Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/04/2017 tarih ve 2015/445 E. - 2017/169 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 31/05/2018 tarih ve 2017/1739 E. - 2018/624 K. sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla,duruşma için belirlenen 18.02.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin web tabanlı araç takip sistemini Türkiye'de kurabilmek için Ar-ge çalışması başlattığını, 08/07/2005 tarihinde davalı ile kendi müşterilerine ait araç filolarının web tabanlı bir ortamda izlenmesi, kontrol edilmesi amacıyla bir "Filo Yönetim Sistemi" kurulması için protokol imzaladıklarını, bu protokolle müvekkili şirketin çok gelişmiş bir sistem kurduğunu, sistemin mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunu, Ankara 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/183 E- 2012/219 K. sayılı dosyasında da davalı tarafça sistemin mülkiyetinin, müvekkili şirkette olduğunu kabul edildiğini ileri sürerek, davalının mülkiyeti müvekkiline ait olan "Araç Takip Sistem’ini", haksız fiil ve eylemleri nedeniyle kullanması suretiyle meydana gelen haksız rekabetinin tespitini, önlenmesini, kaldırılmasını ve şimdilik 75.000 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, aynı konuda açılan davada verilen ve kesinleşen bir mahkeme kararı olduğunu, araç takip sistemine ait yazılım kaynak kodlarının, donanım ve yazılıma ilişkin teknik dokümanların ve sair bilgilerin müvekkiline ait olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu "Web Tabanlı Filo Yönetim Sistemi" yazılımının, FSEK’in 2. m. kapsamında ilim edebiyat eseri olduğu, bilgisayar yazılımlarında eser sahipliğinin, yazılımı yapan gerçek veya tüzel kişiliğe ait bulunduğu, görülmekte olan davada yazılımı davalının geliştirdiğinin açık olduğu, dolayısıyla yazılımın eser sahibinin davalı tüzel kişilik olacağı, taraflar arasındaki protokol ile davalının davacı için "Web Tabanlı Filo Yönetim Sistemi" kuracağı, kurulan sistemin mülkiyetinin ve satış-pazarlama hakkının davacıya ait olacağı, davalının bu işi için bir bedel alacağı, kurulan sistemi de davacının işlettiği, satış ve pazarlamasını yaptığı, kurulan sistemin aynısını davalının da kullandığı, davalının bu alanda yazılım ve donanım ürünlerinin olduğu, protokolden önce de bu işleri yaptığı, "Web Tabanlı Filo Yönetim Sisteminin" ilk kez davacıya özel geliştirilmediği, mali hakların teker teker veya bir bütün halinde devredilebileceği, sipariş eseri meydana getiren müteahhitin iş sahibine eserin mülkiyetini devredebileceği gibi mali haklarını da devredebileceği, iş sahibinin mali hakları ancak eser tamamlandıktan sonra devralabileceği ve kullanabileceği, Ankara 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/183 E. -2012/219 K. sayılı dosyasında, davacı Denkasan Telekomünikasyon Ltd.Şti. tarafından, davalısı Mobiliz Bilgi ve İletişimTeknolojileri A.Ş.'ye karşı, taraflar arasındaki sözleşme gereğince kurulan sistemin işletme ve mülkiyet hakkının, sisteme ait yazılım kaynak kodlarının, donanım ve teknik dökümantasyon ile gerekli bilgi ve belgenin davacıya ait olduğunun tespiti ve teslimi ile bu husustaki muarazanın giderilmesi istemine ilişkin dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde, sistemin nihai ürün olması, sistemin teknik dökümantasyon ve yazılım kodlarının davalı şirketin know-how'u olması, üzerinde davalının fikri ve sınai mülkiyet haklarının bulunması sebebiyle bunların davacıya verilmeyeceği, tarafların serbest iradeyle imzalamış oldukları protokolde de bunların davacıya teslim edilmesi gerekeceğine dair bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği ve kararın deracattan geçerek kesinleştiği, somut uyuşmazlıkta da davalının davacıya filo yazılımı için basit ruhsat verdiği, yazılımı davacıya göre özelleştirdiği (firma isminin yazılması, belirli aksesuarlarla, cihazlarla çalıştırılması), bir nevi lisans verdiği, bu hususun taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 4.7. maddesinden de anlaşıldığı, davacının satış ve pazarlaması yanında yazılımı oluşturan eser sahibi olan davalının satış yetkisinin devam ettiği, ancak yapılacak satışlarda davacının son kullanıcı fiyatlarının uygulanması suretiyle davacının pazardaki durumunun korunacağının anlaşmaya yazıldığı, bu durumda eser sahipliğinden kaynaklanan mali hakların tümden devrinin söz konusu olmadığı gibi, mali hakların devri ile ilgili FSEK 52. m. belirtilen şekil şartlarına uyulmaması, hangi mali hakların, hangi konularda süreli veya süresiz devri konusunda açık bir hüküm bulunmaması ve henüz vücuda getirilmemiş bir eserle ilgili olması nedenleriyle mali hakların devredildiğinden bahsedilemeyeceği, davacı kullanımının basit ruhsat şeklinde değerlendirilebileceği, istisna akdinde herhangi bir mali hakkın devrinin bulunmadığı, kaynak kodların verileceğine ilişkin bir hükmün olmadığı ve yine sistemin geliştirilmesinin, idamesinin sağlanmasının, sözleşme ile davalıya bırakıldığı, davacının "Web Tabanlı Filo Yönetim Sisteminde" FSEK’ten kaynaklı bir mali hakkının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının gerek 13.11.2009 tarihli ihtarında gerekse diğer yazılı beyanlarında, mülkiyetinin davacıya ait olduğunu kabul ettiği hususun, davacıya kurduğu sistemin mülkiyeti olup, sistemin yazılım ve kaynak kodlarının mülkiyetinin de davacıya ait olduğunu kabul ettiğine dair hiçbir beyanının olmadığı, kaldı ki aynı taraflar arasında "sözleşme gereği kurulan sistemin mülkiyetinin ve kullanımının davacıya ait olduğunun tespiti suretiyle muarazanın giderilmesi, sözleşme sona erdiği halde teslim edilmeyen yazılım kaynak kodlarının, donanımın ve teknik dokümantasyonun teslimi" istemiyle Ankara 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan davanın, 25.12.2012 tarih ve 2011/183 E.- 2012/219 K. ile "sistemin nihai ürün olduğu, sistemin teknik dokümantasyonunun ve yazılım kaynak kodlarının davalının know how'u olduğundan, üzerilerinde davalının fikri ve sınai mülkiyet hakkının bulunduğu, anılan ürünlerin davacıya teslim edilmesi gerektiğine dair sözleşmede de bir hüküm bulunmadığı" gerekçeleri ile reddine karar verildiği ve kararın Yargıtay 15. HD.'nin 05.06.2014 gün ve 2013/4473 E. - 2014/3870 K. sayılı ilamıyla onandığı, karar düzeltme isteminin de Yargıtay 15. HD.'nin 12.01.2015 gün ve 2014/5958 E.- 2015/46 K. sayılı ilamıyla reddedildiği gerekesiyle, istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 18,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 20/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.