan ödemenin de yetersiz olduğunu, bozma sonrası yapılacak hesaplamanın kesinleşme tarihine en yakın tarihteki veriler dikkate alınarak TRH 2010 Yaşam Tablosu, progresif rant yöntemi ve ikinci evliliğin kendisine sağladığı yaşam düzeyi, öncekinin altında kalmakta ise önceki ve sonraki yaşam düzeyleri arasındaki fark tutarında tazminat hakkına ilişkin hesaplama yapılması gerektiğini, yargılamanın uzaması halinde olası bozma kararı sonrası hesaplama yapılması gerekmesi halinde güncel veriler ile hesap talep haklarının saklı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
zorunlu mali mesuliyet sigortası bulunmayan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91,95 ve 111 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ...'ya yükletilmesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.