B O Z M A Ü Z E R İ N E
Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Katılan vekilinin 10.11.2020 tarihli dilekçesinin, temyize cevap dilekçesi olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede;
Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 30.11.2017 tarih, 2016/1859 Esas, - 2017/14937 Karar sayılı bozma ilâmı ile "... kaçak su tespit tutanağına konu yerde ne zamandan beri oturulduğu kaçak ya da usulsüz kullanımın ne zaman başladığının gerekirse komşu, mülk sahibi gibi tanıklara da sorulması, kolluk araştırması, MERNİS, sabit-cep telefonu abonelik ve adresleri gibi araştırmalar ile kesin olarak saptanması..." gerekçeleri ile ilk derece mahkemesi kararının bozulduğu; sanığın bozma sonrası talimat ile alınan savunmalarında, suça konu yerde kayın validesinin oturduğu, eşi ceza evinde olduğundan, eşinin ailesi yanında kaldığı, kaçak suyu eşinin ailesinin kullandığı, tutanağın tutulduğu tarihte, görevlilerin kimlik istemesi üzerine, kayın validesi tarafından kendisine ait kimliğin görevlilere ibraz edildiği ve bu nedenle tutanakta kendi adının bulunduğunu ifade ettiği; ilk derece mahkemesince tutanak tarihinde suça konu adreste kimin oturduğu ve kaçak suyun kim tarafından kullanıldığına dair ayrıntılı bir incelemenin yapılmadığının anlaşılması karşısında; suça konu adreste, suç tarihinde kimin oturduğuna dair ayrıntılı bir araştırma yapılmadığı dikkate alınarak, öncelikle sanığın savunmalarının doğruluğunu tespite yönelik çevre evlerden de sorulmak suretiyle gerekirse ilgili kişiler tanık sıfatı ile dinlenerek ve kolluk marifetiyle de araştırılarak tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.