Mahkûmiyet
Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2016 tarihli ve 2015/259 Esas, 2016/164 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk ...'nın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 nci maddesi uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 21.10.2020 tarihli ve 14-2016/286266 sayılı çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs suçundan hüküm kurulması gerektiğine yönelik bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
A. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği
Usul ve kanuna aykırı olan kararın bozulması istemine ilişkindir.
B. Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Suça sürüklenen çocuğun sabit olan eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci, dördüncü ve altıncı fıkraları uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken Mahkemece yazılı şekilde eksik cezaya hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
1. Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; suça sürüklenen çocuk (SSÇ) ile katılan mağdurenin bir süre flört ettikten sonra aralarında anlaşmazlık çıktığı, katılan mağdurenin SSÇ'den ayrılmak istediği ancak SSÇ'nin bunu kabul etmediği, olay günü tarafların parkta karşılaştıkları ve konuşmaya başladıkları, SSÇ'nin ayrılmak istemediğini söyleyerek katılan mağdureyi zorla tenha bir yere götürerek öpmeye çalıştığı, göğüslerini ellediği, gömleğini çıkarmaya ve pantolonunun düğmelerini açmaya çalıştığı, katılan mağdurenin SSÇ'ye engel olduğu, daha sonra SSÇ'nin cinsel organını çıkartarak katılan mağdurenin ağzına sokmaya çalıştığı, katılan mağdurenin SSÇ'nin bacak arasına tekme atması üzerine SSÇ'nin yere düştüğü ve katılan mağdurenin kaçtığı olayda SSÇ'nin eyleminin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu kabul edilmiş, katılan mağdurenin Adli Tıp Kurumundan aldırılan raporuna göre ruh sağlığının bozulduğu bildirildiğinden SSÇ'nin lehine olan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına, 31 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca indirim uygulanmasına karar verilmiş,
2. SSÇ her ne kadar rıza dahilinde sadece öpüştüklerini savunmuş ise de; gerek katılan mağdurenin hazırlık aşamasından itibaren değişmeyen beyanları, yüzünde kızarıklık olduğuna ilişkin raporu ile adli tıp kurumunun ruh sağlığının bozulduğuna ilişkin raporunun katılan mağdurenin SSÇ'nin kendisine saldırdığına ilişkin anlatımını destekler nitelikte oluşu, gerekse katılan mağdurenin ayrılmak istediği ancak kendisinin ayrılmak istemediğine ilişkin SSÇ anlatımının katılan mağdure anlatımı ile örtüşmesi ve SSÇ'nin anlatımının hayatın olağan akışına uygun olmayışı dikkate alınarak cezadan kurtulmaya yönelik olduğu kabul edilip Mahkemece itibar edilmemiştir.
1. Tüm dosya kapsamı ve gerekçe içeriğine göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin ve Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. Katılan mağdurenin aşamalardaki beyanları, savunma ve tüm dosya içeriğine göre, henüz çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun icrai hareketlerine başlamayan suça sürüklenen çocuğun eylemini organ sokmak suretiyle gerçekleştireceğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından Tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2016 tarihli ve 2015/259 Esas, 2016/164 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden suça sürüklenen çocuk müdafii ve Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.12.2023 tarihinde karar verildi.