Mahkumiyet

Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.06.2015 tarihli ve 2015/115 Esas, 2015/216 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 09.04.2019 tarihli ve 14-2015/324620 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İstemi
Sübuta, mahkûmiyete yeterli delil olmadığına, intikalin geç olmasına, kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.

Suça sürüklenen çocuğun kuzeni olan katılan mağdurenin arkasından mutfağa giderek "Sus birşey söyleme" diyerek ağzını kapattıktan sonra katılan mağdurenin pijamasını indirdiği, eliyle katılan mağdurenin vücuduna ve cinsel organına dokunduğu, katılan mağdurenin cinsel organını ısırdığı, hemen sonrasında katılan mağdurenin abisi tanık D.C' nin peşlerinden mutfağa giderek onları görmesi üzerine suça sürüklenen çocuğun tanığa kimseye söylememesi uyarısında bulunduğu, tanığı gören suça sürüklenen çocuğun katılan mağdureyi mutfakta bırakarak evine gittiği olayda; katılan mağdure hazırlık beyanında her ne kadar suça sürüklenen çocuğun cinsel organına parmağını soktuğunu belirtmiş ise de; Adlî Tıp raporu gözetildiğinde katılan mağdurenin halen bakire olduğu, yaşının küçüklüğü nedeniyle olayı tam olarak kavrayamayan ve gelişimi itibarıyla olayı anlatmakta zorlanan katılan mağdurenin kendisine karşı gerçekleştirilen eylemin mahiyetini tam olarak algılayamaması nedeniyle suça sürüklenen çocuğun, katılan mağdurenin cinsel organına parmağını sokmadığı, katılan mağdurenin tanık beyanıyla örtüşen beyanına göre suça sürüklenen çocuk tarafından cinsel organını elleme ve öpme şeklinde gerçekleşen cinsel istismara maruz kaldığı kabul edilerek suça sürüklenen çocuğun, çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Dosya kapsamında olayla ilgili bilgisi olduğu anlaşılan katılan mağdurenin babası ile babaannesi ve suça sürüklenen çocuğun annesi, babası ile kardeşinin dinlenmesinden sonra toplanacak delillere göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. Bozma gerekçesine göre, Tebliğnamedeki onama düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.06.2015 tarihli ve 2015/115 Esas, 2015/216 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Sayın Başkan ...'nun karşı oyu ve oy çokluğu ile BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.12.2023 tarihinde karar verildi.

Olay tarihinde, mağdure ile abisi ...'a ders çalıştıran SSÇ'nin mağdurenin su içmek için mutfağa gittiği arkasından da SSÇ'nin gittiği bir süre gelmemeleri üzerine tanık ...'ın da mutfağa gittiğinde, "...'nın kanepede oturduğunu kilodunun ve pijamasının aşağıya inik olduğunu, ...'in de önünde çömelmiş olduğunu başının mağdurenin bacağının arasına koymuş olduğunu gördüğünü" şeklinde yargılamanın her aşamasında doğruladığı bu beyan karşısında, olayı doğrudan görmeyen kişilerin beyanlarının alınmasının sonuca etkili olmayacağını düşündüğümden Mahkemesince verilen hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.