Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı dava dilekçesinde özetle; ...Mahallesinde bulunan 112 ada 7 parsel sayılı ve 112 ada 42 parsel sayılı taşınmazların 40-50 yıldan fazla süredir kendi zilyetliğinde olduğunu, bu nedenle 112 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının tümü ile 112 ada 42 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; zilyetlikle edinme şartları davacı lehine gerçekleşmediği gerekçesiyle ... mahallesi 112 ada 7 nolu parsel bakımından;
a-)Davalı Maliye Hazinesine açılan dava bakımından davacının davasının ispatlanamadığından reddine,
b-)Davalılar Büyükşehir Belediye Başkanlığı, ... Köyü, ..., ... yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle ayrı ayrı reddine,
2-Toptepe mahhalesi 112 ada 42 nolu parsel bakımından; feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararının usul ve esas açısından hukuka aykırı olduğunu, dava konusu 112 ada 7 parsel sayılı taşınmazın babalarından kaldığını, 112 ada 35 parselde babasının adına tapulu bulunan çayır bir bütün olduğunu, kendisi ile kardeşinin aralarında babalarından kalan çayırı paylaştıklarını, bu çayırın kendisine düştüğünü, davaya konu çayırın yanında ... ve ... isimli şahısların çayırları bulunduğunu, bu şahıslarla çayırların sulanması için aynı dere suyunu paylaştığını, şahısların 2010 yılında köylerinde başlatılan kadastro çalışmasında mahalli bilirkişilik yaptıklarını, kadastroda çayırın tespiti yapıldığı zaman köy dışına çalışmaya gittiğini, çayır komşuluğu olan mahalli bilirkişilerin çayırlarının sulama arkından yararlanması amacıyla kadastro tespitinde çayırı ... adına yazdırdıklarını, mahalli bilirkişilerin beyanlarının doğru olmadığını ileri sürerek hükmün kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırılık görülmemesine ve davacının davasını ispatlayamadığı belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; keşifte alınan beyanların yetersiz olduğunu, taşınmazın babadan gelip gelmediğinin tespit edilmediğini, ayrıca tespitte imzası bulunan bilirkişilerin de dinlenmesi gerektiğini öne sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17'inci maddesi,
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Kadastro sonucu ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmasında 112 ada 7 parsel sayılı taşınmaz 44.251,34 m2 yüzölçümü ve ham toprak niteliğiyle senetsizden ... adına, 112 ada 42 parsel sayılı taşınmaz ise 52.896,91 m2 yüzölçümü ve çayır niteliğiyle senetsizden ... adına tespit edilmiş, tutanaklar 21.01.2010-19.02.2010 tarihleri arasında ilan edilerek itiraz edilmediğinden kesinleşip tapuya tescil edilmiştir.
tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle,
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 397,80 TL temyiz başvuru harcı ile 427,60 TL onama harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.