Esastan ret
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalı şirket arasında 21.10.2016 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalıya farklı türde krediler kullandırıldığını, davalı ...'ın davalı şirketin ortağı olduğunu ve anılan kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, kredilerin geri ödenmesi sırasında aksaklıklar yaşandığını ve davalı şirketin kredi borçlarının 178.000,00 TL tutarlı 42 ay vadeli 8880...0002 numaralı taksitli ticari yapılandırma kredisi ile yapılandırıldığını ancak yapılandırma kredi borcu taksitlerinin de ödenmediğini, hesabın kat edilip borçlu ve kefile hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini ancak atıfet süresi içinde ödenmediğini ileri sürerek davalıların, aleyhlerine başlatılan icra takibine itirazlarının iptali ile icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacı bankanın davalı şirket ile aralarındaki kredi sözlemesi kapsamında kullandırılan kredilerin yapılandırılmasına ilişkin belgelerde, yapılandırma evraklarında ve geri ödeme planında şirket yetkilisi davalı ...'ın imzasının bulunmadığını, hesap kat işlemlerinin usulsüz olduğunu, zira davalı şirketin kredi borcunu ödemede temerrüde düşmediğini, faiz oranının fahiş olduğunu, takipten önce temerrüt gerçekleşmediğinden temerrüt faizi talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile davalı şirket arasında 21.10.2016 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalandığı ve davalı şirkete farklı tarihlerde farklı türde krediler kullandırıldığı, kredi kartı tahsis edildiği, davalı ...'ın davalı şirketin ortağı ve temsilcisi olduğu, mezkur genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesindeki kefaletin geçerliliğine ilişkin şartların sağlandığı, takip dayanağının 8880...0002 numaralı taksitli ticari yapılandırma kredisi olduğu, davalılar vekili, yapılandırma kredisi ile ödeme planında şirket yetkilisinin imzası olmadığını ve bu konuda taraflar arasında bir sözleşme bulunmadığını ileri sürmüş ise de, taksitli ticari yapılandırma kredisi için taraflar arasında ayrı bir sözleşme yapılmadığı ve protokol düzenlenmediği, taksitli ticari yapılandırma kredisinin 19.03.2019 tarihli yapılandırma talep formuna istinaden kullandırıldığı, talep formundaki davalı şirket kaşesi üzerinde yer ... imzanın davalı ...'ın ... ürünü olduğunun saptandığı, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacak talebinin 6098 sayılı Kanun'un 146 ncı maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, zamanaşımının 149 uncu maddenin birinci fıkrası uyarınca alacağın muaccel olması ile işlemeye başlayacağı, muacceliyetin ise hesap kat'ı ile birlikte gerçekleştiği, somut olayda, hesabın 10.06.2019 tarihi itibariyle kat edildiğin, 07.11.2019 tarihinde takip başladığına göre davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı, 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 8 ... maddesi uyarınca davacı banka ile davalı şirket arasındaki sözleşme serbestisi ilkeleri çerçevesinde belirlenen faiz oranlarının geçerli olduğu, davalı ... ticari nitelikteki kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığından, sözleşmedeki faiz oranlarının, 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesindeki teselsül karinesi uyarınca davalı ...'ı da bağladığı, takip konusu taksitli ticari yapılandırma kredisinin, 178.000,00 TL tutarlı ve ilk 4 ay ana para ödemesiz (sadece faiz) 42 ay vadeli olduğu, ilk üç ay faizin sözleşmeye uygun olarak ödendiği ancak 19.06.2019 tarihinden sonra herhangi bir ödeme yapılmadığı ve hesabın kat edildiği, kat tarihinden temerrüt tarihine kadar akdi; temerrüt tarihinden takip tarihine kadar temerrüt faizi uygulandığına göre, yapılan işlemlerde kanuna ve taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılık bulunmadığı, alacağın likit ve belirlenebilir olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, Samsun İcra Dairesinin 2019/102048 sayılı takip dosyasına vaki itirazın kısmen iptali ile, 178.000,00 TL asıl alacak, 26.707,39 TL işlemiş faiz, 1.335,37 TL BSMV, 294,64 TL masraf ve 606,00 TL ihtiyati hacizdeki vekâlet ücreti olmak üzere toplam 206.943,40 TL üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %49,20 oranında faiz işletilmesine ve faizin %5'i oranında BSMV uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1.Davacı vekili istinaf başvru dilekçesinde özetle, asıl alacağa ilişkin hesaplamanın hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, yapılandırma evrakında müvekkili şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığını, geri ödeme planını düzenlenmediğinden müvekkilinin yapılandırmadan ve taksit tarihleri ile tutarından haberdar olmadığını, yapılandırma adı altında faizi Devlet tarafından ödenen KOSGEB kredisinin de yapılandırmaya eklenerek hukuka aykırı şekilde faiz işletildiğini, ödenen faizin tekrar talep edildiğini, kredi sözleşmesinin müvekkilini koruyacak mahiyette olmadığını, haksız şart içerdiğini, sözleşme öncesi bilgi formunun verilmediğini, müvekkili ödemelerini yaparken hesabın kat edildiğini, davalı bankanın muhtelif birimleri tarafından sürekli ödeme uyarısında bulunulmasından dolayı fazladan da ödeme yapıldığını, faiz oranlarının fahiş olduğunu, ihtiyati haciz kararının haksız yere verildiğini, ödemelerini düzenli olarak yapan müvekkilinin borcu olup olmadığını bilebilecek durumda olmadığını, bu nedenle aleyhe hükmedilen icra inkâr tazminatının hukuka aykırı olduğunu, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, Mahkemece taraf delillerinin usulüne uygun olarak toplandığı, değerlendirilerek tartışıldığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, davalı şirketin ve ...'ın imzaladığı kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan krediden sorumlu olmaları ve takip tarihi itibariyle alacağın zaman aşımına uğramaması, davacı alacağının doğru olarak tespiti karşısında, mahkemece verilen kararın dosyada mevcut deliller kapsamında usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde istinaf aşamasındaki itirazları yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesine istinaden başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. 6098 sayılı Kanun'un 146,149 uncu maddesinin birinci fıkrası, 583 üncü maddesi,
4.6102 sayılı Kanun'un 7,8 ve 10 uncu maddeleri.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Hükme esas alınan 08.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda, davalı şirkete 28.12.2017 tarihinde kullandırılan KOSGEB kredisinin de davaya konu ticari yapılandırma kapsamında bakiyesinin kapatıldığı belirtilmiş olup, davalılar vekili tarafından bu rapora karşı sunulan dilekçede KOSGEB kredisinin mahiyetine değinilerek itirazda bulunulduğu halde Mahkemece davalılar vekilinin itirazı ile ilgili olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmayıp, itirazları karşılar mahiyette ek rapor alınmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalılar vekilin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.