İstanbul 25. İcra Ceza Mahkemesinin 16.11.2021 tarihli ve 2021/525 Esas, 2021/607 Karar sayılı kararıyla, şikâyet dilekçesinin reddine karar verilmiş, şikâyetçi tarafından bu karara itiraz edilmiş, İstanbul 38. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.12.2021 tarihli ve 2021/965 D.İş sayılı kararıyla itirazın reddine karar verilmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 20.05.2022 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2022 tarihli ve KYB - 2022/80902 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.06.2022 tarihli ve KYB - 2022/80902 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, her ne kadar İstanbul 25. İcra Ceza Mahkemesinin 16/11/2021 tarihli kararı ile müşteki tarafından gerekli başvuruların yapılarak sanığın bilgilerine ulaşılamadığına dair bilgi veya belge sunulmadığı, şikayet dilekçesinde 5271 sayılı Kanun'un 170. maddesindeki unsurlar bulunmadığından bahisle şikayet dilekçesinin reddine karar verilmiş ise de;

5941 sayılı Çek Kanunu'nun "Ceza sorumluluğu, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı" başlıklı 5. maddesinde yer alan "Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur...Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanununun 347,349,350,351,352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır..." şeklindeki ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 351/1. maddesinde yer alan "Şikayetçi dilekçe veya beyanında gösterilmiş olduğu delillerle bağlıdır." şeklindeki düzenlemeler uyarınca, icra ceza mahkemesine hitaben yazılan şikayet dilekçesinde şüphelinin isim bilgilerinin açıkça gösterilmesi gerektiği, dilekçede şüpheli olarak gösterilmeyen kişilerin icra ceza mahkemesince tespit edilmesi ve cezalandırılmasına olanak bulunmadığı gibi, 2004 sayılı Kanun'un 351/1. maddesindeki açık düzenleme nedeniyle yargılamanın ilerleyen safhasında da şikayet dilekçesinde şüpheli olarak gösterilmeyen bir kişinin sonradan şüpheli olarak bildirilmesinin de mümkün olmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2013/11-472 esas 2017/533 karar ve 2014/11-301 esas, 2014/551 karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, dava açan belge olması nedeniyle müşteki tarafından İcra Ceza Mahkemesine verilen şikayet dilekçesinin şüpheli veya şüphelilerin isimleri şikayete konu olaya ilişkin bilgileri içermesi gerekeceği, bu eksikliklerin sonradan mahkemece tamamlanması suretiyle yargılamaya devam edilemeyeceği şeklinde açıklamalar karşısında,
Yargılamaya konu somut olayda, müşteki vekilinin 10/11/2021 tarihli şikayet dilekçesinde şüpheliler olarak ..., Arife Baylan ve Muzaffer Yıldırım isimli şahısların belirtildiği, bu dilekçeye ek olarak sunulan 17/09/2021 tarihli ve 10411 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde şüpheli şirketin yetkililerinin değişen şekilde Arife Baylan ve Muzaffer Yıldırım isimli şahıslar olduğunun ve kimlik bilgilerinin bulunması karşısında, şikayet dilekçesinin şüpheli veya şüphelilerin isimleri şikayete konu olaya ilişkin bilgileri içerdiği, bu haliyle mahkemesince belirtilen gerekçe ile şikayetin reddine karar verilemeyeceği gözetilmeksizin, yazılı şekilde itirazın bu yönden kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2.İstanbul 38. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.12.2021 tarihli ve 2021/965 D.İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına

TEVDİİNE,

19.02.2024 tarihinde karar verildi.