Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde, mülkiyeti davacıya ait olan 614 ada 62 parsel sayılı, 8 kapı numaralı, 90,00 metrekare yüzölçümlü taşınmazı davalıların öteden beri hiçbir hukuki sebebe dayanmadan, ikametgah olarak kullanmak suretiyle haksız biçimde işgal ettiklerini, vekil eden idare tarafından belirlenen ecrimisil bedelinin ödenmesi hususunda davalılara gönderilen ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını, davalılar aleyhine önceki dönem işgal tazminatının tahsili için İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/221 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, davalıların 6111 Sayılı Kanundan faydalanarak ödeme yapmak için müvekkil idareye müracaat ettiklerini açıklayarak, davalıların haksız işgali nedeniyle 01.05.2010-30.09.2013 tarihleri arası dönem için taahhuk eden toplam 29.025,00 TL. ecrimisil bedelinin, kademeli biçimde dönem sonlarından itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalılar ise kendilerine usulüne uygun tebligatlara rağmen davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, yapılan yargılamada davacı beyanları, İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1973/689 Esas sayılı dosyası, tapu kaydı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava konusu taşınmazın zilyedi olmadığı, ecrimisil talep edebilmek için taşınmazın maliki ya da zilyedi olması gerektiği, davalılar tarafından kullanılan taşınmazın davacı adına olan tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal olduğu ve bu nedenle de davacının dava konusu taşınmazın maliki ya da zilyedi olmadığı, anılan mahkeme kararının tapuda infaz edilmemiş olmasının davacı lehine bir hak oluşturmayacağı, malik ya da zilyet olmayan davacı idarenin aktif husumetinin bulunmadığı, gerekçesiyle aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil istemlidir.
Somut olayda, dosya kapsamından dava konusu 614 ada 62 parsel sayılı taşınmazın 20.06.1961 tarihinde ... Genel Müdürlüğü adına tam hisse ile tapuya tescil edildiği görülmektedir. Her ne kadar İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.10.1973 tarihli ve 1973/689 Esas, 1077 Karar sayılı, 28.11.1973 tarihinde kesinleşen ilamı ile ... kızı Vasiliki varisleri olan 1-... 2-... ve 3- ... adlı dava dışı kişiler adına tesciline ilişkin ilam bulunmakta ise de sözkonusu ilam henüz infaz edilmemiş olup aktif halde bulunan dava konusu 614 ada 62 parselin tapuda maliki ... Genel Müdürlüğü görünmektedir. TMK’nin 705. maddesi uyarınca mahkeme kararı ile mülkiyet kazanılırsa da aynı maddenin son fıkrasına göre malikin tasarruf işlemlerinde bulunabilmesi için tapuya tescilin gerektiği belirtilmektedir. Başka bir anlatımla mülkiyet hakkının üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için tapuya tescili gereklidir. Bu nedenlerle iddia ve savunma çerçevesinde deliller toplanarak karar verilmesi gerektiği halde, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 20.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.